Milliyet Australia Turkish Newspaper 07 May 2013 / 77 | Page 2

GÜNDEM Milliyet

02

AUSTRALIA
07 May 2013
CAN DÜNDAR
Milliyet

Bu hiç yakışmadı!

CÜNEYT ÖZDEMİR
Radikal

Gaz sancısı

Endişemiz buydu işte:“ Barış perisi” nin gözalıcı kanatlarının arkasında, bizim eski panzerin tetikte bekliyor olması... Asker hakimiyetinden kurtulduk derken, polis tahakkümünün nöbeti devralması... Barışın, nihai istasyon değil, dereyi geçene kadar binilecek“ tramvay“ sayılması... O süreçte gülümseyen yüzlerin, en ufak muhalefette dişinin, kulağının uzaması... Barış güvercini postuna bürünmüş bir şahin zihniyetinin gelip tepemize oturması... Bu yasakçı kafa mı barışın önünü açacak? Bu ceberut anlayış mı anayasa yapacak? * * * Dünkü haber televizyonlarından bir görüntü: Ekranın sağında Başbakan Yardımcısı, anayasa i- çin toplumsal uzlaşmadan söz ediyor. Ekranın solunda polis, bayram kutlamaya gelen işçilerin üzerine biber gazı sıkıyor. Soldaki haşin görüntü, sağdaki ılıman sesi yalanlıyor. Yoğun gaz bulutu, yaldızlı“ uzlaşma“ lafını boğuyor.

Muhabirler gaz maskesiyle yayın yapıyor... CHP’ nin iki numarası yoğun gazdan hastaneye kaldırılıyor... DİSK Başkanı ekrandan ambulans istiyor... Londra, Paris, Roma özgürce 1 Mayıskutlarken İstanbul, devlet terörüne teslim oluyor.
Dengesiz yürüyen barış süreci, Taksim meydanında çukura düşüyor. * * *“ Taksim’ in hali ortada... Sendikaların ısrarı mantıksızdı“ diyenlerdenseniz bir daha düşünün derim. İki nedenle: Birincisi; Başbakan’ ın konuşması, Taksim’ in sadece bu yıl değil, bundan böyle 1 Mayıs’ lara kapanacağının işaretini verdi. Oysa Taksim, işçi hareketinin vazgeçilmez simge mekanı... Hükümetin gösterdiği kumda oynamaya razı olmayan sendikaların direnmesi normal...
İkincisi; yasak konmayıp iş, sahibine devredildiğinde, hiçbir sıkıntı yaşanmadığını son üç yılın 1 Mayıs’ larında ve geçen Nevruz’ da gördük. Yine bırakılsa, yine öyle olacaktı. Ama iktidar, yasaklamayı, i- natlaşmayı, restleşmeyi seçti. Ve dünkü sıkıyönetim manzarasını yarattı. Devlette marifet, sorun çözmektir. Oysa dünkü devlet, sorun yaratan rolündeydi.“ İşçiler çukura düşer” mazeretiyle başlayan bir yasak, işçileri çukura düşmüşten beter eden yoğun gaz salınımıyla sonuçlandı. * * * Yılmaz Karakoyunlu, 1955’ in 6-7 Eylül’ ünde Taksim’ de yaşanan provokasyon ve saldırıları anlattığı kitabına“ Güz Sancısı“ adını vermişti. Bugün de memlekette“ gaz sancısı“ yaşanıyor. Aradan geçen bunca yılda devlet mantığa, Taksim huzura kavuşamadığı için çare, hala muhaliflere gaz sıkmakta aranıyor.
Resmi rakamlara göre 2001’ de, yani AK Parti iktidara gelmeden önce devletin biber gazı ithalatı yılda 13 tonmuş. 2005’ te neredeyse 10 kat artıp 115 tona çıkmış. Bu hükümet döneminde 21 milyon dolar harcanarak ithal edilen biber gazının toplam hacmi: 628 ton... Yani devlette, bünyeye zarar miktarda gaz birikti. Her fırsatta böyle arsızca çıkaracaksa yandık demektir.

