Kaybolan Defterler / zine 6.Sayı: Öteki | Página 64

seyyah—
GÖRSEL: STOCK

Gayri Aşina

seyyah—

EMRE YILDIRIM
Uzun zamandır kendim de değildim. Görünüşte bir işten diğerine atıldığımı reddetmiyorum ama bunları yapmayı ben istemedim. Curcunanın içinde hiçbir şeye aldırış etmeden tükenmeyi de fısıldamış değildim kulağıma. Maddeler halinde sürüp giden bir yapılacaklar listesi vardı önümde. Hepsine zamanımın yeteceğini, hepsini eksiksizce yerine getirebileceğimi düşünüyor, bu düşünceler ruhumu doyurmaya yetiyordu. Hal böyleyken, hayat tarafından keşfedilmeyi beklediğim hissiz ve sessiz dönemler düşüyordu ömrümden. Önceleri beklemek iyi gelirdi. Ardından, beklemiş olduğum zaman boşa gitmesin diye biraz daha beklerdim. Düşlerimin karşılığını alamayacağımı anladığımda ise bu beklemelerin neye yaradığını görmek için gene beklemek zorunda kalıyordum. Dev bir istemsizlik ağına dolanmış gibiydim. Çözmeye kalksam işler karışıyor ve kötü bir hal alıyor; hareket etmesem işler karışmıyor ama daha iyi bir hal de almıyordu.
Kendini bilme kaygısı içerisinde metanet gösterdiğim ruhsal işkencelerin, sonu gelmez gecelerin ve devamlı sıçrayarak uyandığım kabusların ardından aslında hiç uyumadığımı anlıyor, sadece delirdiğimi düşünebildiğim zamanlarda aklımın yerinde olduğuna inanıyordum. Darmadağın bir süreçti benim için. Zekama güveniyordum. Çünkü ruhumun tamiri imkansız karmaşasından deli olduğum sonucunu çıkartan oydu. Deliydim, ve deli olduğumu anlayabilecek kadar akıllıydım. Deliliğim beni akıllı kılıyordu bir bakıma ve aklım beni delirtiyordu.
Baygın bir halde yatıyordum sanki. Gözümün önünde bazı görüntüler canlanıyor, bu görüntüler benliğimin izdüşümleri gibi yaşantıma nüfuz edip beni peşinden sürüklüyordu. Önceden belirlenmiş bir takım yasalarca toplumun içine salınıyordum resmen. Ben herkes için, herkes benim için tehlikeliydi. Tehlikenin farkında olmamızdan ötürü de birbirimize yanaşmaktan korkuyor ve belirlenen sınırları aşmamaya gayret gösteriyorduk. Bizi birbirimizden ayırıp düşman eden, getirildiğimiz bu yerde diğerleri tarafından istenmediğimiz yanılgısıydı. Bu gibi yanılgılar, müthiş yargılar içermekteydi. Ama alışıyordu bedenler. Akıllar sorgulamaya yetmesine rağmen onlar da bir süre sonra uyuşuyor, ara sıra yüzeye çıkan sualler de benim yaşadığım türde epidemik problemlere sebep oluyordu. Kafanın içini sessizce kemiren bir tümör gibi sinsi, tüm buyruklara karşı gelecek kadar da yaygaracı bir salgındı bu. Bende olanı insanlara da bulaştırmak istiyordum böyle zamanlarda. Uykularım kaçıyorsa onlarınki de kaçsın, karanlık çöktüğü vakit boş sokaklara bakarak çektiğim çileyi onlar da çeksin, onların da benim gibi anlatılmaz bazı yanları olsun ve bu kaos içerisinde eridikçe erisinler istiyordum. Anlaşılmamın başka yolu yoktu. Bir rüyanın içinde sıkıştığıma ihtimal verip hesap soracak birilerini arardım. Gördüğüm rüyadan dolayı suçlayabileceğim kim vardı, benden başka?‘ Ben’ dediğim kimsenin, bilhassa çocukluğuma eşlik eden insanlar ta-

58

6. Sayı Öteki