Monograf Journal Edebiyat ve İktidar (2014 / 1) | Page 96
ODAK
96 • Naim Atabağsoy
irini üretmek durumundadır. Örneğin Divan şiirinin belli bir
sevgili tipi vardır ve şair bunun dışına çıkamaz. Bu durumun
metinlerdeki yansıması bizi şu sonuca götürür: Tüm Divan şairleri tek bir tip sevgiliye âşıktırlar ve tümü de o belirli sevgiliden
bahsederler. Nitekim Ömer Faruk Akün de “Divan Edebiyatı”
başlıklı yazısında bu sevgili tipine değinirken şiir yazanın kim
olursa olsun âşık konumuna girmesi gerektiğinin altını çizer.
Bu durumdaki şair, başkalarınınkiyle aynı olan duyguları yaşayacak, “fizik ve moral hususiyetleri diğer şairinki ile bir ve
müşterek olan aynı tip bir sevgiliyi sevecektir” (414). Bunun
yanı sıra mazmunlar da bellidir. Bir şair sevgilisini anlatırken
benzetme yapıyorsa bu noktada özgürlüğü sınırlıdır. Ali Nihad
Tarlan “Divan Edebiyatında Sanat Telâkkisi” başlıklı yazısında
bu meseleye değinirken şunları söyler:
Divan edebiyatının müşebbehünbih âlemi hemen
yüzde yetmiş İran edebiyatından gelir. Meselâ yüz,
ya güneşe, ya aya, ya güle benzetilir. Saç, miske, anbere, şekli dolayısıyla sünbüle filân benzetilir. Bunlar, bir taraftan kelime bakımından Arapça ve Farsça
ise de, idealist bir edebiyatın beşeri tez