188 ................................................................................... İslam'da Şia
Ancak semavi kitaplara, bilhassa Kur'an-ı Kerim'e
dikkatli ve insafla bakacak olan birisi bu teorinin doğ-
ru olmadığında asla tereddüt etmez. Allah'ın resulleri
siyaset adamları değil hak, samimiyet ve doğruluk ör-
nekleriydiler. Algıladıkları kelamı azaltıp çoğaltmadan
halka iletip kendileri de uyguluyorlardı. İddia ettikleri
bir tek gizli şuur denilen vahiy idi ki onun vasıtasıyla
Allah'tan inanç ve ameli kanunları alıp topluma ileti-
yorlardı.
Buradan, peygamberliğin ispat edilmesinde delil ve
hüccetin gerekliliğini anlayabiliriz. Herkes peygamber
ismiyle mantıklı bir kanun getirirse, bu onun peygam-
ber olmasını gerektirmez. Zira peygamberlik iddiasın-
da olan kimse, getirdiği dinin doğru olmasını iddia
etmenin yanı sıra yukarı alemle vahiy ve nübüvvet i-
lişkisi olduğunu ve Allah tarafından görevlendirildiğini
iddia etmektedir ve bu iddia ayrıca delille ispat edil-
melidir. Bu yüzden (Kur'an'ın işaret ettiği gibi) her za-
man saf zihinli insanlar, peygamberlik iddiasının doğ-
ruluğunu kanıtlamaları için onlardan mucize isteğinde
bulunuyorlardı.
Bu sade ve doğru mantığın manası şudur ki, insan-
ların içerisinde vahy anlayışının bir şahısta bulunması
adet dışı bir iştir. Eğer bunların iddiası doğru olursa ve
bu adeti Allah bunlara vermişse diğer adet dışı (muci-
ze) şeyleri de verebilir ve eğer bunların isteğini yerine