Milliyet Australia Turkish Newspaper 11 June 2013 / 82 | Página 8

DÜNYA Milliyet

08 11 June 2013

AUSTRALIA TURKISH NEWSPAPER

Dışişlerinden Papa’ ya 1915 eleştirisi

İBRAHİM KARAGÜL
YeniŞafak
Dışişleri Bakanlığı:“ Papalık makamından beklenen, taşıdığı ruhani makamın sorumluluğu altında, tarihi olaylardan husumet çıkarmak yerine dünya barışına katkı sağlamasıdır.”

Myanmar’ daki çatışma Malezya’ ya sıçradı

Myanmar’ daki etnik çatışmalar Malezya’ ya sıçradı. Malezya’ da geçtiğimiz hafta 4 Myanmarlı Budistin öldürülmesi olayıyla bağlantılı çok sayıda göçmen gözaltına alındı.
Malezya’ nın başkenti Kuala Lumpur’ da son günlerde 4 Myanmarlı Budistin öldürülmesi yetkilileri harekete geçirdi. Malezya polisi, Kuala Lumpur’ da geçtiğimiz hafta birbirinden farklı olaylarda 4 Myanmarlı Budistin öldürülmesiyle bağlantılı soruşturma başlatıldığını açıkladı. Cinayetlerin Myanmar’ da Müslümanlar ve Budistler arasındaki etnik şiddetle bağlantılı olmasından endişe eden Malezyalı yetkililer, Myanmarlı çok sayıda göçmenin gözaltına alınarak sorgulandığını belirtti.
Malezya’ da 400 bin civarında Myanmarlı göçmen yaşıyor. Geçtiğimiz yıl Myanmar’ ın Arakan eyaletinde Rohingya Müslümanları ile Budistler arasında başlayan şiddet olaylarında yüzlerce kişi yaşamını yitirmişti. Kısa sürede yayılan olaylar nedeniyle binlerce Rohingya Müslümanı da botlarla Malezya’ ya kaçmıştı. BM’ ye göre Malezya’ da kayıt altında 23 bin Rohingyalı Müslüman bulunuyor. Gerçek rakamın ise çok daha fazla olduğu belirtiliyor.
Dışişleri Bakanlığı, Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Franciscus’ un, 3 Haziran’ da Vatikan’ da, Lübnan’ dan bir Ermeni Katolik Kilisesi heyetiyle görüşmesi sırasında 1915 olaylarıyla ilgili, Ermenilerin tek yanlı görüşlerini yansıtan ifadelerde bulunduğunu bildirdi. Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Papa’ nın, bu makama seçilmeden önce, Buenos Aires Başpiskoposu olduğu dönemde de Ermenilerin tarihi kendi açılarından yorumlayan görüşlerine destek veren a- çıklamalar yaptığı hatırlatıldı. Açıklamada, Osmanlı İmparatorluğu’ nun son yıllarının tüm imparatorluk halkı için trajik bir dönem olduğu, Türklerin, Ermenilerin ve diğer milletlerin büyük acılar yaşadığı belirtilerek, şu i- fadelere yer verildi:“ Bu dönemin, tüm yönleriyle anlaşılması ve yaşanan çok sayıdaki can kaybının hatırasına gereken saygının gösterilmesi gerekmektedir. Bunun yapılabilmesi için ise güvenilir bir bilgi temeline ihtiyaç vardır. Türkiye e- sasen bu nedenle Türk ve Ermeni tarihçilerinin oluşturacağı ortak bir komisyon aracılığıyla Türkiye, Ermenistan ve ilgili diğer ülke arşivlerinde 1915 olaylarının araştırılması ve bulguların u- luslararası kamuoyuyla paylaşılmasını teklif etmiştir. Ancak Ermeni tarafının tarihe bakışı, seçici bir şekilde sadece Ermenilerin acısını ele almakta, yaşananları çeşitli şekillerde çarpıtmakta ve bunu Türklerin Ermenilere yaptığı ve esasen uluslararası hukukta açıkça tanımlanmış bir suç olan soykırım olarak takdim etmeye çalışmaktadır.” Açıklamada, 1915 olayları hakkında hukuki açıdan herhangi yetkili uluslararası mahkemenin konuya bakmışlığının söz konusu olmadığı, akademisyenler a- rasında farklı görüşlerin bulunduğu açıkken, üçüncü taraflardan yetki sahibi şahsiyetlerin tek yanlı yargılarda bulunmak suretiyle tarihi siyasete alet etmemeleri gerektiği vurgulandı.“ Papalık makamından beklenen de taşıdığı ruhani makamın sorumluluğu altında, tarihi olaylardan husumet çıkarmak yerine dünya barışına katkı sağlamasıdır” denilen açıklamada, Vatikan’ ın Ankara Büyükelçisi Antonio Lucibello’ nun, 7 Haziran’ da Dışişleri Bakanlığına davet edildiği belirtildi. Büyükelçi Lucibello’ ya, Papa Franciscus’ un ifadelerinin kesinlikle kabul edilemez olduğu, Türkiye’ nin soykırım iddialarına ilişkin görüş ve hassasiyetlerinin iletildiği, Vatikan tarafınca i- kili ilişkilerde onarılması zor sonuçlar doğurabilecek adımlar a- tılmasından imtina edilmesinin önemine vurgu yapıldığı kaydedildi. AA

