Dilhâne Şubat 2019 şubat2019 | Page 106

Uyanışın Şükrü – Seda Nur Demir O gün yine teravih namazı kılıp otele yürüdük. Bu arada otelin Aksa’ya yakın olması çok büyük bir avantajdı. Sabah namazlarını Aksa’da kıldık. Fecr vakti ise Aksa görülmeye değer ayrı bir huzur veriyor insana. Biraz da Filistin halkının Türklere olan sevgisinden bahsetmek istiyorum. Türkiye’den geldiğimizi duyunca indirim yapan esnaflar mı dersiniz yoksa evine davet eden ablalar mı dersiniz, bize dert yanan teyzeler mi dersiniz… Daha niceleri var böyle. Aklımda kalan bir anımı anlatmak isterim. Tarihi çarşıda alışveriş yaparken bir mağazaya girdik. Bir arkadaşımız bir kıyafet alacaktı esnaf ağabeyimiz Türk olduğumuzu öğrenince bize indirim yaptı. Sonra birkaç kelime Türkçe konuştu, bize kartını verdi. Kartında Filistin ve Türk bayrağı vardı. Meğer ağbi, Kayseri’den de mal getiriyormuş. Ne güzel bir bağ bu böyle. Çarşıda dolanırken sık sık Türk dizileri izleyen amcalarla karşılaşabilirsiniz. Bir zamanlar Kurtlar Vadisi izlenirken, bu sıralar Diriliş Ertuğrul izleniyormuş. Bunlar aslında gönül bağımızın ne denli kuvvetli olduğunun işareti. Aslında bakarsanız bu sevgi gönül bağımızdan ziyade bu davada bize ne kadar güvendiklerinin de bir göstergesidir. Peki bizler bu gönül bağının hakkını veriyor muyuz? Kudüs’ü kendimize dert ediniyor muyuz? Kudüs hayatımızın neresinde? Bu soruları siz kendinize sorarken ben bir hadis-i şerifi hatırlatmak istiyorum. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki: "Mescid-i Aksa’ya gidiniz ve orada namaz kılınız eğer oraya gidemez ve orada namaz kılamazsanız, kandillerinde yakılmak üzere zeytinyağı gönderiniz " (Ebu Davut-İbn Mace) 106