GÜNDEM
ve “takdir kazanma” peşinde olan şirketler itibar pazarın-
dan alacaklı değil borçlu dönüyorlar! Çünkü, sponsorluk
girişimleri sosyal duyarlılıkları yüksek kesimlerin tepkile-
rini tetikliyor ve medyada sanata yaptıkları desteklerinin
yansıması ile çıkacaklarına, toplumun tepkilerini yansıtan
haberlerle çıkıyorlar. Yani PR stratejisi işe yaramıyor! 4
Peki müzeler sponsor almasınlar mı? Çok yüksek bütçeli ve
kendi alanlarındaki rekabetin boyutlarının çok yüksek ol-
duğu dünyada sadece ziyaretçi gelirleri ile yaşamlarını ida-
me ettirebilirler mi?
Şüphesiz müzelerin sponsorları olmalı. Ama spon-
sor var, sponsor var!
Burada söz dönüp dolaşıp toplumsal duyarlılıklara ve de-
ğerlere geliyor. Toplumun etik ve adil yönetim, insan hak-
ları, şeffaflık, sorumluluk, hesap verebilirlik- hassasiyetleri
konusunda “yamuk” yapan, yapmış olan şirketlerin logola-
rını o paha biçilmez markanın yanına iliştirmekle aslında
o müzelerde bir “itibar sıkıntısına” yol açıyor. Bu nedenle
itibar için sanatın arkasına saklananlar ile sanatı gerçekten
destekleyenleri birbirinden ayırmak gerekiyor.
“Parayı veren sponsorlarla selam sabahı kestiler”
44
2008 küresel finansal krizi ile birlikte benzer başka haber-
lere tanık olduk. Örneğin, Forbes dergisine göre 14 milyar
dolardan fazla varlığı olan Amerikan Sackler ailesi yüzbin-
lerce kişinin ölümüne neden olduğu iddia edilen ve bir tür
uyuşturucu olan Purdue/OxiCondin isimli ilaca karşı açılan
davalar sonucunda “şimdilik” 12 milyar dolar tazminata
mahkûm edildi ve iflasını istedi. Oysaki bu ailenin bireyle-
rinin soyadlarını vererek yatırım yaptıkları, destekledikle-
ri çok sayıda üniversite, müze, sanat galerisi var. Örneğin,
dünya müzecilik liginin en baştaki oyuncuları sayılabilecek
MOMA, TATE ve Guggenheim bunlar arasında. İflas süreci ile
birlikte müze yönetimleri birer birer bu aile ile ilişkilerini
nasıl keseceklerini planlıyorlar ya da kestiklerini kamuoyu-
na açıklıyorlar. 5
45
larını yok etmişti. Ama daha önemlisi
“hayırsever” görünümü altında onlarca
müze, sanat galerisi, eğitim kurumu,
sağlık kuruluşu gibi yerlere yaptığı ya-
tırımlar da yok oldu gitti ve Madoff’la
birlikte faaliyetlerine son verdiler. Eğer
Madoff’un maddi katkısını kasalarında
tutabilmeyi becerebilseler belki yolla-
rına devam edebilirlerdi. Ancak Bernie
onları ikna etmişti; verdiği parayı yine
kendisi işletecekti! Madoff gerçekten
“itibar” satın almıştı. Hem bu çevreler-
de örnek “hayırsever” olarak yeni bir
kimlik edinmişti hem de saadet zinciri-
ne bu vesile ile yeni halkalar takmakla
meşguldü! (Bu arada ABD’de bu tür
yatırımların vergiden muaf olduğunu
hatırlatalım) 6
Yaptığı finansal sahtekârlıklar nedeniyle 110 yıl hapis ce-
zasına çarptırılan finans şirketi sahibi Allen Stanford’un da
adı sürekli sanat ve müzelerle birlikte anılıyordu. 20 binden
fazla yatırımcıyı 7 milyar dolardan fazla dolandıran Stan-
ford adına müzeler açmış, sanat ödülleri icat etmişti. Kısaca,
tarih, sanat, müzeler üzerinden itibar elde etmişti. Sanatı ve
müzelerini para aklamanın kolay alanlarından biri olarak
keşfetmişti.