Avustralya’ dan geldi cinayet işledi

Nevşehir ' in Avanos ilçesinde Avustralya ' dan izne gelen 62 yaşındaki Şükrü Demirtaş ' ın, banka içinde 60 yaşındaki Selahattin Konca ' yı öldürdükten sonra dışarı çıkarak,“ 10 yıldır bu anı bekliyordum” diye bağırdığı ileri sürüldü. Edinilen bilgiye göre öğle saatlerinde Nevşehir ' in Avanos ilçesinde bulunan bir bankanın içinde ateş edildiği öğrenildi. Vatandaşların yaptığı ihbar sonrasında olay yerine gelen polis ekipleri olayla ilgisi olduğu gerekçesiyle 62 yaşındaki Şükrü
Demirtaş ' ı gözaltına aldı. Polisin görgü tanıklarından aldığı bilgiye göre, Şükrü Demirtaş ' ın bankada karşılaştığı Selahattin Konca ile tartıştığı öğrenildi. Tartışma sırasında Şükrü Demirtaş ' ın belinden çıkardığı tabanca ile Selahattin Konca ' nın kafasına tek el ateş ederek öldürdüğü ve dışarı çıkarak“ 10 yıldır bu anı bekliyordum” diye bağırdığı ileri sürüldü. Şükrü Demirtaş ve Selahattin Konca ' nın Avustralya ' da beraber çalıştıkları ve Nevşehir ' e izne geldikleri öğrenildi. Polis, olayla ilgili olarak soruşturma başlattı. IHA
Her yıl ANZAC törenlerinde Türkiye ve Türk Milletine övgüler düzen Avustralyalı politikacılar bu sefer çark etti. NSW Eyalet Parlamentosu üst kanadı Yasama Konseyi’ nde Türkiye karşıtı bir“ soykırım” kararı kabul edildi.
Birinci sayfadan devam
Soykırım önergesini Parlamentonun gündemine taşıyan A- vustralya Hıristiyan Parti Başkanı Fred Nils“ Tarihte yaşanmış olayları istesek de değiştiremeyiz. Fakat bunların soykırım yaşamış Süryani, Ermeni ve Rum Halkları için ne denli a- cı gerçekler olduğunu tanımamız önemlidir” dedikten sonra, kararın Parlamentoda oy birliğiyle kabul edilmesinden büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Soykırım konusunda yaptığı a- raştırmalarla tanınan Seyfo Center Başkanı Sabri Atman NSW Eyaleti’ nin soykırımını kabul etmesinin çok önemli olduğunu, daha önce Ermeni soykırımını kabul eden 26 ülkenin benzeri kararlar almaları için sürdürdükleri girişimleri yoğunlaştıracaklarını söyledi. Süryani Evrensel İttifakı Başkanı Hermiz Shahen’ i de Avustralya Parlamentosu’ nun Süryani soykırımını kabul etmesi i- çin gösterdiği çabalardan dolayı kutladı. 1 Mayıs günü Yasama Konseyi’ nde geçen kararda yer alan maddeler şu şekilde; 1- a) 5 Mayıs 1998 tarihinde Yasama Konseyi Ermeni Soykırımını tanımış ve kınamıştır. b) 1914 ve 1923 yılları arasında Süryani ve Rumlar’ da Osmanlı Hükümeti tarafından benzer soykırımlara tabi tutulmuştur.
2- Yasama Konseyi, a) NSW Eyaleti’ nde yaşayan Süryani, Ermeni ve Rumların tarihin ilk modern soykırımında maruz kaldıkları kabul etmekte ve bu soykırıma uğrayan masum erkek, kadın ve çocukların anılarına sahip çıkmaktadır. b) Süryani, Ermeni ve Rumların maruz kaldığı soykırımı ve diğer soykırımlara tolerans göstermemekte ve kınamaktadır. c) Bu tür insanlık suçlarının bir daha olmaması için insanlık tarihinin bu karanlık döneminde meydana gelen olayları hatırlamakta ve araştırmaktadır. d) Süryani, Ermeni, Rum ve diğer soykırım olaylarını kınamakla beraber bunların inkarı için yapılan girişimleri engeller. e) Süryani, Ermeni ve Rum soykırımına şahit olan ANZAC savaş esirlerinin ifadelerinin gündeme getirmektedir. f) Süryani, Ermeni ve Rum soykırımından sağ kalanları kurtaran ANZAC askerlerinin ifadelerinin gündeme getirmektedir. g) NSW halkının Süryani, Ermeni ve Rum soykırımından sağ kalanlara yaptıkları önemli insani yardımları onaylamaktadır. h) Federal Hükümeti Süryani, Ermeni ve Rum soykırımını kınamaya çağırmaktadır. Konuyla ilgili mecliste bir konuşma yapan Hıristiyan Demokrat Parti Lideri ve Yasama
Fred Nile
Konseyi üyesi( MLC) Fred Nile, konuşmasında soykırımı savunan Prof. Dr. Taner Akçam’ ın şu sözlerine yer verdi.“ Soykırım ve önlenmesi yönünde küresel bilinç oluşturmak gerekir. Soykırımı inkar ve soykırıma karşı mücadele küresel demokrasi ve insan haklarının bir parçasıdır... Soykırımı tanıma tüm insanlık ile ilgili bir konudur.” Yaptığı konuşmada sürekli Osmanlı Devleti’ nin sistematik bir şekilde Süryani ve Ermenilere karşı soykırım uyguladığını iddia eden Nile, iddialarına kanıt olarak ANZAC askerlerinin bazı ifadelerini ve hazırlamış oldukları bazı belgeleri gösterdi.

