dümendeki bizler onları anlıyoruz…
Sonuçta dört tekne herhangi bir vukuat olmadan ama bağırış çağırış
yanaştık. Dört teknenin kaptanı, ellerimizde pasaportlar, teknenin
kağıtları, limana giriş formalitelerini tamamlamak için liman otoritesine
gittik. Teknelere döndük ki bir de ne görelim?
Hanımların hepsi bir olmuş, bizlerle tek kelime konuşmuyorlar.
Nedeni, manevra sırasında onlara bağırmamızmış!.. Bu bağırmaları onlar,
hakaret olarak kabul etmişler. Kendilerine bağırdığımız için küsmüşler.
Aradan üç dört saat geçti ve akşamüstü oldu. Küslük hala sürüyor.
Tüm teknelerdeki mürettebatı, saat 17:00 çayına bizim tekneye davet
ettim. Herkes geldi ama herkesin sırtı birbirine dönük. Kadınlar başka
bir yöne, erkekler (kaptanlar) başka bir yöne bakıyor.
Şöyle bir konuşma yaptım:
“ Size bağırdığımız için bize küstünüz. Ama şunu bilmeniz gerekir.
Bağırmak fiili, insanın sesini yükselterek konuşmasıdır. Bunun, yani
bağırmanın üç ana amacı vardır.
Amaçlardan biri, kişinin kızdığı karşı tarafa öfkesini dile getirmesidir.
Kişi, bu öfke esnasında hakaret içeren kelimeler kullanabilir.
Bir başka bağırma amacı ise öfkenin tam tersi olan sevinç ve coşku
göstergesidir. Tuttuğunuz takımın gol atması, piyangodan ikramiye
kazanılması gibi durumlardır.
Bağırmanın üçüncü amacı da, insanın dış şartlar nedeniyle sesini karşı
tarafa duyuramaması nedeniyle, sesinin desibelini (şiddetini)
yükseltmesidir.
Bizim biraz önce demir atarken bağırmamızın amacı, rüzgâr nedeniyle
dağılan seslerimizi sizlere duyurmaktı.
Hiç kimsenin ağzından hakaret içeren
bir kelime çıkmadı.”
Bu konuşmadan sonra olay tatlıya
bağlandı ve konu kapandı. Bu anıdan
çıkartılacak ders şudur: Zaman zaman
eşinizle teknede tartışabilirsiniz. Ama
en önemli ders, teknede elle
işaretleşerek haberleşme konusunda
her çiftin mutlaka pratik yapmak ve
uyum sağlamak zorunda olduğudur.
Bu konuda dümenci ve manevrayı
yöneten kişi arasında daha önceden
Denizde yaşamak
73