KYM Haber 34.Sayı Mayıs-Haziran-Temmuz 2014 | Page 34

Her Ramazan Mescid-i Aksa’nın medeniyetlerden ve dinlerden derin izler taşıyan on iki bin şamdanlı avlusuna serilen Ramazan sofraları İbrahim Halilullah’tan tatlı esintiler bırakır yorgun yüreklere. 34 lüne, Meryem aracılığı ile gelecek olan İsa’nın ışığı burada vurdu. Yanında cehennem anıldığında günlerce aç kalan, kendisini çöllere vuran emanetin kutlu buğdayını tarlalara serpen diriliş ekincisi Yahya Peygamber burada yaşadı, bu topraklarda, gözlerimin önünde kıydılar ona. Hazreti Zekeriyya’nın her ne vakit bulunduğu odaya girse hep turfanda cennet meyveleri bulduğu Hazreti Meryem; bir kadın için bütün zamanların en zor imtihanını bu topraklarda verdi. Kandil yakmak gerekmezdi karanlık gecelerde, kendisi kandildi Meryem’in…Geceler onun şavkıyla aydınlanırdı. Gecelerde aydınlık, yarınları mayalardı. Saba rüzgarı uyanık yakalardı seherlerde. Nasıra’nın seherlerinde tatlı esen bir meltemdi Meryem.. Namaz kılmaktan şişen bilekleri, gecenin bağrında büyüyen kulluk abidesi, sabahlara kadar süren ibadetler, yalvarışlar, yakarışlar, gecenin siyah zülüflerini ıslatan gözyaşları… Ashabı Kehf ’in beklediği fecir, Meryem’in dayandığı ağacın üzerine ağmıştı. Ve bir gün… Meryem babasız yavrusu ile halkın arasından geçerken herkes yoluna taşlar dikenler atıyordu. Yüzüne tükürüyordu. “Ey Meryem ey Harun’un kardeşi! Sen nasıl da bir suç işledin, o çocuğu kimden peydahladın” diyerek küstahça bağırışıyorlardı. Meryem sustu… Dağlar gibi sustu… Dili tutulmuş denizler gibi sustu. Suskunluk orucunu bu topraklarda tuttu. O sustu ama kundaktaki oğul konuştu; “Ben Allah’ın kuluyum…Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün, selam ve esenlik banadır” sözleri yankılandı taş döşeli dar sokaklarda. Bir top patlayışı gibi sarsıldı insanlar, kundaktaki çocuk nasıl konuşurdu? Hazreti İsa ilahi bir topçuydu.