HASAN DEDE'NİN DİLİNDEN MANEVİ HİKAYELER | Page 218

İnce Bir Yol …
Behlül-i Dânâ Hazretleri , bir Cuma günü câmiiye gitmiş . Hoca Efendi , Allah ’ ın celâli esmâsından vaaz veriyormuş . Cehennemi yakmış , insanları katranlı kazanlara sokmuş . Devamlı gazâb-ı ilâhîden konuşmuş . Namaz edâ edilip çıkılmış .
Haftaya , Behlül-i Dânâ Hazretleri kova kürek alıp , erkenden gelip , kürsünün önüne oturmuş .
Hoca vaaza başlayacakken bakmış ki , Behlül-i Dânâ kova , kürek bekliyor . “ Ey cemaati Müslimin ! Cenâb-ı Allah insanları cezalandırmaktan münezzehtir . İnsanlar burada kötülükler yaparlar , ateşi oraya götürürler . Sonra o ateş üzerine oturur , yanarlar . Yani cehennemde zerre ateş yoktur ” diyerek vaazı tamamlamış .
Behlül-i Dânâ kovası , küreği ile saraya dönerken Harun Râşid ’ e rastlamış .
“ Behlül nereden geliyorsun ?” “ Cehennemden .”
“ İnsan , cehenneme gittiği zaman yanında dünyaya delil getirmesi lâzım , oradan bir damla ateş almadın mı ?”
“ Şevketli hükümdârım , bugün hâtib buyurdu ki , cehennemde hiç ateş yokmuş , buradan götürüyorlarmış .”
Sırat köprüsü denilen kıldan ince , kılıçtan keskin kırk sene yokuş , kırk sene düzlük , kırk sene iniş olan köprünün mânâsı dünyamızdır . Kırk sene yokuş , kırk sene düzlük , kırk sene iniş ise insanın dünya ömrüdür .
İncineceksin , incitmeyeceksin ; kırılacaksın , kırmayacaksın .
218