ILLUSTRATED ENGLISH DICTIONARY sözlük | Page 56

                                     w age: sürdürmek ,ücret, yevmiye wager: bahse girmek ,bahis, bahse girme wagon: yük vagonu, katar waist: bel, orta kısım waistcoat: yelek waiter: garson, uşak wall: duvarla çevirmek , duvar, zar wallet: cüzdan walnut: ceviz wander: gezmek ,sayıklama war: savaşmak , savaş , savaş ile ilgili warder: gardiyan, nöbetçi wardrobe: gardrop ware: dikkat etmek i. mal, porselen eşya ünl. dikkat warehouse: depolamak , toptan satış yeri, ambar warm: ısınmak , ısınma , ılık, samimi warrant: , yetki vermek ,garanti,yetki, ruhsat water: fsulamak , su , suluboya, su water proof: su geçirmeyen water-colours: sulu boya waterfall: şelâle, çağlayan way: yol, gidişat, yöntem we: biz weak: kuvvetsiz, zayıf wealth: zenginlik, servet weapon: silâh weather: havalandırmak hava, hava durumu wednesday: çarşamba week: hafta weight: ağırlık yapmak, yüklemek i. ağırlık well: iyi, hoş well-known: tanınmış, meşhur west: batı batı rüzgârı batıdaki western: batı ,batı ile ilgili wet: ıslatmak . ıslaklık . ıslak, nemli whale: balina avlamak, sert davranmak ,balina what: hangi, ne, neyi, neleri                                             what if: ne olurdu.. what's more: bunun yanısıra, üstelik whatever: ne, her ne , hangi wheat: buğday wheel: döndürmek . tekerlek, dişli when: ne zaman ,-dığı zaman whenever: her ne zaman ,- dığında, diğinde where: nere, nerede, nereye, nereden wherever:. her nerede, her nereye whether:. eğer, olup olmadığını which: hangisi, hangi, while:iken süre,olduğu halde, sırasında whim: i heves, merak whip: kamçılamak ,kamçı, kırbaç whisper: fısıldamak fısıltı, söylenti whispered: white: beyaz, ak who: kim ,kimi, kime whoever: her kim, kim olursa whole: tüm, toplam , bütün whom: kimi, kime whose: kimin why: neden, niçin, niye wide: geniş, kapsamlı . iyice widely: geniş ölçüde, iyice widow: dul kadın, dul wife: eş, hanım wig: peruk wild: ıssız . vahşi, kızgın vahşice will: Arzulamak,istek , gelecek zaman yardımcı fiil william: willing: s. istekli, hazır wilson: 1. bir erkek adı 2. bir soyadı wind: çevirmek , dönemeç, rüzgar wind screen: araba ön camı window: pencere, cam windpipe: nefes borusu windscreen wiper: cam sileceği wine: şarap sunmak ,şarap, wing: kanat takmak ,kanat winter: kışı geçirmek kış wire: telle çevirmek tel wireless: kablosuz, telsiz wisdom: bilgelik, ilim, irfan wise: alim, bilge