06
AİLE ve SAĞLIK
16 July 2013
Vicdan azabı çeken anneler
Çalışan annelerin en önemli sorunlarından biri çocuklarını gündüz bir aile büyüğü veya bakıcıya emanet etmek zorunda olmalarıdır. Pek çok anne bu nedenle çocuğu ile yeteri kadar ilgilenemediğini düşünümekte ve vicdan azabı çekmekte. Oysa birçok araştırma çalışan annelerin zamanlarını daha iyi planlayabildiklerini ve çocukları ile daha iyi zaman geçirebildiklerini gösteriyor.
Kariyer anlamında yaşanan zorlukların yanı sıra belki de anneleri en çok zorlayan meselelerden biri iş ve ev hayatı arasında denge kurmaya çalışırken çocuklarına arzu ettiklerinden çok daha az vakit ayırabilmeleri ve beraberinde gelen suçluluk hisleri ile vicdan azabı. En büyük zorluk ise belki de birçoğunun önünde daha önce kendileri gibi hem çalışıp hem de annelik yapmış olan anne modellerinin pek fazla olmayışı. Ancak her ne kadar çalışmaya devam etmek ya da evde kalmak anneler i- çin büyük bir ikilem yaratsa da araştırmaların hem fikir olduğu sonuç sağlıklı bir psikolojik gelişim için önemli olanın çocuk ile bakım veren kişi arasında sevgi dolu, ihtiyaçların karşılandığı ve süreklilik arz eden doyurucu bir ilişkinin var olması olduğudur. Doğumdan itibaren annenin zihni ve yaşamı bir süreliğine sadece bebeği ve bebeğinin bakımı ile meşguldür ki bu da anne ve bebek arasında güvenli bağın oluşumu ve bebeğin ihtiyaçlarının birebir karşılanması, hayatta kalabilmesi için elzemdir. Bu dönemde anne bebeğinin ağlamasından, çıkardığı seslerden, bakışından ihtiyaçlarını anlar ve ilk zamanlar hem fiziksel hem de duygusal ihtiyaçları açısından kendisine bağımlı olan bebeğinden başka bir şey düşünemez haldedir. Bu durum bebeğin psikolojik gelişimi için olmazsa olmaz meşguliyetlerden biridir anne için. Ancak zamanla annenin de zihni bebeği dışında başka şeylerle meşgul olmaya başlar( ör: eşiyle ilgilenmek, iş yaşamına yönelmek vb.) ki bu da bebeğin anneden ayrılabilmesi, ayrışabilmesi, dış dünyayı keşfedebilmesi ve bireyselleşebilmesi i- çin çok önemli bir aşamadır. Bu noktada bebeğin yeni gelişen becerilerinin desteklenmesi, anne dışında var olan dış dünyayı keşfedebilmesi ve tanıyabilmesi için cesaretlenmesi, anneden ayrışabilmesine yardımcı olunması psikolojik gelişimi açısından kritik bir önem taşır. Çocukla ne kadar zaman değil, ne kadar‘ Kaliteli Zaman’ geçirdiğiniz önemli! Ancak birçok toplumda olduğu gibi bizim toplumumuzda da ne yazık ki i- yi anne olmak zamanın ve hem fiziksel hem de zihinsel enerjinin hemen hemen hepsini çocuğuna ayırmak o- larak algılanmaktadır. Hâlbuki sağlıklı çocuk gelişimi için önemli olan fiziksel birlikteliğin süresinden çok içeriği ve duygusal anlamda doyuruculuğudur. Bu bağlamda aynı evde sabahtan akşama kadar bir arada bulunmak yerine“ kaliteli zaman” olarak da sıkça adlandırılan, gün içerisinde sadece anne ve çocuğun dünyada sanki başka hiç kimse yokmuşçasına ilişki kurdukları, çocuğun ihtiyaçlarına ve isteklerine odaklı bir yarım saat geçirmeleri çok daha doyurucudur. Benzer şekilde çocuğa gereğinden ve ihtiyaç duyduğundan fazla yemek yedirmek de ne yazık ki iyi anneliğin bir ön koşulu gibi algılanmakta, duygusal ve ilişkisel anlamdaki doyuruculuk bu noktada fiziksel doyum ile karıştırılmaktadır. Çalışan annelerin çocukları ile geçiremediği zamanların açlığını farkında olmadan onları fazla yedirmeye çalışarak
