Bi Küçük Çocuğun Babası
Özcan Polat
Adaletsizliğin adaletmiş gibi ilgi gördüğü bir
zamandayım fakat çok eskilerde değil şimdilerde bi yerdeyim
ve biliyorum ki bu yazdıklarım kimsenin dikkatini çekmeyecek
çünkü ben bir neşter değilim.
Daha 6 yaşında ilkokul 2.sınıftayım büyük bir şehrin
tam orta yerinde kenar bir mahalledeyim. Ah babacığım “okur
bu çocuk demiş” kendince, Uzak bir okula kaydımı yapmış. E
tabi onun için bir metroluk mesafe benim içinse “Bursa’da bir
gün” eziyet mi meziyet mi ? hiç bilemedim. Babam küçük
olmam sebebiyle paso çıkarmamış benim küçük hikayemde
böyle başlamıştı.
Bu sabahın diğer sabahlardan farkı yanımda annem
değil babamın olmasıydı. Güvenlik abiler işbaşında metroya
kartsız bindirmiyorlar bu konuda çok ketumlar öyle ketumlar ki
“kartını bas basmaz isen geçemezsin !” diyorlar yanımdan
yaşlıca bir amca geçiyor güzel giyinmiş bizim mahallenin
amcalarına benzemiyor cebinden bir kart çıkarıp basıyor ve
turnikenin öte yanına geçiyor, babam bu kartın 65 yaş üstü
bedava kartı olduğunu söylediğinde bir anlam verememiştim,
şaşkındım nedenini ne babama ne de güvenlik abilere
soramadım, hoş babam sordu da ne oldu o başlığında büyük
harflerle KURALLAR yazan duvarda asılı panoyu gösterir ve
“haklısınız ama emir kuluyuz kurallar neyse o” diye biten
şablon cümleler kurarlardı, bazen babam gelmeden geçmeye
çalışsam da hiç başarılı olamadım her defasında dur! dediler.
Yaygın olanın uygun olduğu bir uygulamanın bende bir
kurbanıyım.
Bu her gün yaşadığım “saçma sapan” kurallarla örülü
bir denklemdi. Ben ve Babam yalnızca dört yanlış bir doğruyu
götürmesin istiyorduk. Okutmamak için engel olmuyorlardı
ama okula giden yolda engeller çok fazlaydı. Her yeni gün
yanağımda soğuk bir sille yemiş hissiyle okula gidiyordum.
O günlere dair bir cümle dilime dolanmıştı “büyüyünce
öğrencilere metroyu parasız yapıcam görürsünüz siz” diye
çocukça bi sitem. Ne oldu der gibisiniz Babam pes etti ve bana
paso çıkarttı, verdiğim söze gelince...
81