Milliyet Australia Turkish Newspaper 30 April 2013 / 76 | Page 8

08

MAGAZİN

30 April 2013

“ Yusuf Hayaloğlu ve Selda Bağcan’ ın ocağında yetiştim”

Yaklaşık 20 yıldır müzikle uğraşan Serhad Raşa, Yusuf Hayaloğlu ve Selda Bağcan`la çalışma şansını yakalamış bir müzisyen. 2007 yılında Ahmet Kaya anma gecesinde Ahmet Kaya şarkılarını en iyi yorumlayan sanatçı olarak çağırılan Serhad Raşa’ nın yaptığı müzik ve ses rengi Ahmet Kaya`ya benzetiliyor. Mayıs ayında Avustralya Türk ve Kürt Toplum Hizmetleri Kooparatifi tarafından düzenlenen bir turne için Avustralya’ ya gelecek olan sanatçıyla kısa bir söyleşi yaptık.
Müzikle ilk tanışmanız nasıl oldu? Müzikle ilk tanışmam ilkokul yıllarına denk gelir. Hepimizin ilkokul yıllarında mutlaka blok flüt çalmışlığımız vardır işte benimde müzikle tanışmama vesile olan blok flüt oldu. Aynı zaman diliminde okullarda bando takımları vardı ki halende var sanırım ben ilkokul birinci sınıftan lise son sınıfa kadar bando takımı içerinde hem ritim hem de borazan çaldım. Yani ilk tanışma böyle oldu ama ben sekizinci sınıfa geldiğimde gitar ve piyano ile a- matör çapta ilgilenmeye başlamıştım. Daha sonra ilk grubumuzu liseden arkadaşlarla kurduk ve bir okul gecesinde ilk konserimizi verdik. Peki profesyonel müzik hayatınıza geçiş nasıl oldu? Müzik artık kanıma girmişti, müziğin dışında ne yapsam eksik kalacaktı. Liseden sonra dershane için Ankara’ ya anneannemin yanına gittim ve bir dershaneye yazıldım ama sadece yazıldım tabi aklım müzikte i- di sonuçta Hatay’ da küçük bir ilçe o- lan Kırıkhan’ da büyümüştüm oradan Ankara’ ya gidince müzik adına o kadar çok imkan olduğunu farkettim ki yani senfonik konserler, hayranı olduğumuz sanatçıların konserleri, sokak müzisyenleri, herşeyi bulabileceğiniz ve vitrinlerine
saatlerce hayran hayran bakacağınız müzik mağazaları … Artık kararımı vermeye başlamıştım ben müzik yapmak istiyordum. Zaten dershanede pek
iyi gitmiyordu ve ben dershaneden ayrılıp özel bir müzik okulunda piyano-şan bölümüne kaydoldum
. Bir yandan eğitime devam ederken oradaki arkadaşlarla küçük gruplar oluşturup kafelerde programlar yapmaya başladım. İşte bu zaman içerisinde programlar devam etti daha profesyonel bir sürece evrildi. İstanbul süreciniz nasıl oldu? Ankara’ da kafe, bar programlarına devam ediyordum birgün program yaptığım yere Yusuf Hayaloğlu’ nu davet ettiler program yapması için Yusuf kabul etti ve geldi, tabi şiir programı yaptığı için yanında orkestra getirmiyor program yaptığı yerlerdeki orkestralar o- na eşlik ediyordu, bendende program için kendisine orkestramla eşlik etmemi istedi bende severek kabul ettim. O gün ve ertesi gün orada program yaptık ve güzel geçti program sonrası Yusuf Abi bana aslında bu işlerin kalbinin İstanbul olduğunu ve orada çok daha şeyler yapabileceğimi söyledi ki zaten bende durumun farkındaydım ama gitmem için bir neden gerekiyordu oda olmuştu zaten. Üç ay sonra İstanbul’ a yerleştim ve orada da Yusuf Hayaloğlu ile ikili sahneler hem İstanbul hemde başka şehirlerde devam ediyordu. İstanbul bambaşka bir durumdu Hatay’ dan Ankara’ ya geldiğimde yaşadığım duruma çok benziyordu, herşeyin çok hızlı yaşandığı çok hızlı tüketildiği
bu şehirde şehrin hızının dışında birşey yapmak mümkün değildi. Benim için ilk zamanları korkutucuydu diyebilirim. Yusuf Hayaloğlu ile programlar devam ederken Selda Bağcan ile yolum kesişti ve Selda Abla ile üç yıl kadar ona vokal yaparak konserlere gittim ve benim için çok önemli bir deneyimdi. İki ustanın o- cağında yetiştim diyebilirim. Artık İstanbul’ a yerleşmiştim konserler devam ederken diğer yandan beste çalışmalarına ağırlık veriyordum o süreçte çok solistli“ Renkahenk Türküler” isimli albümde“ Mapusun İçinde Üç Ağaç İncir” isimli Türkü ile yer aldım ve dinleyiciler ilk defa türkü ile tanıdılar beni. Daha sonra aynı ismi taşıyan serinin iki ve üçüncü albümlerinde de yer aldım ve 2008 de ilk solo albümüm olan“ Merhaba” çıktı daha sonra 2012 yılında ikinci albüm“ Sen Gibi” çıktı. Yeni albüm“ Yakasız İstanbul” bitmek üzere zannediyorum ben konser için Avustralya’ da olduğumda çıkmış olacak. Ahmet Kaya`nın üzerinizdeki etkileri nelerdir? 85`de ilk albümüyle takip etmeye başladım ve bir daha hayatımdan çıkmadı. Müzikal uyum dışında devrimci bir kültürle yaşamam da beni ona daha çok yaklaştırdı. Aramızdaki benzerliğe avantaj ya da dezavantaj diye hiç bakmadım. Belki, hayata bakışımızda da benzerlikler vardı. Peki son olarak sanata bakışınız hakkında ne söylemek istersiniz? Sanat insanın ürettiği en önemli şeylerden birisi elbet insanın evriminde ö- nemli bir yer tutar. İlk çağlardan bugüne kadar yani mağara duvarlarına çizilmiş resimlerden,
hayvan kemikleri ve derilerinden yapılmış enstrümanlara kadar bize insanlık tarihi hakkında önemli ipuçları verir. Zaman içerisinde insanın yaşam biçimindeki değişimle birlikte yani avcıktan-toplayıcılıktan, tarıma yerleşik hayata
geçilmesi ilk sosyal toplulukların oluşması, mülkiyet kavramının ortaya çıkışı oradan sınıflı toplumların oluşması ve günümüze kadar geçen zaman içerisinde sanatın evrimi devam etmiştir halen de etmektedir. Sanatçı yaşadığı çağın sorumluluğunu üstlenendir yani vicdan aynasıdır bir anlamda. Bugün kapitalizmin herşeyi metalaştırmasından sanatta payını almaktadır, i- çi boşaltılmış ve değerinin pazar payıyla ölçüldüğü sözde sanat eseri yani ne anlattığı insana ne değer kattığının hiç bir önemi olmadan pazar tabiriyle“ Kaç Sattığı” yla ölçülen değersizlikler toplamıdır kapitalizmin tarif ettiği sanat. Bu durum karşında ki sanatçının yani bu adaletsizlikler ve çirkinlikler karşısında sözü olan sanatçının kendi inandığı değerlerden yola çıkarak ve sonucu ne olursa olsun doğru bildiğini söylemekten korkmayarak üretmesi gerekiyor. Ben sözü daha fazla uzatmadan Schiller’ in“ Sanat, Özgürlük Tarafından Emzirildikçe Büyür” sözü ile son vermek istiyorum sevgiyle...

