Gerçek yazar eserini ortaya koyarken bu mülahazalarla hareket eder, sorumluluğunun gereğini yazarak yerine getirdiğine inanır. Eser sahibi yazmanın gücüne inanarak ortaya koyduğu eserle bir çaba oluşturur, etkinlik sağlar. İyi yazar bunu yaparken okuyucunun siyasi görüşüne ya da başka özelliklerine bakmaz. Okuyucunun da eseri değerlendirirken böyle bakmasını ister. Şiir bu değerlendirmeye katiyen uymaz. Yazıda siyasi görüşlerini besleyen dışa vurmak isteyen yazarlar olabilir ama yazının sınırlarını zorlayan bir şeyi şiirde yapamazsınız. Şiir ideolojik söylemlere kapı araladığı zaman gerçek şiir özelliklerinden uzak, değeri düşük bir profilde ortaya çıkar ve taliplisi gerçek şiir okuru değildir. Şiiri tamamen özgür alanlarda arar oralarda bulursunuz. Buradan şairi düşüncesiz, herhangi bir görüşü olmayan kişi olarak değerlendiremeyiz. Şairlerin de elbette bir görüşü, bir duruşu, bir inancı var fakat onlar bunu sloganvari şekilde kullanmazlar eseri ideolojik söylemin içine hapsetmezler. Söylenmesi gerekeni, söyleyecekleri sözü kullandıkları imgeler aracılığı ile söyleyebilirler bu da o eserin gerçek bir sanat eseri olmasını perdelemez.
Günümüzde“ büyük şair” olarak adlandırılan şairler, bu dünya hayatlarını tamamlayıp bekâ âlemine göçtüler. Yaşamları boyunca kaleme aldıkları eserlerle günümüzde de unutulmadılar. Birçok fikir ve sanat anlayışının temellerini oluşturdular. İnsan bazan düşünüyor, eğer hâlâ yaşasalardı daha nasıl eserler verirlerdi diye … Şairlik bu açıdan sonlu bir süreç midir, bu konu hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız? Şiir sürekliliği devam eden bir mecrada varlığını sürdürür. Şairler de diğer insanlar gibi doğar, büyür ve ölür. Şair, bu dünyadaki ömrünü tamamlasa da şiir yaşayacaktır.
Şakir Kurtulmuş ile Hasbihâl
Söyleşi
Hasna Para
Gerçek yazar eserini ortaya koyarken bu mülahazalarla hareket eder, sorumluluğunun gereğini yazarak yerine getirdiğine inanır. Eser sahibi yazmanın gücüne inanarak ortaya koyduğu eserle bir çaba oluşturur, etkinlik sağlar. İyi yazar bunu yaparken okuyucunun siyasi görüşüne ya da başka özelliklerine bakmaz. Okuyucunun da eseri değerlendirirken böyle bakmasını ister. Şiir bu değerlendirmeye katiyen uymaz. Yazıda siyasi görüşlerini besleyen dışa vurmak isteyen yazarlar olabilir ama yazının sınırlarını zorlayan bir şeyi şiirde yapamazsınız. Şiir ideolojik söylemlere kapı araladığı zaman gerçek şiir özelliklerinden uzak, değeri düşük bir profilde ortaya çıkar ve taliplisi gerçek şiir okuru değildir. Şiiri tamamen özgür alanlarda arar oralarda bulursunuz. Buradan şairi düşüncesiz, herhangi bir görüşü olmayan kişi olarak değerlendiremeyiz. Şairlerin de elbette bir görüşü, bir duruşu, bir inancı var fakat onlar bunu sloganvari şekilde kullanmazlar eseri ideolojik söylemin içine hapsetmezler. Söylenmesi gerekeni, söyleyecekleri sözü kullandıkları imgeler aracılığı ile söyleyebilirler bu da o eserin gerçek bir sanat eseri olmasını perdelemez.
Günümüzde“ büyük şair” olarak adlandırılan şairler, bu dünya hayatlarını tamamlayıp bekâ âlemine göçtüler. Yaşamları boyunca kaleme aldıkları eserlerle günümüzde de unutulmadılar. Birçok fikir ve sanat anlayışının temellerini oluşturdular. İnsan bazan düşünüyor, eğer hâlâ yaşasalardı daha nasıl eserler verirlerdi diye … Şairlik bu açıdan sonlu bir süreç midir, bu konu hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız? Şiir sürekliliği devam eden bir mecrada varlığını sürdürür. Şairler de diğer insanlar gibi doğar, büyür ve ölür. Şair, bu dünyadaki ömrünü tamamlasa da şiir yaşayacaktır.