Docendo Discimus
“Aşınma, yıpranma ve ölüm nedeniyle pazardan
çekilen emek gücünün yerini bir başkası almalıdır.
Hiç değilse aynı miktarda emek gücünün
boşalan yeri sürekli olarak doldurulması gerekir.
Böylece bu özel meta sahipleri soyunun pazarda
varlıklarını sürdürebilmeleri için gerekli geçim
araçları toplamı emekçinin yerini dolduracak
olanların yani çocukların gereksinimlerini de
karşılayacak şekilde olmalıdır.” (Kapital 1)
İşçi sınıfının devamlılığının sağlanması düşüncesi
sınıfın fiziksel çoğalmasını ileri sürer. Burjuvazi
bu konuda, kadının çocuk doğurmasına güvenir
çünkü hanede gelir havuzu oluşur ve işçi sayısı
artar. Eğer hanede tek bir geçimlik ücretle
geçinilmiyorsa daha düşük bir seviyede ücret
pazarlığına girilir. Bu durum da, burjuvazinin
işine gelir.
Marksist Teori, oluşacak işsizliği yedek işgücü
ordusu olarak ele alır. Kapitalizmin işsizler
ordusu yarattığını ve bunun yapısal olduğunu,
çözülemeyeceğini belirtir.
Kadının Rolü Nedir?
Kapitalizm; genel olarak kadını emeğin yeniden
üretiminden sorumlu tutar. Kadın, erkek
işgücünün ertesi gün iş yerinde hazır, dinlenmiş
ve yenilenmiş bir şekilde bulunabilmesini sağlar.
Sistem kriz dönemlerinde kadınları iş hayatına
çekerken, krizin olmadığı dönemlerde ise
kadınları ev hayatına tekrar itmektedir. Kadınları,
her an elinin altında olan yedek işgücü ordusu ve
erkek işgücünün karşısında tehdit edici bir faktör
olarak kullanmaktadır. Çünkü kadın, emeğin
yeniden üretiminde vazgeçilmez bir unsurdur.
Bu da kadının emeğinin fiyatının düşük olmasını
açıklar.
Kadın emeği sürekli var olan bir emek değildir,
sürekli olan erkek emeğidir. Cinsiyete göre emek
ayrımı mevcuttur.
Kadının çalışmadığını ve evdeki tek gelirin erkeğin
emeğini satmasıyla elde edildiğini varsayalım.
Kadının buradaki rolü nedir? Tabi ki ev işleri.
Kadın, erkeğin hayatını devam ettirebilmesi
için belki de tek başına kalırsa yapamayacağı ev
31
sonraki gün daha uygun şartlarda işyerinde
hazır bulunmasını sağlar. Burada kadının
görünmeyen bir emeği söz konusudur.
“Kadının görünmeyen emeği, cinsiyete
dayalı iş bölümü ve toplumsal cinsiyet
ilişkileri çerçevesinde harcanan bir emek
biçimidir ve patriarkal yapının en temel
dayanaklarından birisini oluşturur.” (Kadının
Görünmeyen Emeği, Gülnur Savran-Nesrin
Tura Demiryontan)
Kadının bu sistemde mevcut bir emeği
vardır çünkü ev hayatının devamlılığını
sağlamaktadır. Ama gerçekleştirmiş olduğu
emeğin piyasada bir karşılığı yoktur. Herhangi
bir ücret almamaktadır. Burada burjuvazi
için bir avantaj söz konusudur. Hanede kadın
çalışmazsa erkeğin ekstra bir gelire ihtiyacı
olmayacaktır. Çünkü bir sonraki gün iş
yerinde hazır bulunabilmesi için gerekli olan
tüm koşullar evde bulunan kadın tarafından
karşılanmaktadır. Eğer kadın çalışsaydı,
erkeğin evde bir hizmetçiye ve ekstra bir
gelire ihtiyacı olacaktı. Böyle bir ekstra gelir
söz konusu olmadığından erkek daha az gelir
talep edecek ve burjuvazinin maliyetleri
düşecektir.
Yabancılaşma
Kadınlar, evlerde kadın olmanın doğal
ve
toplumlarda
erkek
egemenliğinin
hakim olması sonucu yapmış oldukları
faaliyetleri kendi görevleri gibi bilmekte,
kendi benliklerini keşfetmekte güçlük
çekmektedirler.
Her kadın, evlerde her gün aynı işi
yerine getirmektedir. Bu aynı Taylor’ın
standardizasyon
süreçlerinde
işin
standartlaşması olarak bahsettiği şeyin ta
kendisidir. Tıpkı bir işçi sadece bir vidayı
sıkarak yabancılaşırsa kadın da sürekli aynı
işi yaparak yabancılaşmaktadır. Kadınlar
her gün aynı işi yaparak kendilerine vakit
ayırmakta zorlanmakta, kendi benliklerinden
uzaklaşmaktadırlar.