Havacılık Tıbbı Derneği - Bülten Sayı 25 | Page 45
2014
Haziran
SAYI: 25
Pegasus’un Kur Oyunu
Murat Herdem Yazıyor;
Pegasus’u, low cost (düşük maliyetli) hava taşımacılığı modelini Türkiye’de en iyi uygulayan şirket olarak biliriz. Ücretli
ikram, dar mesafeli koltuklar, kısa turn around süreleri, ücretli
check-in, koltuk seçimi vs. Pegasus Havayolları’nın ekstra gelir kalemlerinden bazıları olarak sayılabilir. 2012 yılı rakamlarına göre Pegasus Havayolları, yolcu başına bilet ücreti hariç
her yolcudan ortalama 17 TL fazladan para kazanıyordu. Hedefi
ise üç yıl içinde 30 TL’yi bulmaktı. Low cost iş modeline uygun olarak Pegasus Havayolları’nın ek kalemlerden gelir elde
etmesine kimsenin itirazı olamaz. Ancak henüz dünyanın hiçbir
ülkesinde uygulanmaya başlanmayan “karbon emisyon bedeli”
adı altında yolcu başına 2 TL almaya başlaması ve bu şekilde
yılda 100 milyon TL’nin üzerinde gelir elde etmesi… kabul edilemez. Bugün Pegasus sitesine baktığımda o uygulamanın artık
kaldırıldığını ve karbon emisyon bedelinin tahsil edilmediğini
fark ettim. Pegasus Havayolları geç de olsa olması gerekeni yaptı. Ancak geçen sürede hatırı sayılır paralar Pegasus’un kasasına
çoktan girdi bile...
Şimdi
Pegasus’un
Sultanahmet esnafı uyanıklığı ile TL ile döviz
farkından nasıl kazanç
elde ettiğine bir göz atalım: 21 Şubat tarihli saat
18.10’daki İstanbul-Adana uçuşunu baz alalım.
Ödemenizi Türk lirası
Pegasus Genel Md. Sertaç Haybat
üzerinden yapacaksanız
tek yön ödemeniz gereken tutar 192.99 TL. Eğer bu bileti dolar kullanarak almak isterseniz ödemeniz gereken tutar 92 dolar
iken, Euro karşılığı 67 euro. Yani 192.99 TL ödeyerek aldığınız
bilet, dolar ödeyecekseniz bir anda 202.4 TL’ye, euro olarak
ödemek isterseniz 202.3 TL’ye çıkıyor. Dolayısıyla Pegasus Havayolları, aynı uçuş için aynı bileti 10 TL farkla satıyor. Yani 87
dolar ödemesi gerekirken 92 dolar; 63 euro ödemesi gereken
yolcu da 67 euro ödemek zorunda kalıyor.
22 Şubat günü saat 10.25’teki İstanbul-Barcelona uçuşundan
TL ile bilet alan bir yolcu 1.064 TL ödüyor. Aynı bileti dolar ile
satın alan yolcu 464 dolar ödüyor. Bunun da Türk lirası karşılığı
1.020 TL ediyor. TL ile bilet alan yolcu dolar ile bilet alan yolcudan tam 44 TL daha fazla ücret ödemiş oluyor. Eğer aynı bileti
euro olarak alırsanız 322 euro ödüyorsunuz. Bunun da karşılığı
bugünkü kur ile 975 TL yapıyor. Yani TL ile bilet alan yolcudan
89 TL daha az ücret ödeyerek biletinizi satın alabiliyorsunuz.
Low cost şirket olabilirsiniz, suyu dahi parayla verebilirsiniz
ama kur dönüşümünden 3-5 dolar fazla kazanmak için vatandaşı keriz yerine koymak, olmayan karbon emisyonunu yolcudan tahsil etmek, bir nevi şark kurnazlığı yapmak hangi ticari
ahlak sınırları içine sığdırılabilir, işte bunu bir türlü çözemedim.
(Airporthaber)
Pegasus Büyümede Sektörü Geride Bıraktı
2014 yılı ilk çeyrek trafik sonuçlarına göre Pegasus, bir önceki yılın aynı dönemine göre toplam misafir sayısını %25,4
artışla 4,08 milyona, koltuk sayısını %24,7 artışla 5,18 milyona, doluluk oranını %78,7’ye çıkardı. Pegasus, 2013 yılının
ilk çeyreğinde 2,10 milyon olan iç hat misafir sayısını 2014’ün
ilk çeyreğinde 2,61 milyona; dış hat misafir sayısını ise %28,3
artışla 1,47 milyona yükseltirken; geçen yıl ilk çeyreğinde 70
olan uçtuğu nokta sayısını 2 Mayıs itibariyle (iç hatlarda 30, dış
hatlarda 53 nokta olmak üzere) 34 ülkede toplam 83 noktaya
çıkardı. Pegasus Hava Yolları Genel Müdürü Sertaç Haybat’ın
açıkladığı rakamlara göre Türkiye’nin en hızlı büyüyen havayolu Pegasus’un, 2014 ilk çeyreğinde iç hat doluluk oranı %81.5,
dış hat doluluk oranı %74.3 toplam doluluk oranı ise %78,7
olarak gerçekleşti.
Pegasus 2014 Ocak- Mart döneminde iç hat pazar payını
bir önceki yıla göre %26,4’ten 27,3’e, dış hat pazar payını ise
%10,7’den 11,6’e; toplam pazar payını %13,7’den 14,4’e çıkarmış oldu.
Pegasus uçaklarında tıbbi kit yok mu?
Bir doktordan gelen mektup
Pegasus Havayolları’nın 12 Aralık 2013 günü yapılan
2132 sefer sayılı İzmir-Ankara uçuşunda bir yolcunun
kalp krizi geçirme olayında bizzat yaşadıklarımın özetidir:
Doktor ihtiyacı anonsu yapılınca elimi kaldırarak yardım edebileceğimi söyledim; benimle beraber bir doktor
arkadaş daha yardımcı olabileceğini belirtti. Hastayı gördüğümüzde tipik bir kalp krizi olduğunu fark ettik. Uçak
kalkalı daha 10-15 dk olmuştu ve Ankara’ya ulaşmasına
30-40 dk bir zaman vardı. Hastayı, yatırabileceğimiz boş
koltukların olduğu ön taraflara aldık. Kabin görevlilerinden kalp krizine müdahale için aspirin ve nitrogliserin
gibi acil ilaçlara ve damar yolunun açılması için de damar
kanülü ve serum istedim. Ayrıca hastanın kalbi durur ise
(arrest), CPR için solunum tüpü ve el ventilatörü gerekebilir diye belirttik. Ancak kabin memurları acil müdahale
için ellerinde sadece portatif elektro şok cihazının olduğunu, kullanma yetkilerinin olmadığı için uçakta hiçbir
ilaç olmadığını söylediler. Uçak içindeki tıbbi kitlerde adrenalin, nitrogliserin, aspirin gibi ilaçlar; manuel solunum
desteği (ambu), kanül, serum, vs. bulunmuyormuş!
Yolcular arasından yanında aspirin ve nitrogliserin taşıyanlar bulduk ve onlardan aldığımız ilaçları hastamıza
verdik. Hasta biraz rahatladı ve yolculuk sonuna kadar
nabzını parmaklarımızla takip ettik; uçak Esenboğa’ya
iner inmez hazır bekletilen 112 ambulans görevlilerine
salimen teslim ett