Milliyet Australia Turkish Newspaper 04 June 2013 / 81 | страница 9

04 June 2013 Milliyet

AUSTRALIA

DÜNYA 09

Rusya Esad’ a savaş uçağı satıyor

Rusya’ nın S-300 füze savunma sisteminden sonra Suriye’ deki Esad rejimine en az 10 savaş uçağı satmaya hazırlandığı belirtildi

Hizbullah’ tan Hamas’ a ültimatom

Suriye’ deki iç savaş, bir zamanlar İsrail’ e karşı birlikte hareket eden Hizbullah ile Hamas’ ı da karşı karşıya getirdi. Hizbullah’ ın Hamas’ tan en kısa zaman içinde Lübnan’ ı terk etmesini istediği iddia edildi.
Rusya’ da savaş uçakları ve helikopter üreten MiG şirketinin Genel Müdürü Sergey Korotkov, MiG-29 M / M2 u- çakları için Şam’ dan bir heyetin Moskova’ ya geldiğini a- çıkladı.
MiG Genel Müdürü Sergey Korotkov, Suriye’ nin 10’ dan fazla savaş uçağı alacağını belirtti ancak kesin sayı vermedi. Rusya, daha önce silah satışı için Suriye ile yeni anlaşma
Suriye’ de 2011 Mart ayından bu yana devam eden şiddet olayları ve iç savaş, Ortadoğu’ da İsrail’ e karşı zaman zaman ortak mücadele veren Hizbullah ile Hamas’ ı da karşı karşıya getirdi. Hizbullah’ ın Suriye’ de Özgür Suriye Ordusu militanlarını eğitmekle suçladığı Hamas’ tan, Lübnan’ ı en kısa zamanda terk etmesini talep ettiği belirtildi. Suriye’ nin stratejik kasabası Kuseyr’ de Esad güçleriyle birlikte Suriyeli muhaliflere karşı savaşan Hizbullah, Filistin’ in Gazze bölgesinde yönetimi elinde bulunduran Hamas’ ı, Özgür Suriye Ordusu militanlarına askeri eğitim vermekle suçluyor. Hizbullah’ ın bu nedenle Hamas’ a ültimatom vererek, Lübnan’ daki militanlarını en kısa süre içerisinde çekmesini istediği belirtildi. İsrail gazetesi Jerusalem Post’ un haberine göre, Hizbullah-Hamas a- rasındaki gerginliği ilk veren haber sitesi“ Middle East Online” oldu.“ Middle East Online” haberine kaynak olarak Suriyeli muhalifleri gösterdi. HAMAS’ TAN İDDİALARA RET Ancak söz konusu habere Lübnan’ daki Hamas temsilcisi A- li Baraka’ dan yalanlama geldi. Hamas temsilcisi Baraka, bu haberin Hizbullah yöneticileri tarafından da şaşkınlıkla karşılandığı belirtildi. Hamas ise, Suriyeli muhalif militanlara askeri eğitim verdiği iddialarını reddediyor. Bir diğer Filistin örgütü olan İslami Cihad’ ın Lübnan’ daki temsilcisi Ebu İmad Rifai de, Hizbullah ile Hamas arasındaki gerginliğin gerçekleri yansıtmadığını söyledi. Rifai, Hamas’ ın Lübnan’ da kalmaya devam edeceğini ifade etti. MEŞAL KATAR’ A GİTTİ Suriye’ deki olaylar başlamadan önce Hamas’ ın en büyük destekçisi Esad yönetimi olarak öne çıkıyordu. Hamas’ ın siyasi lideri Halid Meşal, Şam’ da ikamet ediyordu. Suriye’ deki şiddet olaylarının iç savaş dönüşmesi sonrası Katar ve Suudi Arabistan’ ın baskısıyla Hamas lideri Halid Meşal 2012 yılında Şam’ dan ayrılarak Katar’ a yerleşti.

