deneme 2 | Page 95

94 ..................................................................................... İslam'da Şia Abbasi hükümdarı Mansur'un korkusundan dolayı ol- duğuna inandılar. Bir kısmı ise, imametin, İsmail'in hakkı olduğunu, onun vefatından sonra oğlu Muhammed'in bu maka- ma geçtiğini iddia ettiler. Diğer bir kısmı da, İsmail'in, babası hayattayken vefat etmesine rağmen onun imametine, ondan sonra da imametin, oğlu Muhammed'e ve soyuna intikal et- tiğine inandılar. İlk iki fırka az bir süre sonra çeşitli sebeplerle orta- dan kalktı. Üçüncü bölüm şimdiye dek mevcuttur ve bir kaç fırkaya bölünmüşlerdir. İsmailiyye, yıldıza tapanların Hind irfanıyla yoğrul- muş felsefelerine benzer bir inanç ve felsefe taşır. İs- lam öğretisi ve ahkamında, her zahir için bir batın ve her tenzil için bir tevil (bir söz veya hareketi, görünen manası dışında yorumu) olduğuna inanırlar. Varlık a- lemi Allah'ın hüccetinden uzak kalmaz ve bu hüccet "Natık" yani konuşan ve "Samit" yani susan olmak üzere iki kısma ayrılır. Natık hüccet, Peygamber; samit de onun vasisi olan veli ve imamdır; her ikisi de Allah'ın rububiyet makamının en kamil mazharıdırlar. Hüccetin esası daima yedi sayısı üzerine dönmek- tedir; şöyle ki velayeti ve nübüvveti (şeriatı) kendinde toplayan bir peygamber gönderildikten sonra sırasıyla yedi vasi gelir. Bunların hepsinin, yedincisi dışında sa-