Bizim aklımızda bir projemiz vardı. Arkadaş çevrimizde bizden farklı enstrüman çalan kim varsa ne çaldığınız umrumuzda değil, bizi dinleyin ve gelin bizimle çalın diyorduk. Bizim istediğimiz dinleyiciyi afallatmak değil. dersi almayı düşünüyorum. Denklem fonksiyon vs.( gülüşmeler) Ediz: Ben sinema okuyorum hatta bu son senem. İnanılmaz boşum neredeyse hiç dersim yok beyin hücresi öldürüyorum evde. En son Battlefiled 3 aldım. 5 aydır onu oynuyorum evde. Mert: Ben de İletişim tasarımı ve yönetimi okuyorum. Eskiden bölümün adı İletişim’ di sadece. Öyle diyince bir kalıyorlardı soranlar şimdi bu yeni ismiyle daha güzel oldu.( Ortama biralar gelir) Huooav, hops, şerefe, ooohh, hadi geğirsin biri. Benim haftada iki gün dersim var en az Ediz kadar boşum. Muhittin: Ben de Sinema okuyorum son sınıfım.
Bizim aklımızda bir projemiz vardı. Arkadaş çevrimizde bizden farklı enstrüman çalan kim varsa ne çaldığınız umrumuzda değil, bizi dinleyin ve gelin bizimle çalın diyorduk. Bizim istediğimiz dinleyiciyi afallatmak değil. dersi almayı düşünüyorum. Denklem fonksiyon vs.( gülüşmeler) Ediz: Ben sinema okuyorum hatta bu son senem. İnanılmaz boşum neredeyse hiç dersim yok beyin hücresi öldürüyorum evde. En son Battlefiled 3 aldım. 5 aydır onu oynuyorum evde. Mert: Ben de İletişim tasarımı ve yönetimi okuyorum. Eskiden bölümün adı İletişim’ di sadece. Öyle diyince bir kalıyorlardı soranlar şimdi bu yeni ismiyle daha güzel oldu.( Ortama biralar gelir) Huooav, hops, şerefe, ooohh, hadi geğirsin biri. Benim haftada iki gün dersim var en az Ediz kadar boşum. Muhittin: Ben de Sinema okuyorum son sınıfım.
Draje: Baştan itibaren kısaca Orange Skies‘ ın hikâyesi nedir? Ediz: Lisedeyken başladım müziğe ve hep içimde bir şey yapma isteği vardı müziğe dair. Sonrasında Eskişehir’ e geldik. Ve geldiğimin ilk günü şans eseri Mert ile tanıştım. Sonra beraber eve çıktık. Şu anda da hala beraber kalıyoruz. Sonra ben Erasmus ile Almanya’ ya gittim. Muhittin: Mert evde yalnız kaldı. Mert: Çok yalnız kaldım lan.( gülündü) Ediz: Ben Erasmus’ a giderken müziği neredeyse tamamen bırakmıştım. Ama demek ki içimde bir şeyler kalmış ki gider gitmez arkadaşım Ege ile gitar bakmaya başladık. İkimiz de Telcaster hastasıyızdır. E-bay’ e dadandık baya bir. Sonra bir gece odamda otururken bir gitar gördüm. Orjinal Amerikan Telecaster. Hani belki salakça gelecek ama 1989 yapımı ve ben de 1989’ luyum. Böyle
bir bağ kuruldu aramızda.( güldük) Sonra kapadım gözümü ve aldım gitarı. Sonra gitarı aldığımın ilk haftası bir anda i think i know’ u yaptım. O zamanlarda Viyana’ lı bir şarkıcının klibini çekiyorduk ve şarkı kayıtları için stüdyoda kayıt yapıyordum. Boş zamanlarımda i think i know’ u stüdyoda kaydetmeye başladım ki görebileyim ikinci gitarları, arpejleri ile şarkı neye dönüşüyor. Sonra“ Desert Rush” geldi ardından“ Somewhere quite near the harmony” geldi. Sonra fark ettim ki ben içimdeki bu hisleri engelleyemiyormuşum. Bu bir şekilde kendine çıkış arıyormuş. Ardından Türkiye’ ye geldiğimde baya bir şarkı birikmişti. Ben hala tam olarak post rock yaptığımızı söyleyemiyorum. Tamam belki o tınıya sahibiz ama genel olarak sadece içimdeki hissi yansıtabilen şarkılar yapmaktı amacım. Ardından Mert’ e dinlettim şarkılarımı. Enteresandır ki birbirimizden tamamen habersizken o da bana kendi yaptığı enstrümantal şarkıları gönderiyordu. Bir şekilde demek ki yollarımızın kesişeceği önceden