Obama’ ya zehirli mektup

ABD Başkanı Barack Obama’ ya bir kez daha zehirli madde içerdiğinden şüphe edilen bir mektup gönderildi. Benzer bir mektup dün New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg’ e gönderilmişti.
New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg’ e dün gönderilen zehirli madde içeren mektubun benzeri bugün ABD Başkanı Barack Obama’ ya gönderildi. ABD gizli servisi, Başkan Barack Obama’ ya zehirli madde içeren şüpheli bir mektup gönderildiğini doğruladı. ABD basını, mektupta zehirli“ risin” maddesinin olduğunu belirtti. FBI’ ın anti terör biriminin, Obama’ ya gönderilen mektubu incelediği ifade edildi.“ Risin” maddesi içerdiği belirtilen mektup nefes darlığına neden oluyor, küçük bir dozunun yutulmasının daha ö- lümcül olabileceği ifade ediliyor. BLOOMBERG DE HEDEFTE ABD’ nin New York kenti Belediye Başkanı Michael Bloomberg de dün benzer bir saldırıya hedef olmuştu. New York polisi, Belediye Başkanı Michael Bloomberg’ e gönderilen şüpheli bir mektup üzerinde yapılan ilk incelemelerin, mektupta zehirli risin maddesi bulunduğunu gösterdiğini açıklamıştı. Polis, risin tespit edilen bir diğer mektubun da Bloomberg’ in kurduğu, merkezi Washington’ da bulunan“ Yasadışı Silahlara Karşı Belediye Başkanları” grubuna gönderildiğini belirtmişti. Kim tarafından yazıldığı araştırılan mektuplar üzerinde kapsamlı araştırma yapılacağı ifade edilmişti. ÜST DÜZEY YETKİLİLERE GÖNDE- RİLMİŞTİ ABD’ de geçtiğimiz Başkan Barack Obama’ ya, Cumhuriyetçi Parti Mississippi Senatörü Roger Wicker’ a ve Mississippi’ de bir hakime gönderilen mektupların da zehirli risin maddesi içerdiği, yapılan ayrıntılı laboratuvar testlerinden sonra kesinleşmişti. Olayla ilgili bir kişi gözaltına alınmıştı. yapılmayacağını açıklamıştı. MiG uçaklarının halen yürürlükte olan anlaşma çerçevesinde satılması öngörülüyor. Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, dün Hizbullah’ ın yayın organı El Manar televizyonuna verdiği demeçte, Moskova’ nın S-300 füze savunma sisteminin ilk sevkiyatını yaptığını açıklamıştı. Suriye’ de 2 yıldır devam eden iç savaşta 70 binden fazla kişinin öldüğü sanılıyor.
İBRAHİM KARAGÜL
YeniŞafak

Taksim’ den Tahrir çıkmaz!

Meselenin Gezi Parkı meselesi olmadığını görmüş olduk. Ağaç kesmekle, Topçu Kışlası’ nı yeniden inşa etmekle, içine AVM yapıp yapmamakla alakası yokmuş.

