“ Edeb insanların ziynetidir .”
Hüdavendigar Mevlana der ki : “ Terbiye , terbiyesizden alınır .” Neden ? Çünkü kişi çirkin işler yapar sen o çirkin işleri görüp tiksinir , kendine bir terbiye verirsin .
Edebe gelince , Hüdavendigar Mevlana , “ Edeb okullarda öğrenilmez , aşktan alınır ” diyor . Nasıl aşktan alınır ? Aşık ile maşuk daima birbirini düşünür . Mecaz aşktan misal verelim ; aşık sevgilisi ile randevulaşınca , bütün gece sevgilisine sunmak için güzel sözler düşünür . Zaten aşık daha geceden randevudadır . Onun gözüne iş , güç görünmez . Buluştukları zaman sevgilisi güzel bir yüz tutup , aşığına öyle derinden bakar ki aşık bunu görünce bütün yazdıklarını , bildiklerini unutur . Acaba bu söz onu incitir mi ? İncitirsem kaybederim , diye düşünerek , bütün gece hazırladığı güzel sözlerden , bir tanesini dahi sevgilisine söylemekten çekinir . İşte aşk edebe soktu .
Evlatlar , ana babayı dinlemez , asilik ederler ama sevgilileri ile konuşacaklarsa hep telefon başında dururlar . Ne zaman arayacak diye heyecanlanır , en güzel sözleri ona söylerler . Anne dokuz ay karnında taşıdı , her türlü hizmeti yaptı , o boya getirdi . Sevgilisine söylediği yüzlerce güzel sözden , bir-iki tane söylese ona da razıdır . Onlar da , çoluk çocuk sahibi oldukları , yaşlandıkları zaman annenin babanın kıymetini bilecekler ama iş işten geçmiş olacak , şimdiden bilse ne olur .
Hüdavendigar Mevlana daima yapıcı konuştu . Anlayanlar çok sevdi . Mevlana , “ Biliyorum ki bana darıldın , ben hayattayken gel yanağımı öp . Bir gün Hakk ’ a yürüyeceğim , bu güzel sözlerin hepsi sana ders olacak , kabrime gelip sarılacak , toprağımı öpeceksin . Şimdiden gel de , dost olalım ” der .
Anne baba , evlatlarından hiçbir şey beklemezler . Onlara tatlı dil , güler yüz en büyük ikramdır . Hiçbirimiz yaşlı doğmadık , hepimiz bir devre geçirdik . Onun için evlatlarımıza önce biz tatlı dil , güler yüz ve şefkat göstererek , onlara eğriyi doğruyu yavaş yavaş anlatmalıyız . Onlar asidir , biz sabredeceğiz ki , bir gün bize hak versinler .
Bütün dava , maddeye değil , insanlığa yönelmektir ; manevi büyüklerimizin eserlerini okuyarak edebiyete yönelmek , onların huylarına bürünmektir .
65