KYM Haber 34.Sayı Mayıs-Haziran-Temmuz 2014 | Page 51

R amazan ibadetlerin bütün renklerini içinde barındıran bir kulluk kampı, ibadetlerden yana bir egzersiz-form tutuma zamanıdır. Gecesi ve gündüzü ile bir ibadet ayı olan Ramazan, ruha gerekli kıvamını kazandırma, nefsin dizginlemesi, insan mahiyetine yerleştirilmiş olan istidat ve kabiliyetlerin inkişafı, latifelerin geliştirilmesi, sönmeye yüz tutmuş olanların da canlandırılması için bir fırsat mevsimidir. Böylesine bereketli bir ay için, öncesindeki Recep ve Şaban aylarından itibaren hazırlık yapmak gerekir. Allah Resûlü (s.a.s)’in şu duası da bu aylarda sık sık tekrar edilmelidir: “Allah’ım! Recep ve Şaban aylarını bize mübarek kıl, hayırlısıyla bizi Ramazan ayına kavuştur.” Resûlullah (s.a.s) bir Şaban ayının son gününde şöyle hitab etti: “Ey insanlar! Yüce ve mübarek bir ayın gölgesi üzerinize düştü. O ayda bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. Allah o ayda oruç tutmayı farz kıldı. Geceleyin ibadet yapmayı (teravih kılmayı) nafile kıldı. O ayda bir hayır işleyen kimse diğer aylarda bir farz işlemiş gibi olur. O ayda bir farz işleyen ise diğer aylarda yetmiş farz işleyen gibidir. O, sabır ayıdır, sabrın karşılığı ise Cennet’tir. O, yardımlaşma ayıdır. O ayda mü’minin rızkı bollaştırılır. O ayda kim bir oruçluyu iftar ettirirse bu, günahlarının bağışlanmasına ve Cehennem’den kurtulmasına sebep olur. Aynı zamanda oruçlunun sevabı kadar sevap verilir. Oruçlunun sevabından da bir şey noksanlaşmaz.” Ashab; “Ya Resûlullah! Hepimiz oruçluyu iftar ettirecek bir şey bul