EMLAK-KONUT-İNŞAAT Bizim Sakarya Sektörel Ek online dergi | Página 20

Sakarya Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi
SEKTÖREL EK KONUT- EMLAK- İNŞAAT- 20

Sürdürülebilir Kentler için Kentsel Dönüşüm

Doç. Dr. Mahnaz Gümrükçüoğlu Yiğit

Sakarya Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi

Dünyada kentsel nüfus oranının hızla artmasıyla, kentsel bölgeler ve özellikle büyük metropoller yeni olgu ve sorunlarla karşılaşmaya başlamıştır. Kentleşme ve sanayileşme süreçlerinde artan bu nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için kaynakların denetimsiz kullanılması ve tüketimi doğal çevre üzerinde birçok olumsuz sonuç yaratmıştır. Buna ek olarak, yoksulluk ve güvenlik gibi sorunlar da kentsel yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bu sorunların çözümü için, sürdürülebilir kentleşme ve mevcut kentlerin sürdürülebilirliğinin sağlanması, özellikle son yirmi yıldır kentleşme sektörünün en önemli konuları arasındadır. Temel önceliklerinden biri, insanlarla doğanın dengeli biçimde bir arada var olabilmesini sağlamak olan sürdürülebilir kentleşme kavramı ve uygulamaları, sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir parçasıdır.