Düşman kardeşler barışıyor mu?

Pyongyang yönetiminin bir süre önce gerçekleştirdiği nükleer füze denemesi ile savaş çanlarının çaldığı Uzakdoğu ' da Kuzey ve Güney Kore diyaloğa geçme kararı aldı.

Siber saldırı için emir verdi

ABD Başkanı Obama, selefi Bush’ un Irak savaşına bahane olarak kullandığı‘ önleyici savaş doktrini’ ni siber saldırılar için örnek aldı. Yurt dışındaki muhtemel ABD hedeflerine yönelik liste hazırlatan Obama’ nın‘ Ulusal çıkarların savunulması için siber saldırı’ emri verdiği ortaya çıktı.
ABD ' de Milli Güvenlik Ajansı ' nın milyonlarca Amerikalı ' nın telefonlarını dinlemesi ve FBI ' ın ise, 6 yıldır Facebook, Yahoo, Apple ve Google ' ın da aralarında bulunduğu 9 büyük internet sitesine girenleri ve yapılan tüm yazışmaları takip etmesi ile patlak veren skandalların yankısı sürüyor. Olayı ilk duyuran İngiliz gazetesi The Guardian ' ın son yayımladığı habere göre, ABD Devlet Başkanı Barack Obama ' nın yurt dışındaki muhtemel hedeflere yönelik siber saldırılar için liste hazırlanmasını emrettiği ortaya çıktı. Haberde, Obama ' nın geçtiğimiz ekim ayında verdiği emirde ' ABD ulusal çıkarlarının savunulması için siber saldırılarda bulunulabileceği ' belirtiliyor. Gerekçe terörle mücadele ABD ' lilerin internet yazışmalarının telefonlarının ' terörle mücadele ' kapsamında takip ediliyor
olması, Obama ' nın Bushlaşması olarak yorumlanmıştı. Son sızıntılarla birlikte Obama ' nın ' siber saldırı listesi ' hazırlama emrini vermesi, selefi George W. Bush ' un ' önleyici savaş doktrinini ' akıllara getirdi. ' İKİYÜZLÜLÜK GÖSTERGESİ ' Obama ' nın ' siber saldırı ' doktrininin, internetin savaş mecrası olarak kullanılması konusundaki korkuları artırdığına dikkat çekilirken, Utah Üniversitesi İletişim Bölümü ' nden Sean Lawson gibi uzmanlar, siber saldırıların fiziksel sonuçları olmadığı için zararsız sayılmasının yanlış olduğunu ve eninde sonunda fiziksel ve somut saldırıları tetikleme ihtimali bulunduğunu söylüyor. Gazeteye konuşan bir istihbarat yetkilisi ise ' Biz ABD ' liler herkesi her yerde hack ' liyoruz. Çünkü biz ve diğerleri ayrımını yapmayı severiz. Ama yine de
Ön görüşme için adres ve tarih konusunda ortak karar veremeyen Kuzey Kore ile Güney Kore nihayet anlaştı. İki ülkenin ortak sanayi bölgesi Kaesong ' un yeniden açılmasıyla ilgili ilk görüşmelerin bugün yapılması konusunda uzlaşıldığı bildirildi. Güney Kore Birleşme Bakanlığından yapılan açıklamada, Pyongyang ile görüşmelerin i- ki ülke arasındaki sınır kenti Panmunjom ' da yapılması konusunda fikir birliğine varıldığı belirtildi. GERİ ADIM ATILACAK Görüşmede, ortak sanayi bölgesi Kaesong ile Kuzey Kore ' nin martta Güney Kore ile kestiği askeri telefon hattının yeniden açılabilmesi, Kuzey Kore tarafından 2008 ' den beri askıya alınan sınır ötesi turların devam ettirilerek, Kore Savaşı ' ndan sonra bölünen ailelerin yeniden bir araya getirilmesi konularının ele alınacağı bildirildi. Güney Kore, geçen ay ortak sanayi bölgesi Kaesong konusunda Kuzey Kore ' ye diyalog çağrısında bulunmuş ancak ret cevabı almıştı. Kuzey Kore, kapalı durumdaki nükleer reaktörünü yeniden açma kararı almasından sonra ortak işletilen sanayi bölgesine Güney Koreli işçilerin girişini durdurmuştu. Kuzey Kore, 3 Nisan ' da Kaesong bölgesindeki 53 bin çalışanı çekmişti.
neredeyse dünyanın bütün ülkelerinde varız ' diyerek, ABD ' nin Çin ' i siber saldırılar yapmakla suçlamasının ikiyüzlülük olduğunu belirtiyor. Obama’ nın savunması: Yüzde 100 mahremiyet olamaz Skandalın sadece ABD değil dünya genelinde iletişim ağlarına ve milyonlarca kişinin özel yazışmalarına kadar uzanması tepki çekerken, Başkan Barack Obama, Amerikalıların telefon kayıtları ve uluslararası internet trafiğinin takip edildiği programları savundu ve bu tip uygulamaların ulusal güvenlik için gerekli ve yasalara uygun olduğunu belirtti. Obama,‘ Şunu anlamak ö- nemli: Hem yüzde 100 güvenliğe hem de yüzde 100 mahremiyet ve sıfır rahatsızlığa aynı anda sahip olamazsınız. Toplum o- larak bazı seçimler yapmak zorundayız’ dedi.

