Milliyet Australia Turkish Newspaper 23 July 2013 / 88 | Page 8

RAMAZAN ÖZEL

Milliyet

08 23 July 2013

AUSTRALIA TURKISH NEWSPAPER

Ramazan’ da bu soruları sormayın!

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, son yıllarda Ramazan ayında“ orucu neler bozar neler bozmaz, sahur vakti kaçta başlar” gibi tartışmaların Ramazan’ ın manevi iklimine zarar verdiğini söyledi.
Bu tür tartışmaların Ramazan a- yını magazinleştirildiğini ifade e- den Görmez,‘ Millet olarak ruhlarımızı, kalplerimizi, akıllarımızı nasıl Ramazan’ ın manevi iklimiyle tedavi edebiliriz? Daha çok bunların üzerinde yoğunlaşmamız lazım. Yoksa Ramazan’ da o- rucu neler bozar, neler bozmaz üzerinde bunları magazinleştirmek doğru değil” dedi. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, çeşitli din temsilcileriyle iftarda bir araya geldi. Beykoz Hidiv Kasrı’ nda düzenlenen iftar yemeğine Görmez’ in yanı sıra İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran, Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos, Süryani Kadim Cemaati lideri Yusuf Çetin, Ermeni Katolik Başpiskoposu Ohannes Çolakyan, Süryani Katolik Cemaati Lideri Yusuf Sağ, Trükiye Ermenileri Patrikhanesi Patrik Vekili Aramya Ateşyan ve çok sayıda davetli katıldı.
Mide hastalıklarında son aylarda büyük artış yaşandığını ve bu artışlara bağlı o- larak hastaneye gelen hastalarının büyük çoğunluğunun mide rahatsızlıklarına su niyetine içtikleri asitli içeceklerin neden olduğunu ifade eden Dahiliye Uzmanı Kılıçaslan, bazı hastaların tedavilerini ayakta yaptıklarını bazı hastaları da ilaçlı tedavi uygulanmak üzere hastaneye yatırdıklarını anlattı. Hanifi Kılıçaslan,“ Su niyetine içilen gazlı ve asitli içecekler mideye büyük ölçüde zarar verirken mide kanaması gibi istenmeyen sonuçlar da doğurtabiliyor. Bu sebeple sıcak havalarda susuzluğumuzu buzlu ve çok soğuk suyla geçiştirmemeliyiz. Ilık su içmemiz gerekiyor.” diye konuştu.

İftarda ne içtiğimize dikkat edelim

Dahiliye Uzmanı Hanifi Kılıçaslan, iftarda içilen asitli içeceklerin mide kanaması, mide ülseri ve diğer mide hastalıklarını tetiklediğini söyledi.
Ramazan ayında mide rahatsızlığı şikayetiyle hastaneye başvuran hastaların çoğunun rahatsızlık sebebinin altında su niyetine içilen asitli içecekler olduğuna dikkat çeken Dahiliye Uzmanı M. Hanifi Kılıçaslan, konuşmasını şöyle sürdürdü:“ Ramazan ayında özellikle birçok televizyon kanalında her gün asitli içecek reklamı yapılıyor. Bu da özellikle vatandaşların dikkatini çekiyor. Bu yüzden iftarda susuzluğu su ile giderek yerine kola ya da asitli diğer içecekler tercih ediliyor. Bu da su niyetine içildiği için asit direkt olarak mideye zarar veriyor ve mideyi aşırı şekilde rahatsız ediyor. Hatta bazı hastalarda mide kanamasına çevirebiliyor.”