Kenan Beren’ e aşkını ölümsüzleştirecek

Kenan Doğulu, son bir yıldır sevgilisi Beren Saat için yazdığı şiirleri şarkı yapmaktan vazgeçti. Doğulu, bugünlerde Saat için yazdığı romantik dizeleri bir kitapta toplamak için büyük yayınevleriyle görüşmeler yapıyor... BEREN’ E BÜYÜK SÜRPRİZ YAPACAK Beren Saat-Kenan Doğulu aşkı kitaplara konu olacak! Bir yıldan fazladır büyük bir aşk yaşayan ve haklarında sık sık evlenecekleri yönünde iddialar ortaya atılan ikilinin aşkı dizelerde yaşayacak. Doğulu, bir yıldır sevgilisi için yazdığı şiirleri besteleyip bir albüm yapma fikrinden vazgeçti. Ünlü şarkıcı, Saat’ e bir sürpriz hazırlıyor. KAPAKTAN KAĞIDA İLGİLE- NİYOR Saat için yazdığı şiirleri bir kitapta toplamaya karar veren Kenan Doğulu, hiç vakit kaybetmeden harekete geçti. Basım için büyük yayın evleriyle görüşmeler yapmaya başlayan Doğulu, kapağından kağıdına kadar kitabın her şeyiyle tek tek ilgleniyor. Kitabın yaz sonuna doğru kitapçılarda olması bekleniyor.

Ferdi Tayfur’ dan kötü haber

Üzüntüden hasta olduğu söylenilen şarkıcı Ferdi Tayfur hastanelik oldu. Siroz teşhisi konuldu.
Dolandırıcıya 16 villa ve 6 villa arazisi kaptıran Ferdi Tayfur sıkıntıdan hasta oldu. Önce şekeri çıkan, ardından siroz başlangıcı olan sanatçı son çare tapu iptal davası açtı. DOLANDIRILDI, HASTANELİK OLDU Birikimleriyle Yalova’ da natamam bir siteden 16 villa ve 6 villa arazisi alan Ferdi Tayfur, Çağdaş Sülün Osman tarafından dolandırıldı. Emlakçı Mustafa Tezgel vasıtasıyla villalarını ve villa arazilerini kendisini özel hastane sahibi olarak taınıtan Ç. Ö adlı birisine 14 eşit senet karşılığında 800 bin liraya satan Ferdi Tayfur, senetlerin karşılığını alamadı. Senetleri kendine ait olmayan hastanenin kaşe üzerine imzalayan şahıs, senetlerini ödemediği gibi tapuyu da başka bir şahısa sattı. 2 aydır binbir uğraşla parasını kurtarmaya çalışan Ferdi Tayfur önce şekerinin çıkmasıyla hastanelik oldu. SİROZ TEŞHİSİ KOYDULAR Son olarak da karaciğer rahatsızlığı nedeniyle gittiği hastanede kendisine siroz teşhisi konuldu. Ferdi Tayfur, şahıstan parasını alamadığı gibi başka birisine satılan villaları ve arazisi için son çare tapu iptal davası açtı. Şimdi hem tedavisiyle uğraşıyor hem de mahkemeden çıkacak kararı bekliyor. Ferdi Tayfur’ a satışta aracılık eden emlakçı Mustafa Tezgel konuyla ilgili olarak“ Şahıs bildiğiniz Sülün Osman. Kendisini hastanenin sahibi olarak tanıttı. Senete hastanenin kaşesini basıp üzerini imzaladı. Senet zamanı gelince’ Bankadan kredi alamadım’ deyip ödemedi. Üstelik tapuyu da başkasına satmış. Ferdi Tayfur hasta oldu. Günde birkaç kez arıyor ne oldu diye. Utanıyorum telefonuna cevap veremiyorum” dedi.