“İş dünyası müze yönetimlerinden
hangi dersleri çıkarabilir?
Üzerini karalamakta olduğumuz beyaz
kâğıdın arkasını çevirelim. Acaba mü-
zelerin itibarından iş dünyasının alabi-
leceği dersler var mı? Elde edecekleri
çıkarımları kendi işlerine uyarlasalar
Belki Stanford’un öyküsü, Ponzi (saadet zinciri) işlerinin bir
diğer sihirbazı Bernie Madoff’un ki yanında sönük kalabilir.
2008 krizinden sonra foyası açığa çıkan ve 158 yıl hapisle
cezalandırılan Madoff binlerce yatırımcının 50 milyar do-
3 ART WASH; https://www.theguardian.com/environment/2015/apr/19/oil-companies-arts-sponsorship-cynical-pr-strategy-says-activist
4 https://www.museumsassociation.org/museums-journal/news/14062019-is-it-time-for-museums-to-drop-fossil-fuel-sponsorship
https://grist.org/beacon/to-bp-or-not-to-bp/
Bu sayfada kullanılan görseller www.shutterstock.com sitesinden alınmıştır.
topluma katkı payı yüksek bir şeyler or-
taya çıkar mı?
İtibar Enstitüsü (The Reputation Insti-
tute) kurucularından ve Erasmus Üni-
versitesi Rotterdam İşletme Okulu Öğ-
retim Üyelerinden Cees van Riel bunun
olabileceğini düşünenlerden. Yaptıkları
bilimsel bir çalışmada; Louvre, Van Gogh
ve Rijksmuseum’un en itibarlı müzeler-
de ilk üç sırayı aldıklarını belitiyor. Cees
van Riel: 4 kıtada, 10 ülkede 18 müzeyi
kapsayan araştırmalarında 12 bin kişi
ile görüşmenin sonucunda müzelerin
itibarını sorguladıklarını belirtiyor.
Araştırmanın raporunda şirketlerin de
faaliyetleri ile topluma bir katkı verdik-
lerini ve itibarlarını ve sosyal katkılarını
artırmak için müzelerden öğrenecekleri
bir şeyler olduğu vurgulanıyor. 7
Cees van Riel şunları vurguluyor:
“Müzelerin DNA’sında bir sosyal
misyon var. Bu nedenle müzelerde-
ki finansal kaynaklar olabildiğince
akıllıca kullanılıyor ve yönetiliyor. Bu
yüzden de toplum nezdinde yüksek
itibara sahip oluyorlar.”
5 SACKLER; https://www.nytimes.com/2019/03/25/arts/design/sackler-museums-donations-oxycontin.html
6 MADOFF; https://nonprofitquarterly.org/lessons-for-charities-and-foundations-from-bernie-madoff/
7 CEES van RIEL; https://discovery.rsm.nl/articles/detail/297-what-businesses-can-learn-from-the-high-reputations-of-museums/
Cees van Riel’in araştırmasında, “En
yüksek itibarı olan şirketlerden daha
yüksek itibar skorları olan müzelerin bu
anlamda toplum tarafından ödüllendi-
riliyor. Bu nedenle itibarlarını artırmak
isteyen şirketlerin yüksek itibarı olan
müzelerin nasıl yönetildiklerini öğren-
melerinde yarar vardır.” diyor.
Andy Warhol bir zamanlar “ Para ka-
zanmak bir sanat. Ama sanattan para
kazanmak da sanat mı?” diye sor-
muştu. Müzelerle sponsorluk anlaşma-
ları suya düşen şirketlerin durumuna
baktığımızda onlar bu yatırımlarını “iş”
olarak görüyorlar. Hani belki de kendi
dünyalarında hammadde tedarikinden
hallice bir yeri olabilir sanata yaptık-
ları yatırımın. Durum böyle olunca, “işi
ustaca sanata dönüştürdüklerini” kısa
günün kârı olarak değerlendirebilirler
ama bir müze kapısının önüne logoları-
nın konulması durumunda ne yapacak-
larını bilemiyorum!