Yapamadıklarımız – Abdulhamit Çağdaş
Teknoloji çağında yaşamamıza
rağmen, hatta iyiliği, güzelliği
emreden dinin mensupları olarak,
sanki cilalı taş devrinde yaşıyoruz da
iletişim kurmakta zorlanıyoruz biz
insanlar.
Günden güne birbirimizden
kopuyoruz, birbirimizden nefret eder
hale geliyoruz. Enâniyet, kibir, gurur
gibi terimleri vazgeçilmezimiz
yapıyoruz halbuki tarihimize
b aktığımız zaman, ne elde edilmiş ise
birlik ve beraberlik içerisinde kuvvetli
manevi bağlarımızla elde edilmiştir.
Oysa bizim şuan yaptığımız
tarihteki’nin tam tersi benim var
onun olmasın, ben giderim o
gidemesin, ben yaparım o yapamaz.
Peki bu davranış biçimi bize ne
kazandırabilir ki? Kocaman hiç bir
şey! Bizler, bölüşürsek tok oluruz
bölünürsek yok oluruz diyen ecdadın
soyundan geliyoruz. Bunların ana
kaynağı aslında birazda öfke
kontrolümüzü iyi ayarlayamıyoruz.
Birazcık öfkelendiğimiz, kızdığımız
kimseden hemen soğuyup, bir daha
hiç hüsnü zan besleyemiyoruz. Benim
bir tavsiyem olacak; eşler, kardeşler,
arkadaşlar, dostlar.. Gününü, gecesini
beraber geçirmek zorunda olan
herkes sinirlendiklerinde,
öfkelendiklerinde birbirlerine
seslerini yükselttiklerinde, bir söz
versin herkes karşılıklı uygulamak
üzere; ‘o anda bireyler hemen
birbirinin elini tutup, göz teması
yaparak tartışmaya devam eder iseler
emin olunuz ki olumlu ve ılımlı sonuç
çıkar ortaya’ çok zor değil inanın
saçma değil. Bizler bu eylemi
gerçekleştirirken elimiz ve gözümüzle
pozitif bir enerji vermiş olacağız aksini
düşünmüyorum bile çünkü eylemi
yapmaktaki niyet sakinleşmek olacak.
Aksi halde, şeytan oyununu yapmaya,
aramıza nifak sokmaya, en yakınımızı
en yabancı yapmaya devam edecek.
Gelin bu oyunu bozalım, diyelim ki
hep beraber;
Dünyayı iyilik kurtaracak
İyilik bizleri, mutlu yapacak
Mutluluk bizi daldan, dala koyacak
Sonunda kazanan insanlık olacak.
81