Yatanın orucu ile dudakları çatlayanın orucu bir değil

Samsun Müftüsü Yrd. Doç. Dr. Hayrettin Öztürk,“ Zorluk ne kadar fazla ise sevap da o kadar fazladır. Yatıp duranın tuttuğu oruçla çalışıp terleyenin, dudakları çatlayanın tuttuğu oruç aynı değildir” dedi.
“ ORUCU NEYİN BOZUP BOZ- MADIĞI KİTAPLARDA YAZILI” Kur’ an-ı Kerim tilavetiyle başlayan gecede din temsilcileri dostluk mesajları verdi. Programda basın mensuplarının sorularını cevaplayan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, son zamanlarda Ramazan ayında orucu neyin bozup neyin bozmayacağı, sahur vaktinin kaç olup olmadığı yönündeki tartışmaların Ramazan’ ın manevi iklimine zarar verdiğini söyledi. Bu tür tartışmalarla Ramazan’ ın magazinleştirilmesinin yanlış olduğunu belirten Görmez,‘ Biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak Ramazan ayında daha çok manevi iklimini nasıl zenginleştirebiliriz, millet olarak ruhlarımızı, kalplerimizi, akıllarımızı nasıl Ramazan’ ın manevi iklimiyle tedavi edebiliriz, daha çok bunların üzerinde yoğunlaşmamız lazım. Yoksa Ramazan’ da orucu neler bozar, neler bozmaz üzerinde bunları magazinleştirmek doğru değil. 14 asır boyunca orucu neyin bozduğu neyin bozmadığı kitaplarda yazılmıştır. Bunun yerine biz bozulan benliklerimizi, kişiliklerimizi Ramazan’ ın manevi ikliminde nasıl tedavi ederiz bunun üzerinde durmamız lazım. Ramazan ayının son 3 yıldır neredeyse her gece imsak vakti şu saatte mi başlar, bu saatte mi başlar tartışmasıyla manevi iklimini sabote edilmektedir. Bu büyük bir haksızlıktır. Biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak hiçbir zaman tarihin kıyısında köşesinde kalmış şarz ve marjinal görüşlerle amel etmeyiz. Toplumu bilgilendirirken tarih boyunca tüm İslam toplumları, bilginleri ne demiştir, bugün bütün İslam dünyası hangi kriterleri ölçü almıştır, fikir alimleri hangi görüşleri esas almışlardır en ihtiyatlı görüş neyse biz tarihin ilminden onu süzeriz ve toplumla paylaşırız’ dedi.

Hatimle teravihe yoğun ilgi

İstanbul’ un her ilçesinde en az bir camide olmak üzere toplam 75 camide kılınan hatimle teravih namazına vatandaşlar yoğun ilgi gösteriyor.
Her ramazan ayında olduğu gibi bu yıl da İstanbul Müftülüğünce ilçe müftülükleriyle irtibata geçilerek belirlenen kent genelindeki 75 camide hatimle teravih namazı kılınıyor. Teravih namazının yanı sıra hatmin de sevabından yararlanmak isteyen vatandaşlar, önceki senelerde olduğu gibi bu sene de hatimle teravih namazı kılınan camilere akın ediyor. Anadolu ' nun köklü bir geleneği olan ve bir ara unutulmaya yüz tutan ancak son yıllarda halkın tekrar teveccüh gösterdiği hatimle teravih namazına katılan
vatandaşlar, günlerin uzun, sıcaklığı yüksek olmasına aldırış etmiyor. Aralarında Şehzade ve Mihrimah Sultan gibi tarihi camilerin de bulunduğu toplam 20 camide hatimle teravih namazı kılınan Fatih, İstanbul ' un en çok hatimle
