Dilhane Mart Sayısı mart | Page 38

E d e b i y a t, Ş i i r v e F i k i r
İstiklâl Marşımız ve İstiklâl Şairi Mehmet Akif

E d e b i y a t, Ş i i r v e F i k i r

İstiklâl Marşımız ve İstiklâl Şairi Mehmet Akif

GÜLAY SÜDÂ
Savaş tüm hızıyla devam ederken savaşın ortasında kendi bağımsız hükûmetini kuran ülkemiz bir milli marşa ihtiyaç duymuştur. Meclis’ in irşat komisyonu Türk milletinin ümidini, heyecanını azmini diri tutmak için bir marş yazılması gerektiği zaruretini duymuş, yarışmayı başlatmıştır. İstiklâl Marşı için yarışmanın açıldığı günlerde Mehmet Akif görevli olarak Kastamonu’ da çalışmaktadır. Yarışma için belirlenen son katılım tarihi 23 Aralık 1920’ dir. Bu tarihe kadar 700’ den fazla eser katılır yarışmaya İstiklâl Marşı için bir yarışma ve ödül olması fikrinden hoşlanmayan şair, müsabakaya katılmak istemez. Hasan Basri Bey, yarışma koşullarının şairin istediği gibi düzenleneceğini, ikramiyeyi ise bir hayır kurumuna vereceklerini söyleyince Mehmet Akif İstiklal Marşı’ nı yazmaya ikna olur. Mehmet Akif Ankara’ ya vasıl olduktan sonra Tacettin Dergâhı’ nda ikamet etmiş, şiirlerini, yazılarını bu güzel mekânda yazmıştır. İstiklal Marşını yazarken adeta dünya ile ilişkisini kesen şair evde, sokakta, Meclis’ te, uyurken yürürken, yemek yerken hep İstiklâl Marşı’ nı yazmakla meşgul oldu. Şairin halini kendisi gibi Tacettin Dergâhı’ nda ikamet eden Konya milletvekili Hafız Bekir Efendi şöyle anlatır:“ Üstat bir gece birden uyanır. Kâğıt arar, bulamayınca kalemiyle yattığı yer yatağının yanındaki duvara marşın‘ Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım..’ mısrası ile başlayan kıtasını yazar. Ben sabah namazına kalktığımda üstadı çakısıyla duvardaki yazısını kazırken gördüm. Akif’ in yazdığı şiir Atatürk’ ün reisi olduğu meclis tarafından oy çokluğuyla kabul edilir. O sırada Burdur milletvekilidir Akif, borçlu ve sırtında giyecek paltosu bulunmayan şair ödül olarak konan 500 lirayı alıp kimsesiz kadın ve çocuklara iş sanat öğretme amacıyla kurulan“ Dârülmesaî” adlı kuruma bağışlar. İstiklâl Marşında Akif’ in on kıta boyunca anlatmaya çalıştığı şudur:” Türk milleti, millî varlığını vatanını emperyalist işgalcilere karşı kanının son damlasına kadar korumasını bilir. Hiçbir zaman esir olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır.