Kaybolan Defterler / zine 6.Sayı: Öteki | Page 27

İŞİT-ME CİHAZI

HALİT SERDAR SANER
Kendimi bilmeye başladığımdan beri hep isyan ettim, kulağımda ömür boyu taşımak zorunda olduğum, herkes için küçük görünen ama benim için büyük bir yük olan cihaza. İlk ne zaman taktığımı hatırlamıyorum tabii, ama ilk ne zaman varlığından rahatsız olduğum dün gibi aklımda. Yeni taşındığımız sitenin çocuklarıyla tanışmam için annem elimden tutup aşağı indirmişti, yaşım daha 5 ya da 6. Benden biraz büyükçe duran Ahmet görür görmez“ Uzaylı geliyor uzaylı, kulağına bakın şunun!” diye diğer çocuklara seslendi bağırarak. Onlar da Ahmet’ in liderliğinde önce şaşkınlıkla sonra dalga geçip kahkahalar atarak karşıladılar beni. Annemin elinden kurtulup geldiğimiz yolu koşarak eve kaçtım ben de. Çocuklar her duyguyu çok kolay belli eder bilirsiniz; çok çabuk mutlu olurlar, çok çabuk sinirlenir, en ufak bir şeyde ağlarlar ve dalga geçmek onlar için günlük rutinlerden biridir. Ondan sonra tek başıma dışarı çıkmadım, annemle ya da babamla çıktığım zamanlarda ise mutlaka uzaylı geliyor diye sesler duydum.
Annem yattığım zamanlar hariç cihazı çıkartmamı istemiyordu, cihazın beni seslere alıştırdığını, sürekli takmazsam kulağımın iyice tembelleşeceğini söylüyordu. Bazı zamanlar ise hep birlikte otururken beni odama götürüp cihazı çıkartarak yanına alırdı, ne olduğunu anlamadığım yüksek sesler duyardım annem ve babam arasında. Sonra odama gelip ağlayarak cihazı tekrar takıp sarılırdı bana. Tartıştıklarını duymamam için beni normal insan sınıfına sokardı kısa süre de olsa. O zamanlarda duymamanın o kadar da kötü bir şey olmadığını anlamaya başladım.
Okulun başlarında, herkesin hiçbir yardım almadan duyduğu sesleri benim duymam için kulağımda bi cihaz olması gerekliliği tekrar canımı sıktı. Sınıf arkadaşlarım da başta çok dalga geçtiler, ama zamanla hem onlar benim durumuma alıştı hem de ben onların dalga geçmelerine alıştım.
Büyüdükçe işitme kaybım artıyordu bu nedenle cihaz da büyüyordu, tam öncekinin varlığına alışmışken yeni ve daha büyük cihazla sil baştan başlıyorduk. Liseye geldiğimde cihazım dikkat çekmemeye başladı, büyümek güzel şey diye düşündüm. Hem artık istediğim zaman takıp istediğim zaman çıkartabiliyordum cihazı, bu konuda özgür bırakmışlardı beni.
Küçük radyoların, mp3 çalarların yeni yeni moda olduğu zamanlarda kulaklıkla müzik dinlemek popüler olmuştu arkadaşlarım arasında. Artık herkesin benim gibi kulağında cihazla geziyor olması beni iyice rahatlatmıştı. Zamanla cep telefonları yayıldı, müzik uygulamaları aldı başını gitti ve neredeyse sokakta kulağında cihaz olmadan yürüyen kimse kalmadı. İnsanların büyüdükçe duymaktan yorulduğunu anlamaya başladım. Kulaklıkların giderek yayılmasının sebebi buydu. Herkes son ses istediği şarkıları dinleyerek; şehrin karmaşasından, otobüste tanımadığı insanların konuşmalarından, serviste akşama kadar kontrol altında kalıp enerjisini atamamış çocukların bağırışlarından, evde küçük kardeşinin yaramazlıklarından, izlemese de denk geldiği haberlerdeki savaş çığlıklarından, savaş çığırtkanlarından, cinayetlerden, tecavüzlerden, bunlara pişkin pişkin destek olanlardan, koltuk ve mevki hırslarından, açlıktan, adaletsizlikten, kavgadan ve daha nicelerinden uzak olmayı tercih ediyordu. İşte o zaman fark ettim ki çok şanslıyım; herkes duymamak için cihaz takmak zorundayken ben kulaklığımı çıkartıp özgürce sessizliği dinliyorum.

21