Biz öyle sanıyorduk. Öyle sandığımız için de tepki gösterenlere sempatiyle baktık. Bir duyarlılıktı, eleştiriydi, tepkiydi ve son derece doğaldı. Olması gerekiyordu, Türkiye’ de eleştiri ve tepki ruhu diri tutulmalıydı. Bu herkesin yararınaydı.
Ama düğmeye kim bastıysa senaryonun ikinci aşaması gerçeği çırılçıplak ortaya koydu. O da şuydu: Muhalefet dalgası geliştiremeyenlere yol gösteriliyordu. Kitleler belli duyarlılıklar üzerinden seferber ediliyordu. Ortak düşman Tayyip Erdoğan’ dı.
Bugüne kadar kamuoyunu ona karşı harekete geçiremeyenler, darbe yapamayanlar, önünü kesemeyenler, Türkiye toplumuyla gönül bağını kurutamayanlar yeni senaryolar deniyordu.
CHP yapamamıştı, darbeciler yapamamıştı, Ergenekoncular yapamamıştı. Nasıl olsa Arap Baharı, Tahrir ruhu gibi kavramlar hazır bekliyordu. Yeni bir söylem, yeni bir yol, yeni bir isyan dalgası buradan geliştirilebilirdi.
Mısır neresi, Tunus neresi, Mübarek ya da Bin Ali kim, kimsenin umurunda değildi. Bu gömlek Türkiye’ ye uyar mı, düşünen yoktu. Oralarda kitleler neye isyan etmişti pek umursanmıyordu. Sadece belli kalıplar belli öfkelere giydiriliyordu.
Bunun içindir ki, buradan bir yere gidilemeyeceğinin kimse farkında bile olmuyordu.
Olaya müdahale eden polisin basiretsizliğine ne demeli. Akıl alır gibi değil. İnsanları neredeyse isyana teşvik edecek uygulamalara girişti. İki gün boyunca göstericilere tepki gösterenlerin bile tepkisine neden olacak şekilde meydanları gaza boğdu.
Bu uygulama sorgulanmalı, bedeli neyse ödenmeli. Sorumlusu kimse hesabını vermeli.
Taksime toplanan insanların itirazları nasıl dikkate alınması gerekiyorsa polisin tavrı da ciddi biçimde sorgulanmaya muhtaç. Bütün bunları iyi değerlendirilip gerekli sonuçları çıkarmak medyanın da, siyasetin de sorumluluğunda.
Nasıl oluyor da, Londra’ da, Brüksel’ de ve dünyanın bir çok bölgesinde aynı anda bu organizasyonlar yapılabiliyor?‘ Siz hala Gezi Parkı meselesi mi sanıyorsunuz bunları, hala anlamadınız mı’ diyor gösterilerin önde gelen isimlerinden biri.
Gerçek ne? Gerçek hükümeti devirmekse bunun yolu seçim. Halk ayaklanması, devrim gibi kavramların hiç bu kadar hafife alındığı olmamıştır.
İngilizce metinler yazıp‘ 27 kişi öldü’ diye dünyayı ayağa kaldıranlardan,‘ panzerler insanları eziyor’,‘ Polis insanları evlerinde öldürüyor’ diyenlere kadar inanılmaz bir dezenformasyona tabi tutulduk iki gündür. Yalanlar üzerinden bir‘ devrim’ kalkışması gördük.
Çözüm sürecine karşı olanlar oradaydı. Suriye meselesinde Türkiye’ nin tutumuna öfke duyanlar oradaydı. Kronik muhalefet oradaydı.
CHP ise, hazır kitlesel öfkeyi görünce durumdan vazife çıkarma pozisyonuna geçti. Olayı sahiplendi, ayabildiğine kışkırtmaya başladı. Olay CHP mitingine, bir tür Cumhuriyet Mitingi’ ne dönüştü.
Gerçekten iyi niyetle, bir takım kaygılarla hareket edenlere söyleyecek hiçbir şey yok. Onların duyarlılıkları, kaygıları, endişeleri dikkate alınmalı. Dikkate almak hepimizin boynumuzun borcudur.
Ama bunların ötesinde bir şeyler var. Bu duyarlılıklar üzerinden bir şeyler servis ediliyor.
Endişe ettiğimiz, korktuğumuz nokta bu gösterilerin toplumsal bölünme, ayrışma hatta çatışmaya doğru sürüklenmesidir. Gerçekten de bir adım sonrasında bunun istendiğine dair çok ciddi işaretler var.
Batı başkentlerinin açıklama üstüne açıklama yapması, dünya medyasının, haber ajanslarının iki gündür canlı yayın vermesi, olayları‘ Türk Baharı’ gibi kavramlarla servis etmesi dikkat çekici.
El Cezire yayınlarına bakanlar Türkiye’ de Mısır Devrimi yaşanıyor, iç savaş yaşanıyor sanacak. Bir televizyon kanalı değil sanki, Tunus veya Libya’ da olduğu gibi Türkiye’ de de devrim yönetiyor pozisyonundaydı.
‘ Kürt Baharı’ nı tutturamadık, çözüm / barış süreci bunun önüne geçti o zaman Türk Baharı yapalım, sokakları bölelim, toplumsal kırılma alanlarını çatışmaya dönüştürelim diyenler bence Taksim’ de gösteri yapanlar değil.
Birileri Türkiye’ deki muhalefet kanalları üzerinden büyük hesaplar yapıyor gibi. CHP’ yi, Taksim’ de toplananları da aşan bir hesap var gibi. Hatta Erdoğan düşmanlığının da ötesinde bir Türkiye tasavvuru var gibi.
Bunlar da benim endişem.

