Ahmet Şahan
Aile kurumu için, ‘toplumun en temel
yapı taşıdır’ ifadesini kullanırken, yine
toplumun sistemli en küçük örgütüdür de
diyebiliriz. Her ailenin ise kendisine has
gelir ve giderlerinin olması pek tabiidir.
Her ne kadar modern çağın bir getirisi
olarak cinsiyet tabanlı bir görev paylaşımı
yapmak günümüzde zor olsa da, bu
ihtiyaçların karşılanması hem törece hem
dince babaya yüklenmiştir. Bütün bu
hususların çerçevesinde bu ay ki yazımız,
tamamı ile öznel bir yorum olmakla
beraber biraz da mizah katmak adına
kaynanalık vazifesini yerine getiren bir
kişi tarafından söylendiğine inandığım
“Erkek getirmeyi, Kadın yetirmeyi bilmeli”
atasözümüzün etrafında şekillenecektir.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi baba evin
ihtiyaçlarını görmek ile yükümlüdür
ancak getirmeyi bilmesi yetmediği gibi
aynı zamanda getirdiğini de bilmelidir.
Kazancını helal yollardan aramalı,
bulduğu takdirde ise helal olanını tercih
etmelidir. Ailesinin maddi hayatını
iyileştirmek isterken, manevi hayatını
zedeleyecek kazançtan da kaçınmalıdır.
Peki sadece eve para getirmek yeterli
midir? Tabi ki hayır...! Kazancın miktarı ne
kadar fazla olursa olsun, yetirme
olmadan geçinmek mümkün değildir. İşte
bu kısımda ise devreye kadınlar
girmektedir. Her ne kadar iaşenin
teminini erkekler sağlasa da aslında evi
geçindiren, yitirmenin yerine yetirmeyi
tercih eden kadınlarımızdır. Hepimizin
zihninde bu hususla ilgili kendi aile
yaşantılarından örnekleri muhakkak
vardır. Örneğin diyelim ki ev ahalisi için
ay sonu ve evde yemeklik yok. Evin
annesi hemen yağda salçayı kavurup
üzerine su ve şehriye ekleyerek çok
düşük maliyetle güzel bir çorba ortaya
çıkarıverir.
62