Avustralya hava savunmasını güçlendiriyor

Avustralya savunma stratejisini gözden geçiriyor. Avustralya hükümeti 12 adet Boeing EA-18G Growler tipi savaş uçağı satın alacağını açıkladı. Başbakan Julia Gillard Pasifik bölgesindeki gidişattan oldukça endişeli olduklarını belirtti. Gillard Avustralya’ nın Hint-Pasifik bölgesinde barışın sağlanması konusundaki rolünü vurguladı:“ Çin ordusunu modernleştirirken biz bu konuda şeffaf olduklarını görmek istiyoruz. Biz bugün burada Avustralya’ nın savunma duruşu ve bakış açısı konusunda çok şeffafız ve onlardan da böyle şeffaf olmalarını istiyoruz.”
Savunma Bakanı Stephen Smith, Boeing EA-18G Growlerların yaklaşık 1,5 milyar Dolar’ a mal olacağını söyledi. Smith savunma bütçesinin 14 Mayıs’ ta açıklanacağını ifade etti. Avustralya’ nın savunma stratejisinin belirlenmesinde Amerika Birleşik Devletleri ve Çin ile i- lişkileri büyük önem taşıyor.

Milyarder işadamı Palmer yeni partisiyle seçimlerde aday

Avustralya Birlik Partisini kurarak gelecek genel seçimlerde politikaya atılmak ve ülkenin başbakanı olmak isteyen ülkenin en zengin i- şadamı Clive Palmer, 127 seçim bölgesinde adaylarını açıklayarak her iki partiye de zor günler geçirtmek için kolları sıvadı. Habere ilk tepki Muhalefet Başkan Yardımcısı Bishop’ tan geldi. Bishop‘’ eğer Palmer protesto oylara güvenerek bu işe koyuluyorsa, u- nutmasın bu işi en güzel bize oy verecekler yapacaklardır’’ dedi. Siyaset arenasına bomba gibi düşen bu haberin en önemli özelliği Palmer’ in alternatif düşüncelerle kitleleri etkisi altına alması. Bilindiği gibi geçen sene Palmer şimdiki Hazine Bakanı Swan’ in seçim bölgesinden adaylığını koyacağını açıklamış ve sonra bu kararından vazgeçmişti. Zengin işadamı Palmer meşhur Titanik gemisine tıpa tip benzeyen bir gemiyi inşa ettirerek 2016 yılında müşterileriyle buluşturmayı planlamakta.

TC PKK!

Yıllar boyunca TC’ nin PKK ile savaşı yalnızca sarp dağlarda, yalçın kayalıklarda olmadı, paralel bir savaş da psikolojik olarak medyanın ü- zerinden götürüldü.