Ben de Taksim’ e gitmek isterdim!

Eylemlerin ötesine geçelim.. Gezi‘ direnişi’ nin ötesine.. Sokakların yakılıp yıkılmasının, polis şiddeti tartışmalarının, kargaşadan kahramanlık çıkaranların, Türkiye’ ye düzen vermeye girişenlerin, öfke ve hıncın, toplumsal tedirginliğin ötesine..

Geçebilir miyiz? Elbette hayır, çok zor.. Özellikle toplumsal tedirginlik, huzursuzluk ciddi boyutlarda. İşyerlerinde, okullarda, üniversitelerde hatta sokakta birbirine ürkek ürkek bakan insanlar varken, aynı apartmanda selamlar kesilirken orada durmak, bir düşünmek, sokakların bölünmesine doğru itilen süreci sorgulamak, uyarı üstüne uyarı yapmak zorundayız.
Ama bunları yaparken bir adım sonrasını görmek, görmeye çalışmak, en azından ne tür sürprizlerle karşılaşacağımızı öngörebilmek zorundayız. Küçücük bir sorgulamayı dahi kaldıramayanların cevap vermesi gereken o kadar soru varki..
Nasıl oluyor da, eylemler başlar başlamaz bazı sanatçı ve gazeteciler tam bir organizasyon görüntüsü vererek harekete geçebiliyor?
Nasıl oluyor da, olay Gezi Parkı boyutlarını aşmasına rağmen eylemler daha da yaygınlaşıp öncüler daha da keskinleşebiliyor?
Nasıl oluyor da, bu kadar seviyesizlik, çirkeflik, saldırganlık, iki yüzlülük bu kadar masum bir kamuflajla, medya imajıyla pazarlanabiliyor?
Nasıl oluyor da, Taksim olayları başlar başlamaz, bazı Avrupa ülkelerinden birbirinin kopyası açıklamalar geliyor? Meydanlarda, sokaklarda bu kadar yabancı uyruklu kişi organize olup‘ savaş’ veriyor?
Nasıl oluyor da, yabancı istihbarat kuruluşları, lobiler, sermaye çevreleri eylemleri desteklemek amacıyla Türkiye’ ye karşı ortak bir saldırıya girişebiliyor?
Nasıl oluyor da, yabancı fonlar, ajanslar, anormal sağlıksız raporlar yayınlayarak Türkiye ekonomisini çökertmek için ciddi bir proje görünümü veren operasyon yapıyor?
Nasıl oluyor da, bazı yerli siyasi ve sermaye unsurlarıyla yabancı muadilleri bir iki günde böylesine organize olup, eylemleri Türkiye’ de sosyal çatışma boyutuna sürüklemeye dönük icraatlere girişiyor?
Nasıl oluyor da, İran istihbaratı ile Avrupalı bazı ülkelerin istihbarat unsurları aynı amaç için Türkiye’ de ortaklık kuruyor? Bu süreçte İran kadar Almanya’ yı, İngiltere’ yi, Fransa’ yı da sorgulamak gerektiğini düşünüyorum.
Bu bir operasyon. Gezi Parkı eylemcilerinin ö- tesinde bir operasyon. Dolayısıyla bu operasyonu kimse bu gençlerimiz üzerinden pazarlamaya kalkışmasın.
Daha önceki bütün bunalımlarda, darbe senaryolarında, Türkiye’ yi cezalandırma projelerinde imzaları olan içerideki ve dışarıdaki unsurların yeni bir ortaklığını görüyorum.