Meme kanserinden korunmanın basit yolları
Kilo verin: Aşırı kilo ve vücut yağları, meme kanseri için büyük tehlike oluşturuyor. Meme kanserinin gelişiminden sorumlu östrojen, yumurtalıkların yanı sıra tüm yağlı dokulardan da salgılanıyor. Menopoz sonrası dönemde meme kanseri riski fazla kilolu kadınlarda yüzde 25 artıyor ve meme kanseri tedavisi görenlerde şişmanlık, hastalığın yeniden ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Dolayısı ile ideal kiloya sahip kadınların, fazla kilolu olanlara göre menopoz dönemi sonrası meme kanserine yakalanma
kapatmaya çalışmaları ve fiziksel anlamda aç kalmalarını çocuklarının gelişimleri anlamında önemli bir endişe kaynağı haline getirmeleri de ne yazık ki sıklıkla görülen bir yanılsamadır. U- nutulmamalıdır ki büyümek ve sağlıklı gelişmek fiziksel olduğu kadar duygusal doyumu da beraberinde gerektirir. İlginçtir ki son yıllarda yapılan birçok araştırma ev hanımı olan annelerin çocukları ile geçirdikleri kaliteli zamanın çalışan annelere oranla çok daha az olduğunu göstermektedir. Bunun o- lası sebeplerinden biri birçok sorumluluğu aynı anda yerine getirmeye çabası içinde olan çalışan annelerin zamanlarını ev hanımlarına göre daha i- yi planlamak zorunda olmaları, bu nedenle de çocukları ile geçirebilecekleri kısıtlı vakitlerini daha kaliteli yaşamaya çalışmaları olabilir. Ancak tüm bu veriler dahi çalışan annelerin suçluluk hislerine engel olmakta yetersiz kalmaktadır. Çalışan anneler‘ Hayır’ kelimesini kullanmaktan kaçınıyor!
riskleri daha az. Çünkü obez kadınlarda kandaki cinsiyet hormonları, insülin ve insülin büyüme faktörü, bel çevresi kalınlığını artırıyor.
Egzersiz yapın: Düzenli yapılan egzersiz, meme kanseri riskini azaltıyor. Amerikan Kanser Derneği haftada en az 5 gün, 45-60 dakika egzersiz yapılmasını öneriyor. Düzenli olarak yapılan egzersiz, kan şekeri ve insülin seviyesini düzenlenmesine yardımcı oluyor ve meme hücrelerinin sağlıklı kalmasını sağlıyor. Menopoz
Çalışan annelerin bu hisler ve vicdan azabı ile düştükleri tuzaklardan biri çocuklarının sevgilerini kaybetmelerine sebep olacağına inandıkları“ hayır” kelimesini kullanmaktan kaçınmaktır.“ Hayır” demek ne yazık ki çalışan anneler tarafından çocuğun ilgi ve sevginin yanı sıra isteklerinden de mahrum bırakılması şeklinde yorumlanabilmekte, böylelikle sevgi ve sınır koyma arasındaki denge kolayca bozulabilmektedir. Birçok çalışan anne görüşülemeyen zamanın ve yeterince gösterilemediğine inanılan ilgi ve sevgi a- çığının çocuğun tüm isteklerini fazlasıyla yerine getirerek kapatılacağı şeklinde yanlış bir inanış geliştirirler. Ancak sağlıklı bir çocuk yetiştirmenin en temel kuralı çocuklara isteklerini erteleyebilmeyi öğretmek, dolayısıyla uygun olmayan zamanlarda hayır diyerek onları sınırlayabilmektir. Aksi takdirde çocuk her zaman daha fazlasını ister. Suçluluk duygusuyla hiçbir kayıp yaşatılmamaya çalışılan bu çocuklar her istediklerinin gerçek olduğu
sonrası dönemde kilo alımı özellikle de bel ve kalça bölgesinde yağlanmada artış östrojen düzeyini yükseltiyor ve hastalığa yakalanma riskini artırıyor.