Barış sürecinin sanırım ilk hizmeti düne kadar hemen hepimizin bildiği ama dile getiremediği pek çok konunun artık açıktan konuşulması oldu. Üstelik işin içine PKK yöneticileri ile yapılan onlarca farklı söyleşi de girince Türk basını için bir‘ aydınlanma’ yaşanıyor bile diyebiliriz. Tabuların yıkılması bir yana, düne kadar aklımızın ucundan geçiremeyeceğimiz konuların anaakım medyaya sıradan gerçekler olarak taşındığını görüyoruz. İçeriği, doğruluğu yanlışlığı bir yana, bütün bunların ilk kez anaakım medyaya taşınıyor olması bile başlı başına bir‘ iletişim devrimi’.
Yıllar boyunca TC’ nin PKK ile savaşı yalnızca sarp dağlarda, yalçın kayalıklarda olmadı, paralel bir savaş da psikolojik olarak medyanın üzerinden götürüldü. Mesela 90’ larda Kürt kelimesinin kullanımı bile TC tarafından yasaklanmıştı. İnsanın yüzünü kızartan, dönemin bakanlarının, başbakanlarının ağzından çıkan“ Karda yürürken kart kurt ses çıkaran Türklere Kürt denir” tanımlamaları bunun eseriydi.
Baktılar kimse yemiyor, Kürt sorununun adı Güneydoğu sorunu oldu. Haber metinlerinden Kürt kelimesi Genelkurmay’ dan gelen‘ emir demiri keser’ telefonları ile çıkarılıyor, yerine‘ Güneydoğu’ kelimesi monte ediliyordu.
Yıllarca PeKeKe bile denilemedi. Anaakım için tanımlamanın PeKaKa terör örgütü olarak yapılması ortak bir mutabakat ile uygulamaya konulmuştu.
Bu arada Abdullah Öcalan da kara propagandanın hemen her evresinden geçirildi. İlk olarak Öcalan‘ bir günah gibi’ Ermeni ilan edildi. TC için Ermeni demek her zaman bir‘ affedersiniz’ ile ifade edilen bir şeydi( Ne yazık ki devlet dilinde hâlâ önyargılarda çok şey değişmediğini görüyoruz). Ardından Öcalan’ ın önüne‘ Bebek Katili’ sıfatı eklendi. Bir süre sonra kavram güncellendi ve‘ Bölücü Başı’ na dönüştü. Bu arada PKK’ lılar da Öcalan ile birlikte sürekli ya din ya millet değiştiriyordu. Bir bakmışsınız Suriyeli ilan ediliyor, Ermeni oluyor, Iraklıya dönüşüyorlardı. TC’ ye göre aralarında çok az Türkiyeli vardı. Yine bu arada hem Öcalan hem de PKK dinsiz, ateist, Hıristiyan, Zerdüşt gibi çeşitli dinlere mensup edilip resmi dilde dinden dine transfer edilip durdu. Dönemine göre TC’ nin resmi propaganda dili PKK’ yı propagandist dilde alt etmek, ötekileştirmek için elinden ne geliyorsa yaptı. Bu resmi propagandist medya dili savaş meydanına unutulmayacak görüntülerle yansıdı. 90’ lı yıllarda kimi çatışmalarda öldürülen ya da yakalanan PKK’ lılara sünnet kontrolü yapılması, öldürülen PKK’ lıların kulaklarının kesilmesi ve daha burada söylemeye dilimin varmadığı, içinizin kaldıramayacağı, bırakın bir resmi görevliyi, bir insanın bir insana yapmayacağı hemen her şey bu kirli savaşta yaşandı. PKK’ lıya PKK’ lı demek Resmi devlet dilinin sahadaki propagandistleri( Ertürk Yöndemgiller) TRT üzerinden bu dilin kurumsallaşması için haftalık yayın yapıyorlar ve anaakım medya buradan aldığı tüyolarla bu dili büyük gazetelerin önderliğinde kullanıma sokuyordu.
Bu beyin yıkama seansı yıllarca sürdü. Çok az basın mensubu bu resmi propaganda diline direndi. Mesela bir medya mensubu olarak pratikten örnek vermek gerekirse 32. Gün programında 90’ ların o en hoyrat döneminde tarafsızlık adına yapabildiğimiz tek şey PKK’ lılara PKK’ lı demekti. Bu bile Birand dahil hepimizin başına az şey açmamıştı. Bugün asıl zorlanılan barışın hemen gelmesi değil, barış dilinin hemen gelememesi.
Bir anda gelmesini beklemek hayal olur. TC’ nin resmi propagandist dilinden arınmak zaman alacak.
Kolay iş değil. TC’ nin bu propagandist dili ile kuşaklar yetişti. Bu kuşakların şu son birkaç haftadır anaakım medyada duyduklarını sindirmelerindeki hazımsızlık bundan kaynaklanıyor. Yılların ezberini bozan bir zaman tünelinden geçiyoruz. İlk gerillalar Farkındaysanız anaakım medyada PKK’ lılar için ilk kez‘ gerilla’ tanımı kullanılmaya başlandı.
KCK’ nın bir sözde örgütlenme değil, özde bir örgütlenme olduğu ve başkanından sorumlusuna kadar kimler olduğu ilk kez doğrulandı.
‘ Güneydoğu’ ya neredeyse bir iç deniz yaratacak kadar büyüklükte kurulan barajların askeri bir stratejinin ü- rünü mü?’ olduğu sorusu anaakım medyada ilk kez bu kadar açıktan ve net dile getirilebiliyor.
Ulusalcıların‘ üç günde alırız’ dediği Kandil’ e yürüyerek gitmenin üç aydan fazla zaman aldığını PKK’ lıların ağzından ilk kez duyuyoruz. ABD predatörlerinin gerçekten PKK’ yı Kandil dahil yakından izlediğini ve bunca zamandır“ ABD bize istihbarat vermiyor” yakınmasının aslında bir komplo teorisi olduğunu da PKK’ lıların anlattıkları Uludere dahil pek çok iddiadan öğreniyoruz. Anaakım medyada çok şey değişiyor. Eskiden Kandil’ e gideni hem TC hem hukuk hem de anaakım medya evire çevire döverdi. Oysa şimdi neredeyse gitmeyeni dövüyorlar.
Ulusalcı basının PKK’ lıların muz yemesine takılmasının bilinçaltında işte böyle bir arkaplan yatıyor. İstanbul’ un Kandil’ inde onlar nasıl muz yiyebiliyorlarsa meğer PKK’ lılar da Kandil’ de muz yiyebiliyorlarmış.
Bunca önyargıdan sonra şimdi gel de şaşırma!