Sürdürülebilir kent yaklaşımı, sosyal adalet, ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik konularını kapsar. İnsanların sağlık, eğitim, istihdam ve konut gibi temel sosyal gereksinimlere eşit olarak ulaşması ile sosyal adalet gerçekleştirilebilir. Sürdürülebilir ekonomi ise, kentlerin ekonomik gelişimi ile doğal kaynakların dengelenmesi gereğine işaret eder. Doğal kaynakların sürekliliğinin sağlanması da çevresel sürdürülebilirlik anlamına gelmektedir. Kaynakların tüketim hızı, bu kaynakların kendini yenileme ve doğal kaynakların bu kirleticileri bertaraf etme hızını aşmamalıdır. Bir kentin sürdürülebilir olmasını sağlayan, içinde yaşayanları doğa ile birleştirme ve uzlaştırma kapasitesidir.
Günümüzde; havayı, suyu, toprağı, gıdayı ve gerçekten ihtiyacımız olmayan pekçok kaynağı tükettiğimiz mekanlar haline gelen kentlerdeki sorunlu alanların belirlenip, sağlıklı, yaşanılabilir ve doğal dengenin korunduğu mekanlar haline getirilmesi gerekir. Bu çalışmanın günümüzdeki adı“ Kentsel
Dönüşüm” dür. Kentsel dönüşüm, kentin dokusunu bozan sorunların giderilmesi ve aynı zamanda yaşayanların modern ve medeni ihtiyaçlarını karşılayacak hale getirilmesidir. Kentsel yenileme ve dönüşüm ile kentlinin sağlıklı ve kaliteli bir çevrede yaşaması amaçlanmaktadır. Kentsel dönüşüm faaliyetlerinde, kentsel çevre dikkate alınarak uzun vadeli düzenlemeler yapılmalıdır. Örneğin; kaçak yapılaşmanın önüne geçilmesi, depreme dayanıklı olmayan veya ekonomik ömrünü doldurmuş binaların yeniden yapılarak olası doğal afetler sonucu oluşacak zararların en aza indirilmesi temel amaçlar olmalıdır. Dönüşüm çalışmaları; kent içindeki bozulmuş alanlarda veya ormanlarda tekrar ekim yapmak, faaliyet göstermeyen endüstriyel alanları temizlemek, sulak alanları restore etmek, vb. eylemleri de içermektedir. Amaç, kentleri doğayla birleştirmek ve böylece buraların daha çekici ve yaşanabilir olmasını sağlamaktır.
Kentsel dönüşüm uygulamaları ilk olarak, 19. yüzyılda Avrupa’ da yaşanan kentsel büyüme hareketleri sonucunda, bazı bölgelerin yıkılıp ¬ yeniden yapılması şeklinde ortaya çıkmakla birlikte kentsel yenileme düşüncesi 1950’ lerden başlayarak önem kazanmaya başlamıştır. 1981 yılında Avrupa Konseyi bununla ilgili“ Urban Renewal” adı ile bir kampanya başlatmıştır. Ülkemizde, Cumhuriyet dönemiyle başlayan kentleşme süreci, özellikle 1950’ lerde kırdan kente göçle hızlanmış ve sağlıksız kentleşmenin ilk temelleri atılmıştır. Sanayileşmenin hızlanmasıyla Ankara, İstanbul, İzmir gibi kentler kontrolsüz büyümüş ve başta gecekondulaşma olmak üzere pek çok sorun oluşmuş ve bu da kentsel dönüşüm ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Günümüzde sürdürülebilirlik kavramı, kentsel dönüşüm kavramı ile birlikte düşünülmeye başlanmış, fiziksel boyutun yanı sıra sosyo-ekonomik koşulları da göz önüne alan sürdürülebilir bir
yeniden oluşum dönemi başlamıştır. Kentsel dönüşüm uygulamalarının adımlarından biri; sosyo-kültürel, ekonomik ya da fiziksel açılardan bir çöküntü süreci yaşamakta olan kentsel alan parçalarının, tekrar hayata döndürülmesidir. Yenileme; kentsel alanın yenilenmesini ve yıkıp yeniden yapma anlamını taşır. Yeniden oluşum; tümüyle yok olmuş, bozulmuş, dolayısıyla çöküntü bölgesi haline gelmiş alanlarda yeni bir dokunun yaratılması veya mevcudun iyileştirilmesi ile bu alanların kente kazandırılması uygulamasıdır. Sosyo-kültürel ve estetik açıdan bozulmuş, alanlarda, tarihi kent parçalarında sosyal yapının ıslah edilmesi ve özgün niteliğini henüz kaybetmemiş olan eski kent parçalarının orijinal hallerine kavuşturulması da diğer adımlardır.
Kentsel dönüşümü sadece; binalarda daha yüksek katlar ve gereksiz kaplamalar, metal ve cam cepheler, saçaklar, gösterişli kolonlar, taklit malzemelerle temsil etmemek gerekir. Binalar; bizleri ya suni ortamlarda doğadan soyutlar, ya da doğal ışığı, rüzgarı, iklimi, yerel kültürü dikkate alarak bizi doğayla bütünleştirir. Bu nedenle, kendi kendine yeterli ve atık üretmeyen yeşil bina fikri ile yapılacak planlamalar ekolojik tasarımın gelişebilmesi açısından önemlidir. Isıtma, soğutma, aydınlatma araçları için yeni teknolojiler ve temiz enerjiler kullanarak küresel ısınmayı durdurmak gerekir. Küresel ısınmaya çare üretebilmek için, tüm yerleşimlerin kendi enerjisini üretebilme becerisine sahip olması gerekmektedir. Gerçek dönüşüm; yerleşimlerde elektrik tüketimi için temiz kaynaklardan yararlanılmasına imkan sağlamak ve enerji tasarrufu sağlayan aydınlatma araçlarını kullanarak aydınlatmada geleceğin ürünlerine dönüşüm demektir.
Çevreyi çok iyi kullanılması ve gerektiğinde tamir edilmesi gereken bir enstrüman olarak ele alan bu büyük dönüşüm çalışmalarının birçok
çevresel etkisi olacaktır. Bu etkilerin azaltılması için; dönüşümün şehri bütünsel olarak kapsaması, altyapı ile ilgili önceki sorunların uzun vadede halledilebilecek şekilde planlanmış olması, yeni içme suyu, atık su ve arıtma sistemlerin planlanması, mevcut ulaşım, otopark gibi sorunlara kalıcı ve uzun vadeli çözümler üretilmiş olması, dönüşüm sırasındaki inşaat atıkları bertarafının çevreye minimum zarar verecek şekilde planlaması, yeni yerleşim alanlarında kullanılacak enerji kaynaklarının yenilenebilir kaynaklardan seçilmiş olması, orman alanlarının işgali veya içme suyu havzalarının yerleşime açılması gibi arazilerin yanlış kullanılması sorununun yaşanmayacağı planların yapılmış olması mutlak gereklidir. Ayrıca, yerel kimliği ortadan kaldıran tek tip mekân üretiminden kaçınılmalı, toplumsal yaşam ve kültürel değerler dikkate alınarak yerelin özellikleri ve özgünlükleri mutlaka korunmalıdır. Bu uygulamalar, kentleşmenin yarattığı çevresel etkileri azaltmak ve kentin kimliğinin korunması bakımından birinci önceliklidir.
Sağlıklı ve yaşanabilir bir kentsel çevre oluşturulabilmesi için, yapılan tüm dönüşüm planları ve geliştirilen tüm projelerde, doğal kaynak koruma planlarına ve kamu yararı ilkelerine uyulmalıdır. Geliştirilen projelerde ekonomik, toplumsal, fiziksel ve çevresel koşullar birlikte ele alınmalı, proje alanlarına yönelik planlamalar kent bütününe yönelik kararlarla birleştirilmeli, olası çevresel etkiler analiz edilerek diğer planlarla bütünleşik olarak ele alınmalıdır. Projelerde öncelikle rant artışı değil, can güvenliğinin sağlanması ve yaşam düzeyinin yükseltilmesi hedeflenmelidir. Kentsel dönüşüm, fiziksel mekanın dönüşümünün yanı sıra, sosyal gelişim, ekonomik kalkınma, doğal dengenin korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması ile birlikte kapsamlı ve bütünleşik bir yaklaşımla ele alındığı takdirde başarıya ulaşabilir.