Diyetinize dikkat edin: Beslenme a- lışkanlıkları, pek çok kanser tipinde olduğu gibi meme kanseri için de bir belirleyici bir faktör olarak biliniyor. Yağ içeriği yüksek besinler uzun süreli tüketildiklerinde kandaki östrojen düzeyleri yükseldiği için meme kanseri riski artıyor. Bu nedenle kırmızı et ve diğer hayvansal yağların kısıtlanması öneriliyor. Çok fazla kolesterol içeren gıdalar ile aşırı kırmızı et veya işlemden geçirilmiş et( salam, sosis, sucuk vb.) tüketimine dikkat etmek gerekiyor. Et yerine meyve ve sebze ağırlıklı beslenmek, meme kanserinde karşı korunmada oldukça büyük önem taşıyor. Aynı zamanda düşük yağ içerikli beslenme kanserden koruduğu gibi kanser tedavisi görenleri de hastalığın tekrarından koruyor.
Sigarayı bırakın: Özellikle genç yaşta ve menopoz öncesi sigara kullanımı, meme kanseri riskini olumsuz yönde etkiliyor. Yapılan araştırmalar, hem direkt kullanım hem de pasif içiciliğin meme kanseri riskini arttırdığını gösteriyor.
Östrojen içeren ilaçlara dikkat e- din: İleri yaştaki kadınlar, menopoz sonrasında‘ hormon yerine koyma tedavileri’ alıyor. Menopoz sonrası ve doğum kontrol amaçlı kullanılan i- laçlarda bulunan östrojen hormonu, meme kanseri riskini artırıyor. Menopoz sonrası dönemde östrojen takviyesi alan veya yakın zamanda kullanmış kişilerde tümörlerin, daha büyük ve saldırgan olduğu gözlemleniyor. Kısa süreli hormon kullanımında ise
gerçek dışı bir yaşam yaşamaya başlarlar ki ev dışında çeşitli kısıtlamaların olduğu ve bu kısıtlamalar ile kuralların tutarlı bir şekilde uygulandığı ortamlar bu çocuklar için bir kâbus haline dönüşebilir. Örneğin bu çocukların özellikle okula başladıklarında ciddi engellenmeler ve sınırlamalar karşısında büyük oranda uyum sorunları yaşamaları kaçınılmazdır; çünkü ne okul ne de dış dünya tıpkı ebeveynleri gibi onların ayakları önünde eğilmeyecektir. Kendini iyi hissetmeyen anne çocuğu ile kaliteli bir ilişki kuramaz! Çok sık yapılan kayıp zamanı telafi çabalarının içerisinde annenin her boş vaktini çocuğuyla birlikte geçirmeye çalışması sayılabilir. Çünkü annelik fedakârlık, kendinden özveride bulunmak ve çocuğunu her şeyden önde görmek demek olarak algılanmaktadır. Bu noktada anneler kendilerinin de iyi hissetmeye ihtiyaçları olduğunu ve her diğer yetişkin gibi kendine özgü birçok ihtiyacı( örneğin arkadaşlarla sosyalleşmek, biraz yalnız kalmak, eşiyle baş başa kalmak vb.) olabileceğini unutmaktalar. Kaldı ki kendini ve tüm vaktini çocuklarına ayıran annelerin de zamanla bunaldığı, çocukları i- le ilişkilerini bir“ iyi annelik görevi” gibi gönülsüz şekilde sürdürdükleri görülmektedir ki bunun iki taraf için de faydası olmayacağı açıktır. Kendisi iyi hissetmeyen bir annenin çocuğu ile kuracağı ilişkinin kalitesi de ne yazık ki o o- randa kısıtlı olacaktır. Bu noktada hatırlamak gerekir ki uçaklarda