Haziran haziran | Page 81

Bi Küçük Çocuğun Babası Özcan Polat Adaletsizliğin adaletmiş gibi ilgi gördüğü bir zamandayım fakat çok eskilerde değil şimdilerde bi yerdeyim ve biliyorum ki bu yazdıklarım kimsenin dikkatini çekmeyecek çünkü ben bir neşter değilim. Daha 6 yaşında ilkokul 2.sınıftayım büyük bir şehrin tam orta yerinde kenar bir mahalledeyim. Ah babacığım “okur bu çocuk demiş” kendince, Uzak bir okula kaydımı yapmış. E tabi onun için bir metroluk mesafe benim içinse “Bursa’da bir gün” eziyet mi meziyet mi ? hiç bilemedim. Babam küçük olmam sebebiyle paso çıkarmamış benim küçük hikayemde böyle başlamıştı. Bu sabahın diğer sabahlardan farkı yanımda annem değil babamın olmasıydı. Güvenlik abiler işbaşında metroya kartsız bindirmiyorlar bu konuda çok ketumlar öyle ketumlar ki “kartını bas basmaz isen geçemezsin !” diyorlar yanımdan yaşlıca bir amca geçiyor güzel giyinmiş bizim mahallenin amcalarına benzemiyor cebinden bir kart çıkarıp basıyor ve turnikenin öte yanına geçiyor, babam bu kartın 65 yaş üstü bedava kartı olduğunu söylediğinde bir anlam verememiştim, şaşkındım nedenini ne babama ne de güvenlik abilere soramadım, hoş babam sordu da ne oldu o başlığında büyük harflerle KURALLAR yazan duvarda asılı panoyu gösterir ve “haklısınız ama emir kuluyuz kurallar neyse o” diye biten şablon cümleler kurarlardı, bazen babam gelmeden geçmeye çalışsam da hiç başarılı olamadım her defasında dur! dediler. Yaygın olanın uygun olduğu bir uygulamanın bende bir kurbanıyım. Bu her gün yaşadığım “saçma sapan” kurallarla örülü bir denklemdi. Ben ve Babam yalnızca dört yanlış bir doğruyu götürmesin istiyorduk. Okutmamak için engel olmuyorlardı ama okula giden yolda engeller çok fazlaydı. Her yeni gün yanağımda soğuk bir sille yemiş hissiyle okula gidiyordum. O günlere dair bir cümle dilime dolanmıştı “büyüyünce öğrencilere metroyu parasız yapıcam görürsünüz siz” diye çocukça bi sitem. Ne oldu der gibisiniz Babam pes etti ve bana paso çıkarttı, verdiğim söze gelince... 81