Dilhâne Şubat 2019 şubat2019 | Page 61

Köprü Faruk Yıldız Çakmağı çakarken birden siper ettiği elinden yakaladı. Hiçbir şey yokmuş gibi sıkıca tutundu İdris ve yine vazgeçti atlamaktan. Hamit hemen alıp götürdü yanımdan. Bense daha çok susuyorum artık. Perşembeye kadar susuyorum. Ama Perşembe… Yine köprüde İdris. Saat daha dokuz olmamış. Kafası da güzel bu defa. İşi inada bindiriyor sanki. Bekliyoruz, hem de hiç olmadığı kadar. İdris tedarikli. Cebine bir şişe sokuşturmuş. Üşüdükçe çıkarıp zıkkımlanıyor. Sigara diyoruz, bu defa yemiyor. Atıyor elini cebine, paketi çıkarıyor. Çakmak diğer cebinde. Onca ayaza rağmen üç beş kişiyi başına toplamayı bile başarıyor bu defa. Saat gece yarısını çoktan geçmiş. Yalvarıyoruz. “İdris, hadi oğlum! Bak yeter artık.” “Olmaz ağabey! O kız gelecek buraya!” Alttan alıyorum yine. Saat dördü geçmekte ve bütün sabrım tükeniyor artık. Hamit gencecik bir çocuk. Hâlâ dil dökecek gücü var. Biteviye konuşuyor hâlâ. Gözlerim kapalı. Lodos kulaklarımı yırtıyor. Bir uğultu duyuyorum sadece ve sonunda patlıyorum. “Yeter laannnnn! Kes! Şerefsiz!”