DOKUN
Sedat Bozkurt
B
azı insanlar vardır. Bu insanlar hayatlarını davalarına;
davalarını da kalemlerine
yüklemişlerdir. Davaları onlar için
o kadar değerlidir ki atacakları her
adım davaları içindir. Davaları onların içinde ne kadar güçlü ise onlar da o kadar güçlüdür. O kadar
keskindir kalemleri o kadar hür
olur ruhları ve hayalleri, o kadar
temiz ve saf olur inançları, inançları doğrultusunda sürdürürler
yaşamlarını. Bu insanlar hayatlarının kendilerine ait olmadıklarını
bildikleri için hayatlarını sürdürürken bunu bilerek yaşarlar.
Bu insanlar, kalemlerinin yükünü İslam inancı ile yükledikleri
için bitmez tükenmezdi kalemleri.
Onlar için edebiyat bir amaç
değil araçtır. Çünkü bilirler ki
kelimeler ve kavramlar namusumuzdur. Namuslarına halel getirmemek için de yazarken seçerek
ve süzgeçten geçirerek yazarlar.
Kavramlarımızın içinin boşaltıldığı
ve kelimelerin içimizde yankı bulmadığı dönemde onlar kelimelerin içimize işlemesine ve içimizde
bazı şeyleri harekete geçirmesine
ömürlerini verdiler. Hayat onlar
için sadece fiziksel ve psikolojik
ihtiyaçtan ibaret değildir. Onlar
hayatlarına anlam yükleyerek ya-
34
şamış yedi güzel adamdır. Allahu
Teâlâ onların yollarını bir şekilde
kesiştirmiş ve bu güzel insanları
davalarında birleştirmek için sebeplerle bu insanları inanç, düşünce ve eylem döngüsü içerisinde bir araya getirmiştir.
Daha lise yıllarında birbirlerini
buldular ama sanki aynı evde büyümüş kardeşler gibiydiler. Kalem
kılıçları, kelimeler kalkanları oldu.
Yaşayışları sıradan hayatları dopdoluydu.
Yedi güzel adamın amacı, hayatı ve yaşayışı ne içindi neden
yığınlarca kitap okudular, kitaplar
yazdılar? Maddi imkânsızlıklara
rağmen en güzeli için her zaman
uğraş verdiler. Davaları için ömürlerini verdiler. Çünkü onların ruhları hala bazı şeylerin farkındaydı.
Elbette inançlarıydı bu farkı onları
düşündüren. Bunu, Firavunî sistemlerin bütün gücünün İslam’ı
yok etmek olduğunu bildikleri için
eyleme geçmeleri ve bunun sürekli, daima ve sonsuza dek olması
gerektiği inancıyla yaptılar.
Ama ben zannetmiyorum ki
bu insanlar davalarını şöhret yapmak için hava atmak için ve yahut
cinsi münasebetlerine alet etmek
için kullandılar. Günümüzde ise
kapitalist sistemlerin evimizin başköşesine ev sahibi gibi koyduğu
teknolojik aletler, sanki amaçları
buymuş gibi bize aksettiriyor. Ara-
da bir davalarından bahsediyor;
ondaki maksatta “bahsedilmedi
demesinler” diye muhtemelen.
Medya reyting kazanmak için bu
insanların isimlerini mükemmel
şekilde kullanıyor; ama kendi çıkarları doğrultusunda. Bu insanlar ömürleri boyunca insanlara
öncülük etmek için sıkıntılarla
boğuşmuşlar. Savaştıkları şey, zaten sistemin getirdiği utanç verici
görüntü ama aynı sistem bunları
amaçlarının dışında göstererek
sistemin parçası yapmaya çalışıyor. Kardeşlerim hâl böyle olunca
dava bir kenara güzelce itiliyor.
Amaçtan uzak sadece insanların
ilgisini çekmek için kullanılıyor,
sonra da bu insanlar ekranlarda
gördüklerine inanıp buna göre
yorum yapıyorlar. Anlayış ekranda gördüğünden ibaret olunca ve
maalesef kitap okuma ve araştırma seviyemiz de korkunç düzeyde
zayıf olduğundan dolayı neyin ne
olduğunu anlamaktan uzak kalıyor, büyülenmiş gibi ekranlardan
izlediklerimizle yetiniyoruz. Her
defasında okumayı tavsiye eden
bu güzel adamları da okumadan;
sadece ekranlardan gördüğümüz
kadarıyla anlamaya çalışmak nasıl bir yanlıştır? Bunu da vicdanlarımıza sorabiliriz. Sorgulanacak
vicdanımızın seviyesi ne durumda
onu da sorgulasak hiç fena olmaz.
Kardeşlerim, anlatmak istediğimiz; davaları için hayallerini ve
hayatlarını vermiş, yılmamış, bık-
mamış ve usanmamış insanların
hayatlarını sadece çıkar meselesi
haline getiren ve ruhları öldürüp
sadece beden bırakan zihniyette
sistemlerin oyuncağı haline gelmiş
insanlar boşluğa bakar gibi zaten
bakıyorlar. Biraz entrika da girince
işin içine Ali Ayşe’yi seviyor misali
hemen insanları karenin içine alıyor. Yani kardeşlerim, şöyle düşünün medyanın insanları koyduğu
durum şundan X