INmagazine Sayı 16 | Page 32

ETİK Her ne kadar yolsuzluk, bütün ülkelerde hukuk dışı olarak cezalandırılsa da suçun içeriği her ülkenin kendi sosyal, ekonomik ve ticari anlayışına göre değişiklikler gösterecek- tir. Kanunların siyah ve beyaz ayrımı burada yeterli olma- makta konunun yasa dışı veya yasal olduğunu anlamakta zorlandığımız gri bölgelerin varlığı ortaya çıkmaktadır. Ülkeler arasındaki anlayış farklılıkları bu konuda değişik uygulamalara sebep olmaktadır. Mesela ne tür ve ne değer- de bir hediyenin rüşvet olup olmadığı böyle bir gri alanın sorusudur. Bu durumda dikkat edilmesi gereken ana kriter hediyenin, karar vericiyi etkiliyor olup olmamasıdır. Eğer etkiliyor ise bu durumda,gri alandan siyah alana geçmişiz demektir. Yine aynı şekilde kolaylaştırma ödemeleri (facili- tiation payment) bazı ülkelerde kanuni iken bazı ülkelerde yasa dışıdır. Bazı ülkelerde bu tür bir uygulama gelenek ola- rak bile görülmektedir. 30 Peki 3. Taraflar neler yapmalı? Burada en önemli konu 3. Tarafların etik ve uyum riskleri konusunda farkındalığa sa- hip olmasıdır. Onlar da aynı büyük şirketler gibi yaptıkları faaliyetlerin yüksek risk içeren durumlarını analiz etmeleri şarttır. Bu riskler elbette her sektöre her şirkete ve her ülke- ye göre değişiklikler gösterecektir . Potansiyel yüksek risk- lerin tanımlanması; 3.Tarafların herhangi bir yolsuzluğun meydana gelebileceği zayıf bölgeleri tespit edebilmesine ve bir terslik olmadan kendi şirketini koruyacak politikalar ve prosedürler geliştirebilmesine yardımcı olur. 3. Tarafların riskleri analiz etmek ve yüksek risk alanlarını değerlendir- menin en kolay yolu kendilerine aşağıdaki soruları sorma- ları olacaktır. • Faaliyet gösterdiğim pazarlardaki “yüksek riskli” bölgeleri biliyor muyum? • Yüksek risk yaratacak kamu kurumları ile çalışıyor mu- yum? • Yolsuzlukla ilgili şirketime risk oluşturabilecek kanun ve yönetmeliklerini biliyor muyum? • İş ortaklarım ile yaptığım sözleşmeler ayrıntılı ve net mi? Yine şirketlerin etik ve uyum konusundaki politika ve pro- sedürler bütün çalışanlara açık ve net olarak iletilmesi ge- rekmektedir. Düzenli olarak eğitimler düzenlenmeli ve bu politika ve prosedürlerin çalışanlar tarafından içselleştiril- mesi sağlanmalıdır. Yalnız bu eğitimler her şirket için farklı özelliklere sahip olmalıdır. Şirketlerin sektörleri, yapıları, çalışanların seviyeleri farklı olduğu unutulmamalıdır. Tek bir şablondan verilen eğitimlerin başarısızlığa ulaşması ka- çınılmaz olacaktır. Eğitimler her çalışan grubu için standart olmamalı ve farklı görevlere, işlevlere ve risklere sahip olan çalışanlar için özelleştirilmelidir. Üstelik 3. Taraflara iş or- tağı şirket tarafından da bu tür eğitimler yapılması gerek- mektedir. Elbette bütün kurallar sadece uygulandıkları daha doğrusu uygulanabilirlikleri kadar öneme sahiptir. Kurallar uygulan- madıkça hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Unutulmaması ge- rekir ki büyük kazalar küçük ihlaller ile olur. Şirketlerin yol- suzluk sarmalarına kapılmaları için bazen ufak kuralları göz ardı etmeleri yeterli olabilir. Bu yüzden önemsiz görülen kurallara uymak büyük öneme sahiptir. Bazen büyük ölçekli mali dolandırıcılıklar bile ufak kalem kazaları ile başlar. İşler ters gittiğinde daima, şirketler tecrübelerinizden ders çıkarmalıdır. Bir çalışanın rüşvet vermesi, çeşitli suistimal- ler veya bir kamu görevlisi ile yaşanan sorunlar gibi vaka- ların hepsi, etik ve uyum sürecine bir geri bildirim olarak dönmelidir. Süreç, amaca uygun mu? Önlemek istediğiniz davranışı, önlüyor mu? Boşluklar var mı? Bu sorulara cevap vermek için yaşanan her vaka bir şans olarak görülmelidir. Kurumun faaliyetlerini karşılamayan, köhne ve elverişsiz bir politikalar ve prosedürler etik ve uyum risklerinin art- masına sebep olacaktır. Özellikle teoriye takılmış ve pratik iş hayatının içine giremeyen politika ve prosedürler başarı- sızlığa mahkumdurlar. Bunun yanı sıra ihlaller konusunda sıfır tolerans politikası- na sahip olunması gerekmektedir. Herhangi bir ihlal tespit edildiği zaman hızlıca uygun tedbirler alınmalıdır. Bu tür ih- laller tespit edildiğinde, ilgili kişilere politika ve prosedürle- re uygun olarak disiplin yaptırımı uygulanmalı ve düzeltici tedbirler uygulamaya konmalıdır. Bir ihlalin varlığı politika ve prosedürlerin etkisiz olduğu anlamına gelmez. Bu du- rum aslında onun ihlali tespit ederek görevini yerine getir- diğini gösterir Etkisizlik kurumda tespit edilen ihlallerden ders alınmadığı zaman ortaya çıkar. İhlal soruşturmalarının kapsamlı olmaması, sorunların acil olarak düzeltilmemesi, uzun vadeli düzeltici tedbir planlarının kullanıma sokulma- ması gibi eksiklikler politika ve prosedürlerin etkisiz kal- masına sebep olacaktır. 