Milliyet Australia Turkish Newspaper 30 April 2013 / 76 | Página 3

30 April 2013

Milliyet MELBOURNE

AUSTRALIA

03

MÜJGAN KİM mujgankim @ milliyet. com. au

Merhumu nasıl bilirdiniz?

Mezarlıkta cenaze törenindeyim. Merhum tabutunda musalla taşının üstünde, önünde namaza durmuş erkek kalabalığı, biraz ilerisinde toplu halde kadınlar. Yan tarafta yeni kazılmış mezarın toprakları ve derin bir çukur, derin bir sessizlik, derin bir hüzün.

Yüzlerde ani ölümün getirdiği şaşkınlık ve korku. Ölüme karşı duyulan bu hisler, bu üzüntü gideni bir daha göremeyeceğimiz için mi, yoksa sıranın birgün bize, bizim yakınlarımıza da gelme ihtimali mi? Gidene mi acıyoruz, üzülüyoruz arkasından ağlayan ailesine mi? Ağlamamız onlar ağladığı için mi yoksa kendimize mi ağlıyoruz aslında.
O derin çukura koyup üstünü toprakla örttüğümüz merhumu ilk önce ruhu terketmiş zaten, sonrada mezarlıkta bizler teker teker bırakıp gidiyoruz. Toprak altında üşür mü acaba, karanlıkta yalnız korkar mı? Beni niye bırakıp gidiyorsunuz tek başıma diye üzülür mü, kızar, küser mi bize? Ya ailesi; akşam olup yattığında boş yastığını koklar mı eşi? Sabah uyandığında sesini duyamamak ne yapar insana?
Acaba güzelliklerle dolu yaşamda, ona hediye edilen bu ömürde neleri dert etmişti kendine? Etmeseydi daha mutlu olmaz mıydı? Yapmak isteyipte yapamadığı, durmadan ertelediği bir sürü şey vardı belkide. Yapsaydı keşke, yapmadan gitmeseydi. Gitmek, görmek istediği yerler, insanlar yok muydu? Gitseydi, görseydi, öpseydi anasını son defa. Sevdiklerine sevdiğini söyleyip, sıkı sıkı sarılsaydı. Acaba aklındakileri, içindekileri söyleyebildi mi, vedalaşıp koklaya koklaya öpebildi mi yanıbaşındakileri? Hiç güneşin doğuşunu seyredebildi mi mesela? Sonsuz ufka bakarken deniz kenarında bir sigara tüttürdü mü? Yani yaşadı mı ki gerçekten de bitti ömrü, yoksa bir varmış bir yokmuş misali masal mıydı, hayal miydi herşey?
Her cenazede ölümü yine hatırlar, bir sürü derslerle geri döneriz ama kısa zamanda hepsini unuturuz, o dersler hiç bir zaman kalıcı olmaz. Kalıcı olsaydı, kırgınlık mı kalırdı, amelsizce, doyumsuzca yaşadığımız hayatımız mı kalırdı, para, mal mülk, şan şöhret sevdası mı kalırdı?
Bir dahaki cenaze töreninde musalla taşına bakarken orada yatanın siz olmadığına sevineceğinize“ orada ben olsaydım“ diye düşünün. Nasıl bir hayat yaşamış olarak öteki tarafa gidiyor olurdunuz acaba? Öncelikleriniz yine böyle mi olurdu? Ailenize, sevdiklerinize daha çok vakit ayırmak yerine başka şeylere mi pirim verirdiniz hala? Neleri dert edinmişim, nelerle boşuna üzülmüş, beni sevenleri de nelerle üzmüşüm, şu vakitlerimi boşa harcayacağıma, aptalca şeylere üzüleceğime, sevdiklerimle güzel geçirebileceğim günleri manasız kırgınlıklar ve dertlerle ziyan edeceğime mutlu olup sevineyim, sevindireyim diye düşünür müydünüz?
Hayatta bütün yaptıklarınızı bir düşünün. Siz kimsiniz, öldükten sonra nasıl hatırlanmak istiyorsunuz? O musalla taşında yatarken orada bulunun onlarca insan sizin için ne düşünüyor? Çok iyi bir insandı, dürüsttü, çalışkandı, kimsenin kalbini kırmazdı, yardımseverdi, bilgiliydi, saygılıydı, vefalıydı, sevecendi, güler yüzlüydü, uyumluydu, pozitifti, çok sevilen, sayılan biriydi diyebilinecekse ardınızdan ne güzel, ne mutlu size. Demek ki hayatınızı iyi değerlendirmiş, güzelliklerle doldurmuş, bir yer edinmişsiniz şu fani dünyada. Çekip gittiğinizde yeriniz dolmayacak, aileniz, çocuklarınız, tanıdıklarınız tarafından hep iyi hatırlanacaksınız. Hatta sizden sonra doğacak olanlara bile hep güzel hatıralarla anlatılacaksınız. Sizi görmüş, tanımış olmayı dileyecek torunlarınız olacak. Hikayeleriniz, yaptıklarınız belki de nesilden nesile aktarılacak.
Ama hayatta nemrut, sinirli, somurtkan, cimri, çıkarcı, yalancı, hep şikayet, dırdır eden, memnunsuz, mutsuz, yüzü gülmeyen, saygısız, vefasız, herşeyi ben bilirim havalarında gezen, burnu büyük, etrafında sevilmeyen, inatçı, düzenbaz, ara bozucu insanlar da var. Bu şekilde hatırlanmayı sanırım kimse tercih etmez. İşte kendinizi kendi cenaze töreninizde hayal etmek, size dönüp geriye bakmak ve herşey bitmeden hayatınızda bazı önemli değişiklikler yapmak fırsatı verir. Şanslısınız bakın, cenaze sizin cenazeniz değil, elinizde değişmek için, iyi hatırlanmak, yapmak istediklerinizi yapabilmek için hala fırsat var.
Merhumu nasıl bilirsiniz dediklerinde, nasıl bilinmek isterseniz öyle yaşayın.
‘ Bütün günler ölüme gider, son gün varır.’ Montaigne