yaşanan acil durumlarda dahi ebeveynlere çocuklarından önce oksijen maskelerini kendilerine takmaları beklenir. Çalışmayan anneler daha depresif o- labiliyor! Son yıllarda giderek artan sayıda annenin özellikle maddi sebeplerden ö- türü iş hayatına geri dönmek durumunda kaldığı göz önünde bulundurulduğunda merak edilen en önemli nokta anne-çocuk ilişkisinien çok etkileyen faktörün ne olduğudur. Araştırmalar en temel faktörün annenin çalışıyor olmasıyla ilgili hisleriyle nasıl başa çıktığı olduğunu göstermektedir. Anne, çalışıyor olmak ve çocuğunun gündüz bakımını bir başkasına devretmek ve onunla görece daha az vakit geçirmekten ötürü yaşadığı kaygı ile ne kadar iyi baş ederse bu ayrılık ve yaşanan kayıp durumunu da çocuğu ile ilişkisinde o kadar i- yi yönettiği görülmektedir. Birçok araştırma ve var olan gelişim teorileri annenin çalışıyor olmasından ziyade annenin bu konumu ve durumunun kendisinde yarattığı stres ve kaygı ile baş etme derecesini ve içine girdiği yanlış davranış kalıplarının çocuğuyla ilişkisini ve çocuğunun gelişimini etkileyen esas faktörler olduğunu göstermektedir. Özellikle annelerin çalışıyor olmalarından duydukları tatmin ve bu rollerinin eşleri tarafından desteklenmesinin annenin genel iyilik hali ve dolayısıyla çocuğuyla ilişkisinde daha olumlu bir hava oluşturduğu görülmektedir. Yani mesele çalışmaktan çok annenin bu konuyla ilgili hisleri ile nasıl başa çıktığıdır. Araştırmalar part-time çalışan annelerin çalışmayan annelere oranla daha az depresif şikayetler yaşadıklarını ve genel sağlık durumlarının daha iyi olduğunu, full-time çalışanlara oranla ise daha az ev ve iş a- rasında denge kurmakta zorlandıklarını göstermektedir. Buna ek olarak aslında çalışmayı arzu eden ancak evde kalan annelerle yapılan birçok çalışma ise bu annelerde depresif duygudurumunun sıklıkla gözlemlendiğini bildirmektedir. Çocukların en temel ihtiyacı sevgi ve ilgidir! Çocukların en temel ihtiyaçları sevgi, ilgi ve ihtiyaçlarının görüldüğü, anlaşıldığı sıcak, güvenli ve tutarlı ilişkilerdir. Sağlıklı gelişimleri için ise en temel mesele birlikte geçirilen süreden çok çocuğun sevildiğini, önemli ve değerli olduğunu hissetmesidir. Kendi sağlığını, ihtiyaçlarını ve mutluluğunu en az çocuğu kadar gözeten, çalışma yaşamıyla ilgili kaygıları ile başa çıkabilen, çocukları ile kısıtlı da olsa doyurucu ve kaliteli zamanlar geçirebilen anneler bu gelişime en güzel şekilde destekleyeceklerdir.
risk, yok denecek kadar az bulunuyor. Yapılan çalışmalar, doğum kontrol hapı kullanan kadınlar da meme kanseri riskinin hiç kullanmayanlara göre hafif derecede arttığını gösteriyor. İlacın kesilmesiyle azalan risk, i- lacın kesilmesinden yaklaşık 10 yıl sonra normal seviyeye dönüyor. Doğum kontrol haplarının 20 yaşından veya ilk doğumdan önce kullanılması halinde de risk daha belirginleşiyor.