Gündeme bomba gibi düşen o ilana tepki büyük

Danimarka’ da ırkçı partinin yabancı düşmanlığını körükleyen ilanı tartışılıyor.
Danimarka ´ da yabancı düşmanlığı ve islamofobiyi körükleyen Danimarka Halk Partisi ' nin gazete ilanı gündeme bomba gibi düşmüştü. Vatandaşlığa hak kazanan yüzlerce insanın isim ve adreslerini, bir gazete ilanında terörle özdeşleştiren partiye, ülkenin önemli siyasetçilerinden eleştiri yağıyor. TRT Haber ' e konuşan önemli isimler masum insanların zan altında bırakıldığını ifade etti. 685 KİŞİYİ HEDEF GÖSTERDİLER Danimarka Halk Partisi ülkedeki gazetelere tam sayfa ilan vererek meclis kararıyla vatandaşlığa kabul edilen, aralarında 35 civarında Türk’ ün de bulunduğu 685 kişiye ait isim listesini deşifre etmişti. İlanda, listedeki bir kişinin istihbaratın takibinde olduğu belirtilerek bütün isimler zan altında bırakıldı. Yabancı düşmanı partinin bu davranışı ülkedeki siyasetçilerin de büyük tepkisini çekti. " ÖZÜR DİLENMELİ " Katıldığı bir programda TRT Haber ' e konuşan Danimarka Kilise ve Eşitlik Bakanı Manu Sareen Danimarka Halk Parti ' sini eleştiri yağmuruna tuttu. Sareen,” Bir hukuk devletinde akla gelebilecek en kötü şekilde insanların böylesine afişe edilmesi gerçekten çok problemli. Ortada neredeyse hakarete ve iftiraya varan bir durum var. Danimarka Halk Partisi bu yaptığından utanmalı demeyeceğim ama en azından o insanlardan özür dilemeli. Çünkü malumunuz, hukuk devletinde kişiler aksi ispat edilene kadar masumdur” diye konuştu.
" MAĞDURLAR HAKLARINI ARA- MALI " Danimarka Meclis Başkanı Mogens Lykketoft da mağdurları haklarını a- ramaya davet etti. Mogens Lykketoft,“ Yüzlerce masum insanı bir gazete ilanıyla zan altında bırakarak siyaset yapmayı doğru bulmuyorum. Ayrıca içlerinden birini direkt terörle özdeşleştirmek çok yanlış. Zan altında bırakılan bu insanlar hukuki yollara başvurup haklarını aramalılar” dedi. İslamofobinin toplumun küçük bir kesiminde yoğunlaştığını düşünen Danimarka İslam Yüksek Konseyi Başkanı Asmat Müceddidi, Müslümanlara da önemli görevler düştüğünü söyledi. Asmat Müceddidi, " Biz güzel dinimiz İslam’ ı ve peygamberimizi iyi temsil edemedik. Bu sebeple karşılıklı saygıyı ve anlayışı öne çıkaran organizasyonlara ve projelere çok ihtiyacımız var " değerlendirmesinde bulundu. Müslümanlar Danimarka ' da nüfusun yaklaşık yüzde 3 ' ünü oluşturuyor.

Etkili reklam kampanyası için

0412 896 091 0404 485 066