deneme 2 | Page 189

188 ................................................................................... İslam'da Şia Ancak semavi kitaplara, bilhassa Kur'an-ı Kerim'e dikkatli ve insafla bakacak olan birisi bu teorinin doğ- ru olmadığında asla tereddüt etmez. Allah'ın resulleri siyaset adamları değil hak, samimiyet ve doğruluk ör- nekleriydiler. Algıladıkları kelamı azaltıp çoğaltmadan halka iletip kendileri de uyguluyorlardı. İddia ettikleri bir tek gizli şuur denilen vahiy idi ki onun vasıtasıyla Allah'tan inanç ve ameli kanunları alıp topluma ileti- yorlardı. Buradan, peygamberliğin ispat edilmesinde delil ve hüccetin gerekliliğini anlayabiliriz. Herkes peygamber ismiyle mantıklı bir kanun getirirse, bu onun peygam- ber olmasını gerektirmez. Zira peygamberlik iddiasın- da olan kimse, getirdiği dinin doğru olmasını iddia etmenin yanı sıra yukarı alemle vahiy ve nübüvvet i- lişkisi olduğunu ve Allah tarafından görevlendirildiğini iddia etmektedir ve bu iddia ayrıca delille ispat edil- melidir. Bu yüzden (Kur'an'ın işaret ettiği gibi) her za- man saf zihinli insanlar, peygamberlik iddiasının doğ- ruluğunu kanıtlamaları için onlardan mucize isteğinde bulunuyorlardı. Bu sade ve doğru mantığın manası şudur ki, insan- ların içerisinde vahy anlayışının bir şahısta bulunması adet dışı bir iştir. Eğer bunların iddiası doğru olursa ve bu adeti Allah bunlara vermişse diğer adet dışı (muci- ze) şeyleri de verebilir ve eğer bunların isteğini yerine