Pratik bilgiler
Yağ lekesi Kabartma tozu ve suyu karıştırarak yağ lekesinin bulunduğu yere sürüp biraz bekleyin. Duruladığınızda lekenin kaybolduğunu göreceksiniz.
Kahve lekesi Kahve lekesinin baş düşmanı yumurta sarısıdır. Ilık su içerisine bir yumurta sarısını döküp iyice karıştırın. Onu lekenin üstüne sürüp bir iki dakika bekledikten sonra durulama suyu ile silin. Lekenin ortadan kaybolduğunu göreceksiniz.
Alkali diyet nedir?
Alkali diyet, yiyeceklerin asiditesine göre, bir diğer deyişle ne kadar asitli olduklarına yani pH değerlerine bakarak seçim yapmayı esas alır.
Alkali diyeti değişen yoğunlukta taze meyve, sebze, kökler ve yumru kökler, kuruyemişler ve baklagillere odaklanan bir beslenme yöntemi. Alkali asit diyeti olarak da bilinen bu yöntem, insanoğlunu sanayi devrimiyle değişen beslenme a- lışkanlıklarının dışına çıkmaya itiyor. Yediğimiz her gıda hazmedilip, emilip, metabolize edildikten sonra kanımıza asit ya da Alkali baz( bikarbonat) salar. Tahıllar, balık, kırmızı et, kümes hayvanları, kabuklu deniz hayvanları, peynir, süt ve tuz asit üretir bu yüzden bu gıdalara a- ğırlık verdiğimiz takdirde asit üreten beslenme tipini benimsemiş oluruz. Taze meyve ve sebzeler asit üretimini azaltır. Kanımız az oranda Alkalidir, normal pH seviyesi 7.35 ve 7.45 arasıdır. Alkali diyetinin ardındaki teori de bu pH seviyesini dengede tutmayı a- maçlıyor. Çünkü asit üreten gıdaların potasyum, magnezyum, kalsiyum ve sodyum gibi minerallerin kaybına yol açtığına inanılıyor. Sonuçta da vücudun belli hastalıklara( enerjisizlik, aşırı mukus üretimi, burun tıkanıklığı, soğuk algınlığı ve grip, anksiyete, asabiyet, alınganlık, yumurtalık kisti, polikistik over, iyi huylu göğüs kisti, baş ağrısı) açık hale geldiği öne sürülüyor. Bu yaklaşım tartışmalı olsa dahi geleneksel tıp Alkali diyetinin kalsiyum böbrek taşı, kemik erimesi ve yaşa bağlı kas atrofisi gibi hastalıkların gelişimini önlediğini kabul ediyor. Yeni bir diyete başlamadan diyetisyene danışmak en iyisidir. Alkali diyeti kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda uzman gözetimi olmadan uygulanmamalı. Önceden kalp hastalığı bulunanlar ve vücutlarındaki potasyum seviyesini etkileyecek ilaç kullananlar mutlaka doktoruna danışmalı. En Asidik( pH’ ı en düşük) Gıdalar Bira, kahve, siyah çay, meyve suyu, likör, kırmızı et, sardalya konservesi, ton balığı konservesi, yapay tatlandırıcılar ve turşu.
Çilekli Puding Kurabiyesi
MALZEMELER
• 100 gr. margarin, oda sıcaklığında
• 1 paket çilekli puding
• 1 çay bardağı sıvı yağ
• 1 yumurta
• 1 paket kabartma tozu
• Aldığı kadar un
YAPILIŞI
Bir kapta margarin, sıvıyağ ve yumurtayı iyice karıştırın. Daha sonra çilekli pudingi ve kabartma tozunu ekleyin ve karıştırmaya devam edin. Unu kontrollü olarak ekleyerek kulak memesi kıvamında bir hamur elde edinceye kadar yoğurun. Ceviz büyüklüğünde parçalar alıp şekil verdikten sonra pişirme kağıdı serdiğiniz fırın tepsisine dizin. Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında kurabiyelerin üzerleri çatlayana kadar yaklaşık 20 dakika pişirin.