Samsun Müftüsü Yrd. Doç. Dr. Öztürk, yaptığı açıklamada, orucun 33 yılda bir döndüğünü, her mevsim oruç tutulduğunu söyledi. " Kameri aya göre oruç tutarız. Kameri ay 10 gün ileri atar " diyen Öztürk, şöyle devam etti: " Güneş takvimine göre oruç tutarsak, kuzey yarım kürede kışken güney yarım kürede hep yaz olur. Bir taraf hep uzun günlerde oruç tutarken diğer taraf hep kısa günlerde oruç tutar. Adaletsizlik olur, bunun için her zaman döner. Döndüğü için de bir Müslüman hem kısa günde hem de uzun günde oruç tutmuş olur. Böylece bir ömrün içine orucu farklı mevsimlerde sığdırmış olur." Zorluk ne kadar fazla ise sevap da o kadar fazladır Orucun, kişinin kendisini dışarıdan gelecek her türlü yiyeceğe ve harama karşı tutması olduğunu vurgulayan Öztürk, şunları kaydetti: " En makbul oruç, ramazan ayında yalan konuşmayan, dedikodu ve gıybet yapmayan, küs durmayan, alaya almayan, lakap takmayan, a- yıp ve kusur aramayan insanın tuttuğu oruçtur. Çünkü o kişi sadece ağızdan girene değil, bedenine de dikkat edecek. Gözüne, eline, ayağına, her şeyine dikkat edecek. E- ğer sadece midesini aç bırakır da geri kalan eliyle, gözüyle, ayağıyla haram işlemeye devam ederse sadece oruç tutmuş olur, sevabı kalmaz. Sevabını götürür. En makbul oruç kişinin kendisini harama karşı tutmasıdır. Zorluk ne kadar fazla ise sevap da o kadar fazladır. Yatıp duranın tuttuğu oruçla çalışıp terleyenin, dudakları çatlayanın tuttuğu oruç aynı değildir."
teravih namazı kılınan ilçesi konumunda. Fatih ' i 3 ' er cami ile Zeytinburnu, Büyükçekmece ve Pendik izliyor. Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beykoz, Esenler, Eyüp, Gaziosmanpaşa, Kadıköy, Küçükçekmece, Sarıyer, Sultanbeyli, Sultangazi ve Üsküdar ' da 2 ' şer, Arnavutköy, Ataşehir, Avcılar, Bağcılar, Bakırköy, Bahçelievler, Beylikdüzü, Beyoğlu, Esenyurt, Güngören, Kağıthane, Kartal, Maltepe, Sancaktepe, Silivri, Şile, Ümraniye, Şişli ve Tuzla ' da ise birer camide hatimle teravih namazı kılınıyor.
" Ortalama 25 bin kişi teravih namazını hatimle kılıyor " İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran, teravih namazının her rekatında bir sayfa Kur ' an-ı Kerim okunduğunu belirterek, böylece toplamda 20 rekatte bir cüzün okunmuş olduğunu söyledi.
Kur ' an-ı Kerim ' in 30 cüzden oluştuğunu ve ramazan boyunca 30 teravih namazında birer cüz okumak suretiyle hatim yapıldığını aktaran Yaran, " 30 gün hatimle teravih namazını kılan vatandaş, hem namazını kılmış hem de hatim yapmış oluyor " dedi. Yaran, kent genelinde 75 camide kılınan teravih namazına vatandaşların ilgi gösterdiğini dile getirerek, şöyle devam etti: " Biz her ramazan ayı öncesi hatimle teravih namazı kılınacak camileri ilan ediyoruz. Camilerde doluluk oranı iyi. İlçe müftülüklerimizden aldığımız bilgilere
göre, hatimle teravih namazına her akşam ortalama 25 bin kişi katılıyor. Bu rakam iyi. Çünkü teravih namazında zaten bir cuma cemaati bekleyemezsiniz. Hele bir de bu teravih namazı hatimle kılınıyorsa durum başkadır. Yani bu rakam güzel."
İSMAİL BAKKAL ismailbakkal @ milliyet. com. au

