‣ Nail: çivilemek, çivi, tırnak
‣ nails:
‣ name: isim vermek, isim, ün
‣ napkin: kâğıt peçete, bebek bezi
‣ narrate: öykülemek, anlatmak
‣ narrow: daraltmak, dar, kısıtlı
‣ nasty: iğrenç, çirkin
‣ nation: ulus
‣ national: yurttaş, ulusal
‣ native: yerli kimse, yerli
‣ natural: doğal
‣ naturally: doğal olarak
‣ nature: doğa, huy
‣ naughty: yaramaz, haşarı
‣ near: yaklaşmak, yakın, yakın
‣ nearby: yanında, yakında
‣ nearer:
‣ nearest: en yakın
‣ nearly: neredeyse, az daha
‣ necessary: gereken şey, gerekli
‣ necessity: zorunluluk
‣ neck: sarmaş dolaş olmak [ amer.], boğaz, yaka
‣ needle: dikmek, iğnelemek, iğne
‣ needless: gereksiz, boşuna
‣ negative: olumsuz cevap vermek, negatif, eksi, negatif, olumsuz, ters
‣ negotiate: görüşmek
‣ negro: arap, zenci
‣ neighbor: komşu, bitişik
‣ neighborhood: [ neighborhood( Amer.) ], muhit, komşular, mahalle
‣ neighbour: komşu olmak, komşu, bitişik
‣ neither: hiçbir, ne... ne de
‣ neither... nor...:
‣ nephew: yeğen( erkek)
‣ nervous: sinirli
‣ nest: yuva yapmak, yuva, kuluçka
‣ net: ağ yapmak, ağ, file, net
‣ network: şebeke
‣ never:, asla ünl. asla
‣ nevertheless: buna rağmen, ancak
‣ new: yeni
‣ news: haber
‣ newspaper: gazete
‣ next: sonraki, bir dahaki, daha sonra
‣ nice: hoş, güzel
‣ nickname: isim takmak, lakap
‣ niece: yeğen( kız), kardeş kızı
‣ night: gece
‣ nightmare: kâbus
‣ nil: hiç, sıfır
‣ nine: dokuz
‣ no: hayır s. hiç art. yok
‣ noble: soylu, asil, yüce
‣ nobody: önemsiz şahsiyet, hiç kimse
‣ nodded:
‣ noise: gürültü etmek, gürültü
‣ nominate: aday olarak göstermek, atamak
‣ none: hiç
‣ nonsense: saçmalık, safsata ünl. saçma
‣ noon: öğle vakti, öğle
‣ nor: ne de
‣ normal: normal, olağan, ortalama
‣ north: kuzey, kuzeydeki
‣ norway: Norveç
‣ nose: koklamak, burun
‣ not: art. değil, yok
‣ nothing: hiç, hiçbir şey ünl. hiç
‣ notorious: adı çıkmış
‣ noun: isim
‣ novel: roman, yeni, acayip
‣ november: Kasım
‣ now: şimdi, hemen, mademki
‣ nowadays: bu günlerde, günümüz
‣ nowhere: hiçbir yerde, hiçbir yer
‣ nude: nü, çıplaklık, çıplak, hükümsüz
‣ nuisance: sıkıntı, dert
‣ number: saymak, numaralamak, rakam, sayı, numara
‣ numeral: sayı, adet, sayısal
‣ nurse: emzirmek, bakıcılık yapmak, hemşire, hastabakıcı
‣ nut: ceviz- fındık toplamak, kabuklu yemiş
‣ nuts: taşaklar ünl. illallah, asla
‣ nylon: naylon