3.Taraflarla çalışan şirketlere sorduğumuz “Kurumunuz İş Ortağı / Üçüncü Taraflar hakkında yeterli, amacına uygun ve tutarlı bilgiye sahip midir?” sorusuna şirketlerin %47’si evet derken %50’si kısmen cevabını verdi. Bu durum en azından şirketlerin 3. Taraflar hakkında yeterli bilgiye sahip olduğunu bize gösterebilir. Yine şirketlere sorduğumuz İş Ortağı / Üçüncü Taraflarla Peki ülkemizde durum nasıl? İş Ortağı / Üçüncü Taraflar Risk Yönetimi konu- sunda bir araştırma yapan Etik ve İti- bar Derneği bu soruya cevap aramaya çalıştı. Araştırmaya ülkemizin önde gelen Sivil toplum kuruluşlarından YA- SED üyeleri ile başlayan TEİD ankete katılanların şirket sayısını 52’ye kadar yükseltti. Eğer siz de araştırmamıza katılmak istiyorsanız yandaki linle tıklayabilirsi- niz : https://tr.surveymonkey.com/r/ TEIDTPRM2020 ilişkilerinizde hangi etik ve uyum sorunları Kurumunuz için kritik öneme sahiptir sorusuna (çoklu ce- vap verilebilir), şirket temsilcileri en çok “Rüşvet ve Yolsuzluk, Suistimal ve Veri İhlali” cevaplarını işaretle- ri. Özellikle rüşvet ve yolsuzluğun %91,6 oranında olması oldukça dü- şündürücü idi. İş Ortağı / Üçüncü Taraflar risk yö- netimi faaliyetlerinizin en önemli üç amacı nedir? Sorunusun en fazla tercih edilen üç cevabı; kurumumuzu risk ve zarardan koruması, mevzu- ata uyumun sağlanması, güvene ve şeffaflığa dayalı kültürün yaratılması oldu. Özellikle kurumun risk ve za- rardan korunması cevabının %91,6 olarak çok yüksek bir oranda tercih edilmesi dikkat çekici idi. “İş Ortağı / Üçüncü Taraflar risk yönetimi prog- ramınız / faaliyetlerinizde karşılaştı- ğınız en temel üç zorluk nedir?” so- rusunun en fazla tercih edilen ilk üç cevabı da; İş Ortağı / Üçüncü Taraf- ları istikrarlı olarak izleme, Kaynak eksikliği (personel, bütçe), İş Ortağı / Üçüncü Tarafları eğitmek ve politika- lara uyum için beyan almak oldu. “İş Ortağı / Üçüncü Taraflar risk yöneti- mi faaliyetlerinizin en önemli harici zorlukları nelerdir?” sorusunun fa- vori cevapları ise; Politikalarımız ve uyum şartlarımız ile ilgili İş Ortağı / Üçüncü Tarafları eğitmek, Kendi ku- rumlarında etik ve uyum politikala- rınızı güçlendirmeleri için İş Ortağı / Üçüncü Tarafları zorlamak, Taşeron- ların etik ve uyum yapımızı oluştur- maları için İş Ortağı / Üçüncü Taraf- ları zorlamak oldu. oldukça uzun olduğunu hatırlamakta fayda var. Elbette gerek ülkemizde gerek ise dünyada iş etiğini umur- samayan, yolsuzluğa eğilimli ve yap- tıkları yolsuzlukların asla ortaya çık- mayacağını ve iş hayatlarına olumsuz bir etkisinin olmayacağına inanan şirketler olacaktır, ancak bu düşünce- de olan şirketlerin bile endişe etme- leri gereken iki ana sebep bulunuyor. “Kurumunuz risk seviyesine uygun olarak İş Ortağı / Üçüncü Taraflar çalışanlarına özel bir eğitim sunuyor mu?” sorusuna cevap olarak verilen %22 Evet, %36 Hayır ve %42 cevabı ise eğitim konusunda biraz daha ça- baya ihtiyacımız olduğunun göster- gesi idi. İlk olarak şirketlerin etik dışı davra- nışları veya yolsuzlukları ortaya çı- karsa ve bunun sonucunda yargı mü- dahale ederse sonuçlar çok daha ağır hale gelecektir ve şirkete maliyeti, iş etiği ilkelerine önem vermesinden çok daha yüksek olacaktır. İkinci teh- like ise çok daha ciddi: Güven Kaybı. “İş Ortağı / Üçüncü Taraflara ilişkin özenli inceleme (due diligence) fa- aliyetlerimiz hukuki, mali ve itibara yönelik risklerimizi azaltıyor” soru- suna verilen “Kesinlikle Katılıyorum” ve “Katılıyorum” cevaplarının %91’e ulaşması ise 3. Taraf risklerinin öne- minin farkındalığına varıldığının bir kanıtı olarak görülebilir. Yapılan araştırmalar, çalışanların, iş ortaklarının, müşterilerin, genel ola- rak tüm paydaşların güven kaybının uzun vadede şirketlere çok büyük fi- nansal zararlara sebep olacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Tam da bu aşamada etik ve uyum konusun- da harekete geçmenin uzun vadede kazançlı olduğunu bile bile gözlerini dünya gerçeklerine kapamak ne ka- dar doğru olur onu değerlendirmek gerekir. Ülkemizde verilen cevaplar umut verici olsa da etik ve uyum yolunun Bu sayfadaki görseller www.shutterstock.com sitesinden alınmıştır. 31