ZEYTİNYAĞININ: BÜYÜMEYE ETKİLE- Rİ Süt çocuklarının kalori alımının yaklaşık % 50 ' si lipit şeklindedir ve bunun % 10 ' unu çoklu doymamış yağ asitleri oluşturur. Sütten kesildiği zaman, bebeğin hâlâ oldukça büyük miktarda lipitlere gereksinimi vardır. Bebeklerde esansiyel yağ asidi yetersizliğinin görülmesi pek mümkün değildir; fakat linoleik asit alımının az olması gelişmeyi geciktirebildiği gibi, deri, karaciğer ve metabolik bozukluklarda oluşturabilmektedir. Doğum öncesi ve sonrasında bebek beyninin ve sinir sisteminin, sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi, beslenmeyle doğrudan bağlantılıdır. Zeytinyağı, bu açıdan da vazgeçilmez bir besindir. Çünkü zeytinyağı, çocuk gelişiminde hayati önem taşıyan yağ asitlerini, anne sütüne eş miktarda içerir. Zeytinyağında bulunan oleik asit, annesini e- |
merek beslenen bebeğin sinir dokularının gelişimi açısından çok faydalıdır. Zeytinyağı, anne sütüne en yakın miktarda linoleik asit içerir. Yağsız inek sütüne zeytinyağı katıldığında anne sütü kadardoğal bir besin kaynağı ö- zelliği kazanır. Zeytinyağı, aslında oldukça düşük miktarda esansiyel yağ asitleri temin eder, fakatlinoleik / linolenik oranı anne sütünde bulunana benzerdir. Çoklu doymamış yağların yeterince a- lınmaması, çocuklarınbeyin hücrelerinin zarlarında bozukluklara, sonucunda daöğrenme güçlüğü ve davranış bozukluğuna neden olabilir. Sinirlerde akışkanlık için gereken enzimlerde eksilmeye, retinada rahatsızlıklara, hücrelerin bazı toksinlere olan dirençlerinde düşüşe yol açabilir. Linoleik a- sidin eksikliği, gelişimin yavaşlamasına ve hatta birtakım deri rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına neden olur. |
ALTIN SIVI:ZEYTİNYAĞI Yandıktan sonra bıraktığı tehlikeli maddelerin azlığı, taşıdığı E vitamini nedeniyle kalbe ve hormonal sisteme yaptığı olumlu katkıları göz önüne alınırsa zeytinyağını mutlaka yiyeceklerimizin arasına koymamız gerekir.
Zeytinyağı, insan için büyük önem taşıyan yağ asitlerinin yanı sıra, vücudumuzdaki zararlı maddelerin neden olduğu tahribatı önleyen antioksidan elementleri içerir. Bunlar da hormonlara destek olup, hücre farklılaşmasının gelişimine, hücre zarının oluşumuna yardımcı olurlar. ZEYTİNYAĞINDAN ANTİBİYOTİK Zeytinyağının, en yoğun içerdiği yağ asidi olan oleik asit, ilaç sanayinde kullanılmaktadır. Zeytinin yapısında bulunan ve yakın zamana kadar dikkate alınmayan bir grup madde üzerinde, son yıllarda önemli çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Bu maddeler, zeytinin yapısındaki proteinler içerisinde bulunmaktadır. İspanyollar, Akdeniz diyetinin olmazsa olmazı zeytinyağının, bileşimindeki mikro-besinleri belirledi. Zeytinyağındaki " fenol " adlı bileşenin, antioksidan ve pıhtılaşma karşıtı özellikleriyle kalp için iyi bir koruyucu olduğuna inanılıyor. Fenol,
en fazla saf zeytinyağlarında bulunuyor. Araştırmacılar, bunun, fenol oranı yüksek olan zeytinyağının faydaları üzerine yapılmış ilk çalışma olduğunu söyledi. İspanya ' daki Reina Sofia Üniversite Hastanesi ' nde yürütülen çalışma, kolesterolü yüksek 21 katılımcıyla gerçekleştirildi. Dr. Juan Ruano ve meslektaşları, fenol açısından zengin zeytinyağı ile içeriğinden
fenol kaldırılmış zeytinyağının etkisini karşılaştırdı. Fenol oranı yüksek zeytinyağından yapılmış yemekleri tüketen katılımcıların, kan damarlarındaki fonksiyon ve yanıt verme durumunun çok daha gelişkin olduğu görüldü. Örneğin: İtalya ' nın Messina Üniversitesi ' nden Bisignano ve arkadaşları, zeytindeki polifenollerin içerisinde bulunan sekoiridoidlerin, mikroorganizmalar üzerine o- lan tesirlerini incelemişler. Çalışmaları sonucunda; zeytindeki bu maddelerin, insanların solunum ve sindirim sisteminde hastalık yapan bazı mikroorganizmalar üzerinde önleyici tesiri olduğunu tespit etmişlerdir. Bu gözlemlere dayanarak, zeytin ve zeytinyağındaki, mevcut hazır antibiyotik potansiyelden istifade e- dilerek; yeni antibiyotikler geliştirilmesi açısından önemli bir kaynak o- labileceği ileri sürülmüştür. Zeytin ürünlerinde bulunan biyofenoller
