Kalabalık Dergi Kalabalık Dergi 5. Sayı | Page 31

Kitap Tanıtımı Eylül- Mehmet RAUF [email protected] “Öyle bir yerde yaşamalı ki insan kalabalık olmalı ama içine girmemeli.” Bütün olayların bu düşünceyle başladığını söyleyebilirim. Dededen kalma konakta yaşayan Süreyya ve eşi Suat yaşadıkları bohem hayattan kurtulmanın, bu kalabalık aileden sıyrılıp kendi başlarına huzurlu bir yerde yaşamanın hayalini kurarken Suat’ın aklına gelen fikirle bir kurtuluş yolu bulunur. Suat babasından aldığı parayla İstanbul’da bir yalı tutar ve o köhne konaktan kurtulurlar. Buraya kadar her şey tamam gibi gözüküyor. Okuyucu kitabın ikinci sayfasında bir terslik olduğunu farkedip Suat’ın bir kadın Süreyya’nın ise bir erkek olduğunu anlıyor. Sonra kafada kişilikler oturmaya başlıyor. Suat Hanım ve Süreyya Bey bu kitabın baş karakterleri; Necip Bey de onların arkadaşı olarak düşünülüyor. Ancak kitabın akışına kapılınca ana karakterlerin Necip Bey ve Suat Hanım olduğu sonradan anlaşılıyor. Suat Hanım kaçmak için kurduğu planı ve kuş kafesi diye adlandırdıkları konaktan uçup gidişlerini düşündükçe, yüreği nahoş oluyordu. Yeni evlerine çoktan alışmıştı. 1900’lü yılların İstanbul’unun içinde yaşayan karakterler sizi o dönemde bir gezintiye çıkarıyor. İstanbul’un eski hallerinden kadınların giyim kuşamına, yaşam biçimine, yalıların güzelliğine ve o dönemin müzik tarzına kadar İstanbul aşkı her satıra konduruluyor. Suat İstanbul’un gün içinde aldığı bütün halleri aklına kazımıştı çoktan. Bu şehir başkaydı. İstanbul’un sabahı, öğlesi, akşamı Suat ve Süreyya’nın ruhuna nüfuz ederken her gün doğuşunda bu şehre yeniden âşık oluyorlardı. Onların sürdüğü bu naçizane hayata Necip de eklenmişti. Beraber İstanbul’