INmagazine Sayı 17 | Page 46

GÜNDEM ve “takdir kazanma” peşinde olan şirketler itibar pazarın- dan alacaklı değil borçlu dönüyorlar! Çünkü, sponsorluk girişimleri sosyal duyarlılıkları yüksek kesimlerin tepkile- rini tetikliyor ve medyada sanata yaptıkları desteklerinin yansıması ile çıkacaklarına, toplumun tepkilerini yansıtan haberlerle çıkıyorlar. Yani PR stratejisi işe yaramıyor! 4 Peki müzeler sponsor almasınlar mı? Çok yüksek bütçeli ve kendi alanlarındaki rekabetin boyutlarının çok yüksek ol- duğu dünyada sadece ziyaretçi gelirleri ile yaşamlarını ida- me ettirebilirler mi? Şüphesiz müzelerin sponsorları olmalı. Ama spon- sor var, sponsor var! Burada söz dönüp dolaşıp toplumsal duyarlılıklara ve de- ğerlere geliyor. Toplumun etik ve adil yönetim, insan hak- ları, şeffaflık, sorumluluk, hesap verebilirlik- hassasiyetleri konusunda “yamuk” yapan, yapmış olan şirketlerin logola- rını o paha biçilmez markanın yanına iliştirmekle aslında o müzelerde bir “itibar sıkıntısına” yol açıyor. Bu nedenle itibar için sanatın arkasına saklananlar ile sanatı gerçekten destekleyenleri birbirinden ayırmak gerekiyor. “Parayı veren sponsorlarla selam sabahı kestiler” 44 2008 küresel finansal krizi ile birlikte benzer başka haber- lere tanık olduk. Örneğin, Forbes dergisine göre 14 milyar dolardan fazla varlığı olan Amerikan Sackler ailesi yüzbin- lerce kişinin ölümüne neden olduğu iddia edilen ve bir tür uyuşturucu olan Purdue/OxiCondin isimli ilaca karşı açılan davalar sonucunda “şimdilik” 12 milyar dolar tazminata mahkûm edildi ve iflasını istedi. Oysaki bu ailenin bireyle- rinin soyadlarını vererek yatırım yaptıkları, destekledikle- ri çok sayıda üniversite, müze, sanat galerisi var. Örneğin, dünya müzecilik liginin en baştaki oyuncuları sayılabilecek MOMA, TATE ve Guggenheim bunlar arasında. İflas süreci ile birlikte müze yönetimleri birer birer bu aile ile ilişkilerini nasıl keseceklerini planlıyorlar ya da kestiklerini kamuoyu- na açıklıyorlar. 5 45 larını yok etmişti. Ama daha önemlisi “hayırsever” görünümü altında onlarca müze, sanat galerisi, eğitim kurumu, sağlık kuruluşu gibi yerlere yaptığı ya- tırımlar da yok oldu gitti ve Madoff’la birlikte faaliyetlerine son verdiler. Eğer Madoff’un maddi katkısını kasalarında tutabilmeyi becerebilseler belki yolla- rına devam edebilirlerdi. Ancak Bernie onları ikna etmişti; verdiği parayı yine kendisi işletecekti! Madoff gerçekten “itibar” satın almıştı. Hem bu çevreler- de örnek “hayırsever” olarak yeni bir kimlik edinmişti hem de saadet zinciri- ne bu vesile ile yeni halkalar takmakla meşguldü! (Bu arada ABD’de bu tür yatırımların vergiden muaf olduğunu hatırlatalım) 6 Yaptığı finansal sahtekârlıklar nedeniyle 110 yıl hapis ce- zasına çarptırılan finans şirketi sahibi Allen Stanford’un da adı sürekli sanat ve müzelerle birlikte anılıyordu. 