Journal Docendo Discimus | Page 31

Docendo Discimus “Aşınma, yıpranma ve ölüm nedeniyle pazardan çekilen emek gücünün yerini bir başkası almalıdır. Hiç değilse aynı miktarda emek gücünün boşalan yeri sürekli olarak doldurulması gerekir. Böylece bu özel meta sahipleri soyunun pazarda varlıklarını sürdürebilmeleri için gerekli geçim araçları toplamı emekçinin yerini dolduracak olanların yani çocukların gereksinimlerini de karşılayacak şekilde olmalıdır.” (Kapital 1) İşçi sınıfının devamlılığının sağlanması düşüncesi sınıfın fiziksel çoğalmasını ileri sürer. Burjuvazi bu konuda, kadının çocuk doğurmasına güvenir çünkü hanede gelir havuzu oluşur ve işçi sayısı artar. Eğer hanede tek bir geçimlik ücretle geçinilmiyorsa daha düşük bir seviyede ücret pazarlığına girilir. Bu durum da, burjuvazinin işine gelir. Marksist Teori, oluşacak işsizliği yedek işgücü ordusu olarak ele alır. Kapitalizmin işsizler ordusu yarattığını ve bunun yapısal olduğunu, çözülemeyeceğini belirtir. Kadının Rolü Nedir? Kapitalizm; genel olarak kadını emeğin yeniden üretiminden sorumlu tutar. Kadın, erkek işgücünün ertesi gün iş yerinde hazır, dinlenmiş ve yenilenmiş bir şekilde bulunabilmesini sağlar. Sistem kriz dönemlerinde kadınları iş hayatına çekerken, krizin olmadığı dönemlerde ise kadınları ev hayatına tekrar itmektedir. Kadınları, her an elinin altında olan yedek işgücü ordusu ve erkek işgücünün karşısında tehdit edici bir faktör olarak kullanmaktadır. Çünkü kadın, emeğin yeniden üretiminde vazgeçilmez bir unsurdur. Bu da kadının emeğinin fiyatının düşük olmasını açıklar. Kadın emeği sürekli var olan bir emek değildir, sürekli olan erkek emeğidir. Cinsiyete göre emek ayrımı mevcuttur. Kadının çalışmadığını ve evdeki tek gelirin erkeğin emeğini satmasıyla elde edildiğini varsayalım. Kadının buradaki rolü nedir? Tabi ki ev işleri. Kadın, erkeğin hayatını devam ettirebilmesi için belki de tek başına kalırsa yapamayacağı ev 31 sonraki gün daha uygun şartlarda işyerinde hazır bulunmasını sağlar. Burada kadının görünmeyen bir emeği söz konusudur. “Kadının görünmeyen emeği, cinsiyete dayalı iş bölümü ve toplumsal cinsiyet ilişkileri çerçevesinde harcanan bir emek biçimidir ve patriarkal yapının en temel dayanaklarından birisini oluşturur.” (Kadının Görünmeyen Emeği, Gülnur Savran-Nesrin Tura Demiryontan) Kadının bu sistemde mevcut bir emeği vardır çünkü ev hayatının devamlılığını sağlamaktadır. Ama gerçekleştirmiş olduğu emeğin piyasada bir karşılığı yoktur. Herhangi bir ücret almamaktadır. Burada burjuvazi için bir avantaj söz konusudur. Hanede kadın çalışmazsa erkeğin ekstra bir gelire ihtiyacı olmayacaktır. Çünkü bir sonraki gün iş yerinde hazır bulunabilmesi için gerekli olan tüm koşullar evde bulunan kadın tarafından karşılanmaktadır. Eğer kadın çalışsaydı, erkeğin evde bir hizmetçiye ve ekstra bir gelire ihtiyacı olacaktı. Böyle bir ekstra gelir söz konusu olmadığından erkek daha az gelir talep edecek ve burjuvazinin maliyetleri düşecektir. Yabancılaşma Kadınlar, evlerde kadın olmanın doğal ve toplumlarda erkek egemenliğinin hakim olması sonucu yapmış oldukları faaliyetleri kendi görevleri gibi bilmekte, kendi benliklerini keşfetmekte güçlük çekmektedirler. Her kadın, evlerde her gün aynı işi yerine getirmektedir. Bu aynı Taylor’ın standardizasyon süreçlerinde işin standartlaşması olarak bahsettiği şeyin ta kendisidir. Tıpkı bir işçi sadece bir vidayı sıkarak yabancılaşırsa kadın da sürekli aynı işi yaparak yabancılaşmaktadır. Kadınlar her gün aynı işi yaparak kendilerine vakit ayırmakta zorlanmakta, kendi benliklerinden uzaklaşmaktadırlar.