Dilhâne Mart 2019 mart2019 | Page 62

Ahmet Şahan Aile kurumu için, ‘toplumun en temel yapı taşıdır’ ifadesini kullanırken, yine toplumun sistemli en küçük örgütüdür de diyebiliriz. Her ailenin ise kendisine has gelir ve giderlerinin olması pek tabiidir. Her ne kadar modern çağın bir getirisi olarak cinsiyet tabanlı bir görev paylaşımı yapmak günümüzde zor olsa da, bu ihtiyaçların karşılanması hem törece hem dince babaya yüklenmiştir. Bütün bu hususların çerçevesinde bu ay ki yazımız, tamamı ile öznel bir yorum olmakla beraber biraz da mizah katmak adına kaynanalık vazifesini yerine getiren bir kişi tarafından söylendiğine inandığım “Erkek getirmeyi, Kadın yetirmeyi bilmeli” atasözümüzün etrafında şekillenecektir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi baba evin ihtiyaçlarını görmek ile yükümlüdür ancak getirmeyi bilmesi yetmediği gibi aynı zamanda getirdiğini de bilmelidir. Kazancını helal yollardan aramalı, bulduğu takdirde ise helal olanını tercih etmelidir. Ailesinin maddi hayatını iyileştirmek isterken, manevi hayatını zedeleyecek kazançtan da kaçınmalıdır. Peki sadece eve para getirmek yeterli midir? Tabi ki hayır...! Kazancın miktarı ne kadar fazla olursa olsun, yetirme olmadan geçinmek mümkün değildir. İşte bu kısımda ise devreye kadınlar girmektedir. Her ne kadar iaşenin teminini erkekler sağlasa da aslında evi geçindiren, yitirmenin yerine yetirmeyi tercih eden kadınlarımızdır. Hepimizin zihninde bu hususla ilgili kendi aile yaşantılarından örnekleri muhakkak vardır. Örneğin diyelim ki ev ahalisi için ay sonu ve evde yemeklik yok. Evin annesi hemen yağda salçayı kavurup üzerine su ve şehriye ekleyerek çok düşük maliyetle güzel bir çorba ortaya çıkarıverir. 62