; insan hayatı için önemli olan antioksidan, serbest radikal antagonizm( zıt etki-bileşenlerinin birbirini negatif yönde etkilediği oluşum) ve antimikrobiyal aktivite göstermektedir. EKLEM ENFEKSİYONUNU ÖNLER İltihap ve kireçlenme, kişide büyük ölçüde ağrı, şişme veya sertleşmeye neden olur. Bu da kişinin hareketlerini önemli oranda kısıtlar. Kahvaltıdan
|
önce alınan bir çorba kaşığı zeytinyağı, bu ağrı ve semptomları azaltıp, hastalıkların oluşmasını engellemektedir. Zeytinyağı, mevcut en güçlü anti-iltihapsal yiyeceklerden biridir. Zeytinyağı, eklem hastalığı riskini azaltmaktadır. Linos tarafından, 145 romatizmal eklem iltihabı çeken, 188 sağlıklı insan ü- zerinde Yunanistan ' da bir araştırma yapıldı. Bu araştırma, hastalığa yakalanma riskinin, sızma zeytinyağını tüketen grupta, 2,5 kez daha düşük olduğunu gösterdi. Bu sonuca etkisi olduğu sanılan oleik asit, iltihaplanmayı kolaylaştıran maddelerin oluşumuna karşı savaşır. Araştırmacıların raporlarına göre, bol miktarda zeytinyağı ve pişmiş sebze yiyenlerin, romatizmal artrit geçirme riskleri azalabilmektedir. Yunanistan ' da yapılan araştırmaya göre romatizmayı önlüyor. Amerika ' da yapılan araştırmada iyi kalite zeytinyağının içinde bulunan |
kimyasal maddelerin, aynı bir ağrı kesici gibi etki gösterdiği ortaya çıkarıldı. Ağrı kesiciden farkı yok. Her gün bir çorba kaşığı tüketilen zeytinyağından, ağrıyan yerler ovularak acılar azaltabilinir. Vücuttaki tutulmaları azaltmak için, zeytinyağlı masajlar yapılır. Zeytinyağı tortusu, siyatik, mafsal ağrılarına, sürülürse iyi gelir. Zeytinyağı, romatoid artritleri önlemeye yardımcı olur. |
Pratik bilgiler Büyük miktarda patatesiniz var ise torbanın içerisine bir adet elma koyun. 8 hafta boyunca filizlenmesini ve büzüşmesini önler.
Kabarık bir omlet yapmak istiyorsanız, bir çorba kaşığı suyun i- çerisine bir çay kaşığı mısır unu karıştırın. Hazırladığınız karışımı yumurtaya ilave edin. Böylece kabarık bir omlet yapmış olacaksınız.
Glysemik İndeks nedir? Glysemik İndeks( GI), karbonhidrat içeren besinlerin kan şekerini yükseltme özelliklerine göre sınıflandırılmasıdır. Genel olarak, yüksek GI değerine sahip olan karbonhidratlı besinler kan şekerini çok hızlı olarak yükseltirken, düşük GI değerine sahip olan karbonhidratlı besinler kan şekerini yavaş bir hızda yükseltirler. Kan şekerinin hızlı ya da yavaş yükselmesi, şeker hastaları ve kilo vermeye çalışan herkes için son derece önemlidir. Kural olarak, yemekten sonra kan şekeriniz ne kadar yavaş yükselirse, o kadar geç acıkırsınız. GI indeks, ilk defa 1981 yılında Toronto Üniversitesinde, şeker hastaları üzerinde çalışan profesör Dr. David Jenkins tarafından geliştirildi. Dr.
GI Jenkins, şeker hastaları için en uygun diyeti bulmaya çalışırken, her karbonhidrat besininin kan şekerini farklı seviyede yükselttiğini gördü. Kan şekerini en hızlı yükselten madde“ saf glukoz”( en basit şeker molekülü) olarak belirlenerek, glukozun GI değeri 100 olarak belirlendi. Diğer tüm besinlerin GI değerleri de 100 ile 0 değeri arasındaki çıtaya yerleştirildi. GI endeks neden önemlidir? Düşük GI değerine sahip olan besinler, yavaş sindirildikleri ve kan şekerini yavaş yükselttikleri için şeker hastaları ve glukoza töleransı az olan kişiler için önemlidir. Sağlıklı kişilerde de, düşük GI besinler yavaş sindirilmeleri ve uzun süre tokluk yaratmaları nedeniyle normal kilonun muhafazasına yardım ederler.
|