Çalışma saatlerinize dikkat edin!

Avustralya ' da bir grup bilim insanı, kariyer odaklı yaşayan ve haftada 35 saatten çok çalışanların, daha az çalışanlara göre çok kilo aldığı tespit etti.
Monash Üniversitesi bundan yaklaşık altı ay önce yaptığı çalışmada, çalışma saatlerinin kilo almaları üzerine etkileri araştırıldı. Dr. Nicole Au yönetimindeki bilim insanları, 45-50 yaş aralığındaki 9300 çalışan üzerinde yaptığı çalışmalar çok çarpıcı sonuçları da beraber getirdi. Açıklanan sonuçlara göre haftada 35 saatten çok çalışanlar kilo almaya başlarken 49 saatten çok çalışanlarda ise alkol ve sigara alışkanlıklarında artış görülüyor. Araştırma sonuçlarıyla ilgili açıklama yapan Dr. Niclolas Au şöyle bir açıklamada bulundu: '' Çalışma saatleri uzadıkça evde sağlıklı yemek yapma imkanı kısıtlanıyor. Daha az uyuyorlar ve hiç spor yapmıyorlar. Bu da obeziteye davetiye çıkartıyor.''

Son Gazi’ nin oğluna büyük ilgi

Melbourne’ da Şafak Ayini’ ne ve ANZAC törenlerine babasının üniforması ile katılan Son Çanakkale Gazi’ si Hüseyin Kaçmaz’ ın oğlu Turgut Kaçmaz, Avustralyalılar tarafından yoğun ilgi ile karşılandı.
Milliyet- Melbourne
25 Mart Perşembe sabah saat 5’ te Şafak Ayinine babasının üniforması ile katılan Turgut Kaçmaz’ a Avustralya medyası da geniş yer verdi. Üzerinde babasının üniforması ve elinde Türk bayrağı ile Avustralya medyasında yer alan Turgut Kaçmaz, ANZAC yürüyüşünde de ilgi odağı haline geldi. Geçit töreninin yapılacağı cadde üzerinde Avustralyalı savaş gazileri ve onların yakınlarını selamlayarak ellerini sıkan Kaçmaz’ a Avustralyalı gazilerde yakın ilgi gösterdi. Turgut Kaçmaz‘‘ 98 yıl sonra onların gönlünü almaya geldim’’ Avustralyalı Türklerle birlikte resmi geçit yürüyüşüne katılan Turgut Kaçmaz, cadde kenarlarında kendisini alkışlayan Avustralyalılarla tek tek el sıkıştı. 77 yaşındaki Son Çanakkale Gazi’ sinin oğlu ilerlemiş yaşına rağmen yaklaşık 2 kilometrelik yürüyüş boyunca sempatik tavırları ve bitmeyen enerjisi ile Avustralyalılar tarafından alkışlandı. Geçit töreni sonrasında AA muhabirinin sorularını cevaplayan Turgut Kaçmaz, Avustralyalıların Şafak Ayinine gösterdikleri ilgi karşısında şaşırdığını söyledi. Kaçmaz‘‘ ben böyle bir şeyi bugüne kadar hiç görmedim, ben İngiltere’ deki Şafak Ayinine katıldım, Türkiye’ de Şafak Ayinlerine 30 yıl katılmışımdır, ama bu kalabalığı hiç bir yerde görmedim bu duyguyu hiç bir yerde alamadı’’ dedi. Kaçmaz‘‘ 98 yıl önce Avustralyalılar Çanakkale’ ye geldiler bende 98 yıl sonra Avustralya’ ya onların gönlünü almak için geldim’’ dedi. Avustralya’ dan çok iyi izlenimlerle Türkiye’ ye döneceğini ifade eden Kaçmaz şöyle devam etti‘‘ bu duyguyu kimse bana veremez o kadar duygulandım ki ben saat 5’ ten beri a- yaktayım ve 77 yaşındayım sanki 40 yıl kadar genceldim burada’’ dedi. Avustralyalılar duygulandı Son Çanakkale Gazisinin