deneme 2 | Page 239

238 ................................................................................... İslam'da Şia Allah vahiy ve nübüvvet yoluyla bu amelleri, beşeri tefekkür tarzına uygun içtimai dilimizle, emir, nehiy, övme ve kötüleme şeklinde açıklamıştır. İtaat edenle- re, insanın kemali isteklerinin hepsini içeren ebedi ve tatlı bir hayatı müjdeleyip, zalimlere ve kötü amelli in- sanlara her türlü başarısızlığı, ebedi ve acı hayatı içe- ren bir haber veriyor. Şüphesiz her türlü tasavvurdan yüce olan Allah'ın, bizim gibi sosyal tefekkürü yoktur. Bu kulluk ve mevlalık, emir ve itaat etme, emir-nehiy, ceza ve ödül konuluşu, toplumsal yaşantımız dışında mevcut değil- dir. Allah'ın makamı, yaratma makamıdır. O'nda her türlü varlığın varlığı, gerçek bağlantılara göre Allah'ın yaratmasına bağlıdır. Kur'an-ı Kerim'in 217 ve Peygamber-i Ekrem'in (s.a.a) işaret ettikleri gibi, din bizim doğal akıllarımızın anlayamayacağı bir takım gerçekleri ve eğitileri içer- miştir, anlayabileceğimiz ve fikrimiz dengesinde de nazil olmuştur. Buradan şu sonuca varmalıyız ki: İyi ve kötü amel- ler ile ebedi hayat ve özellikleri arasında gerçek bir ir- 217- Örneğin: "Andolsun her şeyi açıklayan kitaba, şüphe yok ki biz, akıl edesiniz, anlayasınız diye Kur'an-ı Arap diliyle meydana getirdik. Ve şüphe yok ki o, bizim katımızda, kitabın aslındadır, temelindedir, elbette pek yücedir, hüküm ve hik- metle doludur." (Zuhruf/2-4)