CİLT 2, SAYI 2
Sayfa 17
İstanbul- Pera Okullarının düzenlemiş olduğu “Kendi Masalını Kendin Anlat” Festivalinde
okulumuzu temsil etme hakkı kazanan Ceren KOZHAN’ ın eseri:
Çiftçinin Tuzağı
Dinleyin arkadaşlar, bu sadece bir masal değil;
Her masal bir öğüttür, sadece hayal değil.
Size anlatacaklarım masalın çok ötesinde,
Çok ders çıkaracağız bu masalın bitiminde.
Bu gezegendeki her canlının ayrı bir dünyası var;
Hepsi bir mücadele ile yaşamaya çalışırlar.
Bizim kahramanımız küçük bir faredir,
Hiç düşünmeyiz: “nasıl yaşar, hali nedir?”
Uzak bir ülkede küçük bir fare varmış;
Çok uğraşmış ama hiç yiyecek bulamamış.
Küçük fare günlerce aç kalmış,
O gece ne yaptıysa uyuyamamış.
Aça dokuz yorgan örtmüşler uyuyamamış yine,
Ne yaptıysa söz geçirememiş küçük midesine.
Küçük farecik yiyecek için düşmüş yollara,
Bir de ne görsün, bir tarla dolusu mısır karşısında!
Onca mısır biter mi yiye yiye,
Elbet küçük bir parça düşer hisseye…
Mısırlar, küçük farenin ağzını sulandırmış,
Bir iştahla koşarak tarlaya dalmış!
Ancak onun bu küçük ziyareti
Kızdırmış bizim acımasız çiftçiyi…
Davetsiz misafirlere çok kızarmış,
Önceden ona tuzak hazırlamış!
Aç küçük fare ne bilsin tuzağı,
Bu kadar merhametsiz olarak tanımamış
insanı!
Aç başta akıl olur mu?
Koşarak tuttu fare peynirin yolunu!
Bu aç karın doyar mı mısırla?
Mis kokulu peynirden de alsın bir lokma!
Peynirin kokusu çekmiş fareyi, düşünememiş
hain tuzağı;
Peynirden yemiş de yemiş, uyuşmuş eli ayağı!
Son nefesinde düşünmüş olanı biteni:
Koca dünya besleyemedi bir küçük fareyi!
Ne acımasız insanoğlu!
Neden yaptılar bana bunu?
Yiyebilir miydim sanki onca mısırı,
İnsanoğlu neden kabul etmiyor paylaşmayı?
Tok, açın halinden ne anlar;
Neden bu kadar hain bu insanlar!
Paylaşmak olsaydı özümüz,
Biraz zengin olurdu gönlümüz!
Ne çiftçi kurardı tuzak
Ne de ben düşerdim tuzağa…
Kardeşlik içinde yaşardık,
Tüm zorlukları aşardık!...