20 binden fazla yatırımcıyı 7 milyar dolardan fazla dolandıran Stan- ford adına müzeler açmış, sanat ödülleri icat etmişti. Kısaca, tarih, sanat, müzeler üzerinden itibar elde etmişti. Sanatı ve müzelerini para aklamanın kolay alanlarından biri olarak keşfetmişti. “İş dünyası müze yönetimlerinden hangi dersleri çıkarabilir? Üzerini karalamakta olduğumuz beyaz kâğıdın arkasını çevirelim. Acaba mü- zelerin itibarından iş dünyasının alabi- leceği dersler var mı? Elde edecekleri çıkarımları kendi işlerine uyarlasalar Belki Stanford’un öyküsü, Ponzi (saadet zinciri) işlerinin bir diğer sihirbazı Bernie Madoff’un ki yanında sönük kalabilir. 2008 krizinden sonra foyası açığa çıkan ve 158 yıl hapisle cezalandırılan Madoff binlerce yatırımcının 50 milyar do- 3 ART WASH; https://www.theguardian.com/environment/2015/apr/19/oil-companies-arts-sponsorship-cynical-pr-strategy-says-activist 4 https://www.museumsassociation.org/museums-journal/news/14062019-is-it-time-for-museums-to-drop-fossil-fuel-sponsorship https://grist.org/beacon/to-bp-or-not-to-bp/ Bu sayfada kullanılan görseller www.shutterstock.com sitesinden alınmıştır. topluma katkı payı yüksek bir şeyler or- taya çıkar mı? İtibar Enstitüsü (The Reputation Insti- tute) kurucularından ve Erasmus Üni- versitesi Rotterdam İşletme Okulu Öğ- retim Üyelerinden Cees van Riel bunun olabileceğini düşünenlerden. Yaptıkları bilimsel bir çalışmada; Louvre, Van Gogh ve Rijksmuseum’un en itibarlı müzeler- de ilk üç sırayı aldıklarını belitiyor. Cees van Riel: 4 kıtada, 10 ülkede 18 müzeyi kapsayan araştırmalarında 12 bin kişi ile görüşmenin sonucunda müzelerin itibarını sorguladıklarını belirtiyor. Araştırmanın raporunda şirketlerin de faaliyetleri ile topluma bir katkı verdik- lerini ve itibarlarını ve sosyal katkılarını artırmak için müzelerden öğrenecekleri bir şeyler olduğu vurgulanıyor. 7 Cees van Riel şunları vurguluyor: “Müzelerin DNA’sında bir sosyal misyon var. Bu nedenle müzelerde- ki finansal kaynaklar olabildiğince akıllıca kullanılıyor ve yönetiliyor. Bu yüzden de toplum nezdinde yüksek itibara sahip oluyorlar.” 5 SACKLER; https://www.nytimes.com/2019/03/25/arts/design/sackler-museums-donations-oxycontin.html 6 MADOFF; https://nonprofitquarterly.org/lessons-for-charities-and-foundations-from-bernie-madoff/ 7 CEES van RIEL; https://discovery.rsm.nl/articles/detail/297-what-businesses-can-learn-from-the-high-reputations-of-museums/ Cees van Riel’in araştırmasında, “En yüksek itibarı olan şirketlerden daha yüksek itibar skorları olan müzelerin bu anlamda toplum tarafından ödüllendi- riliyor. Bu nedenle itibarlarını artırmak isteyen şirketlerin yüksek itibarı olan müzelerin nasıl yönetildiklerini öğren- melerinde yarar vardır.” diyor. Andy Warhol bir zamanlar “ Para ka- zanmak bir sanat. Ama sanattan para kazanmak da sanat mı?” diye sor- muştu. Müzelerle sponsorluk anlaşma- ları suya düşen şirketlerin durumuna baktığımızda onlar bu yatırımlarını “iş” olarak görüyorlar. Hani belki de kendi dünyalarında hammadde tedarikinden hallice bir yeri olabilir sanata yaptık- ları yatırımın. Durum böyle olunca, “işi ustaca sanata dönüştürdüklerini” kısa günün kârı olarak değerlendirebilirler ama bir müze kapısının önüne logoları- nın konulması durumunda ne yapacak- larını bilemiyorum!