Etnik çatışmaların, PKK meselesinin bittiği, barış sürecinin yaşandığı, Türkiye toplumunun nefes almaya başladığı bir dönemde yeni bir öfke, nefret dalgası yayıyorlar. Bu sefer yine kimlik üzerinden toplumsal bölünme senaryoları uyguluyorlar.
Bu o proje adamlarını da, onlara finansal, siyasi ve medya desteği verenleri de biliyoruz, onları tanıyoruz. Bu ülkenin kırk yılını alan, on binlerce evladını toprağa gömen o kanlı savaşın yerine yenisini ikame etmeye çalışıyorlar.
Buna hep birlikte hayır diyelim, direnelim, karşı çıkalım.
Ellerinden gelse, İstanbul’ daki, Ankara’ daki, İzmir’ deki gerilimi bütün Anadolu’ ya yayacaklar, insanları sokağa dökecekler, Türkiye tarihindeki acı örnekleri yeniden yaşatacaklar.
Artık olay, Gezi Parkı’ nı da, siyasi muhalefeti de, AK Parti ve Tayyip Erdoğan karşıtlığını da aştı. Bir tür toplumsal sarsıntı, bir tür güç kayması yaşatılmak isteniyor.
Böyle olmasaydı ben de Taksim’ e gitmek isterdim. Ama öyle değil.. Kirli bir operasyonun tam ortasındayız. Şiddete başvurmayan eylemcilerin masumiyeti üzerinden kurgulanan, Türkiye toplumunun bir kısmına isyana teşvik eden bir operasyon.
Bu tehlikeden güç devşirmeye, kahramanlık çıkarmaya, öç almaya çalışanlara yazıklar olsun.

Rusya’ da Müslüman avı

Rusya, gelecek yıl yapılacak Soçi Kış Olimpiyatları öncesinde güvenlik paranoyasına girdi.
Rusya ' nın başkenti Moskova ' da polis güçleri bir camiye baskın düzenleyerek 300 kadar Müslüman ' ı gözaltına aldı. Operasyonun Devlet Başkanı Vladimir Putin ' in gelecek yıl yapılacak Soçi Kış Olimpiyatları öncesinde '' İslami grıplara yönelik baskı '' emri üzerine yapıldığı öne sürülüyor. Olimpiyatların yapılacağı Soçi şehri, sürgüne gönderilen Çerkeslerin başkenti konumunda ve güneydeki Müslüman yerleşimlere çok yakın. Son baskın, Rusya ' da bu yıl Moskova ve St. Petersburg ' da Müslümanlara yönelik yapılan üçüncü baskın oldu. RUS TİPİ İSLAMOFOBİ Öte yandan Rusya ' nın, kasıtlı olarak Müslümanların sayısını daima az gösterdiği tartışmaları yaşanıyor. Oysa uzmanlara göre Rusya ' da yaklaşık 40 milyon Müslüman bulunmakta. Bunlar Kafkas, Tataristan, Başkurdistan, Moskova ' da yaşıyorlar. Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre Müslümanlar dine göre bir yaşam istiyorlar. Ancak Rusya ' daki mevcut sistem İslam ' ın özünü değiştirip, Müslümanları gerçek İslam ' dan uzak tutmaya çalışıyor ve bu doğrultuda çalışmalar yürütülüyor.