Milliyet

AUSTRALIA
Sahibi: SSN Trading Pty Ltd Adres: 4 / 9 Foundry Rd. Seven Hills NSW 2147 Sydney Tel: 02 8971 2206 Email: info @ milliyetweekly. com. au
Editor in Chief: Zeynel Engin E: z. engin @ milliyetweekly. com. au
Wollongong Temsilcisi ve Reklam: Şenol Hoşgörür T: 0410 833 784 E: wollongong @ milliyetweekly. com. au
Director: Sait Moniri E: sait @ milliyetweekly. com. au
Brisbane Temsilcisi ve Reklam: Yıldıray Aslantaş T: 0401 398 922 E: brisbane @ milliyetweekly. com. au
Sydney Reklam: T: 0412 896 091 E: info @ milliyetweekly. com. au
Grafik & Tasarım: Ixir Design Studio E: info @ ixir. com. au
Basım Merkezi: New Age Printing Pty Ltd. A: 25 Clyde St. Rydalmere NSW 2116
Melbourne Temsilcileri: Recep Şakar T: 0409 309 842 E: recepsakar @ milliyetweekly. com. au
Müjgan Kim E: mujgankim @ milliyetweekly. com. au
Ali Kurt E: alikurt @ milliyetweekly. com. au
Milliyet Australia Turkish Newspaper gazetesinde yayınlanan köşe yazılarından ve çizimlerden doğabilecek her türlü hukuksal sorumluluk tamamen yazar ve çizere aittir.
Milliyet Australia Turkish Newspaper gazetesinde yayınlanacak her türlü reklam bilgilerinin doğruluğu ve sorumluluğu yasal olarak reklam veren kişi veya kuruma aittir, Milliyet Australia Turkish Newspaper gazetesi hiç bir sorumluluk taşımaz.
Milliyet Australia Turkish Newspaper gazetesinde yayınlanmak istenen okuyucu mektubu ve duyurularda açık adres ve telefon numarasının bulunması zorunludur, bu yazılar gazetemizin değerlendirmesi sonucu yayınlanabilir.