oğlunu babasının kıyafetleri ile karşısında gören Avustralyalılar duygusal anlar yaşadı. Babası Yeni Gine cephesinde savaşan Vanessa Jennison, savaşın çok kötü bir şey olduğunu hatırlatarak‘‘ bizim askerlerimiz Türklerle savaştı ama aslında Avustralya’ da hepimiz aynıyız’’ dedi. Çanakkale’ de savaşanların çok genç insanlar olduğunu hatırlatan Jennison, iki tarafta ülkeleri için doğru şeyi yaptıklarını düşünüyorlardı, birbirlerini öldürmeye mecbur tutuldular şeklinde konuştu. İkinci dünya savaşı gazisi büyük babasını ve büyükannesini yıl içinde kaybeden Matt Gogan Turgut Kaçmaz’ ı karşısında görünce göz yaşlarını tutamadı. Gogan‘‘ her yıl büyük babamla birlikte yürürdüm fakat bu sene yürüyemedim, büyükbabam burada değil’’ dedi. Arkadaşlarını Çanakkale Savaşında kaybeden Max Dosser Türkleri kastederek‘‘ biz onları düşman olarak seçmedik, bize verdikleri saygının karşılığını vermek istiyoruz’’ dedi. Avustralya Türk Enstitüsü’ nün daveti üzerine Avustralya’ ya gelen Son Çanakkale Gazi’ sini oğlu Turgut Kaçmaz, A- vustralyalı Türkler tarafından organize edilen çeşitli etkinliklere katıldıktan sonra 29 Nisan’ da Avustralya’ dan ayrılacak.
Avustralya Ana Muhalefet Partisi lideri Tony Abbott’ tan, partisinin düzenlediği çok kültürlülük yemeğinde Türklere övgü dolu sözler geldi.
Milliyet- Melbourne
Eylül 2013’ te yapılacak A- vustralya Genel seçimlerine hazırlanan Liberal Parti ve Ana Muhalefet lideri Tony Abbott, partisinin Victoria eyalet teşkilatı tarafından düzenlenen yemekte, göçmenlerin Avustralya’ ya olumlu katkıda bulunduklarını vurgulayan bir konuşma yaptı. Avustralya’ da yapılan anketlere göre iktidardaki İşçi
Advertisement
Helping families with the cost of child care
Authorised by the Australian Government, Capital Hill, Canberra
Partisinin açık ara önünde görünen ve Eylül 2013 seçimlerinde Avustralya Başbakanlığına oturacağına kesin gözü ile bakılan Tony Abbott yemek sonrasında AA mikrofonlarına Çanakkale Savaşları hakkında açıklamada bulundu. Avustralyalılar Türklere derin bir saygı duyuyor diyen Abbott,‘‘ 1915 yılında bir çok Avustralyalı bir

Ana Muhalefet Lideri’ nden

Türklere övgü çok Türk ile yüz yüze geldi. O bir trajik bir olaydı. Gelibolu’ daki trajediden Avustralyalılar ve Türkler arasında derin bir saygı oluştu’’ dedi. 2015 yılında Türkiye’ de Avustralya yılı Avustralya’ da da Türkiye yılı olarak ilan edilmesini de değerlendiren Ana Muhalefet lideri‘‘ Türklere teşekkür ediyorum Avustralyalıları onure ettikleri için

CCR1CP / TURK yüzüncü yıl için Avustralyalılarında buna karşılık vermesinden mutluluk duyuyorum’’ dedi. Genel seçimlerde kendisini destekleyen Türklere teşekkür etiğini ve desteklerine layık olmaya çalışacağını ifade eden Abbott,‘‘ iyi bir ülkeyiz, iyi insanlarız daha iyi bir hükümete ihtiyacımız var ve bunu yerine getirmek için çok çalışacağım’’ dedi.