liğin şekillendiği, kişinin en kritik dönemi olan ergenlik bir çok sebepten ötürü ayrım ve çizgilerle boğuşadurur. Kişi genetik dağılımını, 46 kromozomun nerelerden kendisini etkilediğini seçemese de, çocukluğundan sıyrıldığı anda hayret, heyecan ve kalıtımsal şansına bağlı olarak varoluşunu yansıma, yanılsamalar arasında farkederek dönüm noktasına erişir. Bu dönemi telaşsız atlatan herhangi bir kişinin olduğunu sanmıyorum.
Kimliğini, benliğini, adaletini, doğrularını ya da nihilizmin doruklarını keşfederken dengesini sağlamaya çalıştığı bireysel bir kainatı şekillendirmeye çalışan genç kafi derecede görünmeyen ve edindiği reflekslere dayanarak bir şans üçgeninde aidiyetine erişmeye çalışacaktır. Herşeyi, bildiğini, bilmediğini, istediğini, istemediğini kumarbazca oynayarak belki birşeylerin farkına erkenden varacaktır. Zamanının ihtiyaçlarını ve düşüncelerinin ahvalini izleyerek düşlere dalacaktır. Ütopik kırılgan bir kainattir kişinin ergenliği. Kendisine uzaktan bakabilecek pek zamanı olacaktır sonrasında. Hiç bitmeyecek, geçmeyecekmiş gibi yaşar bir çok insan bu dönemi. Zaman zaman atlatsa dahi bu matematiği ister istemez başladığı noktaya dönmek zorunda kalır. Birseyselliğinden hiç ayrılamayacak ya da o zamandan kopacaktır kolektivizmden. Ilk ağır yabancılaşma ve yanılsamadır ergenlik. Hep kırılgan ve hayalperest kalacaktır. İnsan doğası yaratıcılığını dönemine özgü metalarıyla bütünleştirirken, ne mutlu ki drajeler izleyecek ve yine buralardan birilerine seslenebilecekler. Ütopya erişilebilir, hayaller, odaları ve köhne duvarları aşabilir olacak.
YOKLUĞUNDA DRAJE YOKLUĞUNDA DRAJE......
Draje’ nin 4 yıllık yokluğunda drajelerin neler yapıp ettiğini merak edenleriniz çıkacaktır elbette.( Merak etmeyenin de canı sağolsun. Biz sizi böyle de severiz.) Hayal çoluk çocuğa karıştı misal, Can kendini bisikletlere adadı, Özgelerden Denizci olanı şarkılı türkülü çocuk yetiştiriyor. Biz yokken adam bayağı büyüdü yani. Biraz daha geciksek dergiyi de o çıkaracaktı. Öyle düşünün... Özgelerden Demet Özge olanı koptu gidiyor, ne zaman ne yaptığını biz de takip edemiyoruz. Remzi de onun kadar meşgul, en son Kötü Kedi Şerafettin’ de parmak izlerine rastlamışlar... Serra kendini yollara vurdu, bir gün kendisiyle Antartika’ da falan karşılaşmayı umuyoruz. Ceren ve Ada artık pek minik sayılmazlar,“ Minik Draje” neden yok diye merak eden olursa zamanın akışındandır... Marika ve Çınar’ ın ellerine kalem- klavye alacakları günü bekliyoruz.
Haa bir de Cem var... Güventürk olanı hani... Kitabın kapağı yukarda ama 1. Baskı tükendi bile. Bütün drajeler toplandık, okumayanı rencide ediyoruz...
Çünkü bir anlamı vardır yani...