CİLT 2, SAYI 2
Sayfa 11
Omzuna dokunan bir el onu düşüncelerinden sıyırdı. Karanlıkta karşısında duran kişi, bura-
ya geldiğinden beri ona büyük bir saygıyla davranan İngiliz subayıydı. Fahreddin Paşa, düzgün ve
akıcı İngilizcesi sayesinde onunla iletişim kurmakta zorlanmamıştı. Cephede karşı taraflarda yer
alan bu iki asker, ailelerinden uzak şu kara gecelerde aynı şeyleri hissediyorlardı aslında.
- Yine düşüncelisin Paşa?
- .........
- Sana büyük saygı duyuyorum. Askerlik hayatım boyunca çok cephede bulundum, çok hikaye din-
ledim. Ama senin gibi onurlu bir direnişin sahibini bizzat tanımak bana mutluluk veriyor. Artık ken-
dini suçlama! Büyük ve güçlü Britanya ordusuna karşı elindeki bir avuç asker ve sınırlı cephaneyle
daha ne kadar dayanabilirdin? Doğrusu çok cesur ve inatçısın! Sana boşuna " Çöl Kaplanı" demiyor-
lar!...
Fahreddin Paşa, bu sözler üzerine anlamlı anlamlı gülümsedi:
- Bu millet, tarihi boyunca benim gibi binlercesini yetiştirdi. Bizde, direniş ruhu doğuştan gelen bir
özelliktir. Vatan, bayrak, din canımız pahasına korunması gereken kavramlardır. Bu milletin her
ferdinin içinde bir " kaplan " yatar. Britanya ordusu büyük ve güçlü olabilir. Ama tarihte pek çok
kez bu kaplanın gücüyle baş edememiştir. Ve yürekten inanıyorum ki bu millet, içindeki bu güçle
bu karanlık günleri de atlatacaktır.
Subay, bu sözleri o gece ne derece onayladı bilinmez ama Fahreddin Paşa'nın bu sözlerinin
doğruluğunu yaşayarak anlayacaktı. Bu milletin karanlık günleri, Paşa'nın o karanlık sürgün gecesi
gibi çok kısa bir zaman sonra geride kalacaktı.
Ömer Fahreddin Türkkan, Medine kahramanı, Çöl Kaplanı... İki yıl yedi aylık onurlu bir dire-
nişin temsilcisi... Size, sizin gibi inandıkları uğruna canını ortaya koyan vatan evlatlarına minnetta-
rız. Aziz hatıranız önünde saygıyla eğiliyoruz...
Nezahat ERGÜN
8/C Sınıfı