Ramazan ve takva

Ramazan ayı ve oruç Kuran’ da anlatılırken hep“ takva” kelimesiyle aynı cümlede kullanılır. Orucun üzerimize farz olduğunu anladığımız ayette bile Rabbimiz Ramazan ve oruçla takva sahibi bir kul olursunuz diye ayeti bitiriyor. Yani bizim takva ehli muttaki bir kul olmamız için oruç ibadeti doğru bir çaredir. Kim“ takva elbisesi” ni giymek isterse çokça oruç tutmalı. Ramazan ve orucun kıymetini bilmeli. Oruçla kanka olmalı, bir patırtı, kütürtü ile koşuşturma ile ramazan ve orucu güme götürmemeli. Doğru bir ifade ile Ramazan ve orucu“ takva eğitimi” haline dönüştürmeliyiz. Zira orucun farz kılınmasının başka hikmetlerinin yanında en birincisi kişiyi muttaki bir kul haline getirecek olmasıdır.

“ Takva” nın tarifini yapmak bir hayli zordur, imkansız desek de olur. Ancak sınırları çizilip, şartları anlaşılabilir. O bir ruh halidir, huy-ahlaktır, dışa vuran biranlayış ve tavırdır, kişilik ve olgunluktur, giyilen elbiselerin en hayırlısıdır, kişiyi maddi manevi zararlardan koruyan bir kalkandır, kişiye ve duruma göre değişan ama doğru, hakk, adalet, fayda ve faziletten yana olandır, bu anlamda bazen bir gülücüktür yüzde, bazende surat asmadır, haddi bildirme ama haddinide bilmedir. Yaşamın rengi, kulluğun tadıdır.
Müslümanın yaşıyorken iyi niyet, ihlas ve Allah rızasını gözeterek, hikmet ve ilim ile, sabır, sebat ve salat ile, güzel ahlak ve rıza çizgisinde bir yaşam sürmesidir. Düşüncenin saflaşması, ahlakın güzelleşmesi, niyetin rızaya teslimidir.
Ramazanlarda, ve sair vakitlerde, oruçla arınıp takva ile donanma eğitimine tabi tutmalıyız kendimizi. Orucu tarif ederken yemek ve içmekten uzak durmak şeklinde değilde sadece, huyları güzelleştiren, ruhu dinginleştiren, faziletli ve erdemli olmayı öğreten, takva ve huzur eğitimi olan yönlerini de hatırlamalıyız. Ramazan ve orucu yemek içmek çizgisinin dışına çıkarak anlamalı ve anlatmalıyız. Ramazan ve oruçlu olduğumuz günlerde gündemimizi dah çok yemek, içmek, iftar, ikram, sahur gibi şeylerle meşgul etmekten ziyade, birazda Ramazan ve orucun hikmetlerine, takva ve huy güzelliğine, kötü alışkanlıklardan kurtulmaya, güzel huylar edinebilmeye filan ayırmalıyız.
Hem okuduklarımızdan hem de tecrübelerimizden de biliyoruz ki, bir çok kişi kötü ve zararlı alışkanlıklarından Ramazanda kurtulmuşlardır. İradelerinin güçlenmesi, aslında alışkanlıkları olmadan da yaşayabileceklerini anlamaları kişiyi kötüyü terketmede daha güçlü kılıyor. Akşama kadar yemeyen kişi, aslında hayatın yemek yemekten ibaret olmadığını, açlığın da haz ve keyfinin vede kişiyi kendine getiren bir dengesinin olduğunu anlıyor. Diğer zamanlarda ardı ardına sigara yakan tiryaki saatlerce elini pakete götürmeden vakit geçirebiliyor. Demekki isteyince ve gerekince pekala onlarsız ve farklı yaşanabiliyor.
O halde niye biz de bu Ramazanda üzerimize bir kötü koku veya leke gibi yapışan kötü ve zararlı alışkanlıklarımızı terk etmeye niyet edip, kurtulmayalım. Yaşamımızda anlamsız ve yakışıksız duran bu fazlalıklardan yakamızı kurtarmayalım.
Birde her zaman yapmamız gerekiyorken yapmadığımız ama Ramazan gelince pekala kolayca yapabildiğimiz ibadet ve güzel davranışlar var. Az yemek, aç durabilmek, lezzet ve hazların esiri olmamak, gece kalkmak, ikram, misafir ağırlamak veya misafirliğe gitmek, cami ve cemaate devam gibi daha niceleri. Niye Ramazanda sonra bunları terk ediyoruz. Oysaki ne güzel alışmıştık, devam ettirsek ya. İhtiyacımız olan şey, aklı selim ile yaşamımızı baştan aşağıya tekrar ve ciddiyetle gözden geçirmek. Lüzumsuzluklardan kurtulalım.
Bir su kuyusu varmış bir beldede, siz buna çeşme de diyebilirsiniz. Bir adam gelmiş atıyla, hem su içecek hem de atını sulayacak. Fakat atını bağlayacak bir şey bulamamış. Bir kazık bulup-buluşturup kuyunun yakınına çakıp atını bağlamış, işini görmüş tam gidecek ve kazığı çıkaracakken içinden bir ses“ benden sonra gelen bir Allah kulu da atını bağlar” diye, benden sonrakilere bir faydam olsun diye kazığı sökmemiş. Bu hareketi Rabbimizin hoşuna gitmiş, zira düşünce halis, niyet güzel, faydalı olmak istek ve i- radesi var ortada.
Bir başka gün aynı kuyunun başına başka birisi gelmiş, bakmış kuyunun yanında bir kazık, demiş kendi kendine“ birisinin ayağına takılır, düşer kuyuya, başına bir iş gelir, şu kazığı sökeyimde kimsecikler zarar görmesin”, niyet halis, zararı defetme, insanları tehlikelere karşı koruma. Rabbimizin hoşuna gitmiş.
Birisi kazığı çakmış, Allahın rızasını kazanmış, ö- bürü aynı kazığı sökmüş Allahın rızasını kazanmış. Niyet halis, düşünce insani, hedef faydayı teminzarardan korunma olunca amel güzelleşir. Yani müminin niyeti amelin ne olduğundan önemlidir. Niyet halis olunca amel rızaya uygun hale gelir. İşte“ takva” burada kişinin ne yaparsa yapsın daime Rabbinin rızasının peşinde olmasıdır. Ramazanlarda bu kaliteye biraz daha yaklaşmalıyız. Her ramazan bizim kulluk kalite çıtamızı biraz daha yükseltmeli. Rabbimizin rızasına biraz daha bizi yaklaştırmalı. Ramazanınız mübarek, ibadetleriniz makbul olsun.

Reklamlarınız için

0412 896 091 0404 485 066