156 ................................................................................... İslam'da Şia
lığını aydınlatır. Çünkü, kendileri ve bütün her şeyin
var oluşunda şüpheye düşen ve varlık dünyasını hayal
ve batıl düşünce sanan kimselerin aksine biliyoruz ki,
idrak ve şuurla yaratılan bir insan her şeyden önce
kendisini ve dünyayı idrak eder yani kendisinin ve
kendi dışındaki varlıkların varlığında tereddüt etmez.
İnsan var olduğu sürece bu idrak ve ilim onunla birlik-
tedir ve herhangi bir kuşku ve değişimi kabullenmez.
İnsanın, şüpheci ve safsatacı karşısında ispat ettiği
bu gerçek varlık, sabittir, hiç bir zaman butlan ve de-
ğişimi kabul etmez. Yani gerçeği inkar eden şüpheci
ve safsatacının sözü asla doğru değildir. Neticede var-
lık dünyası sabit bir gerçeği içermiştir.
Ama bununla birlikte gördüğümüz bu varlıkların
her biri kısa yahut uzun bir süreden sonra varlığını
kaybediyor ve yok oluyorlar. Böylece görülen dünya ve
parçaları, gerçeğin ve varlığın özü olmadığı belki ken-
dileri dışında sabit bir gerçeğe dayalı oldukları, onunla
var oldukları, onunla bağlantıda oldukları sürece var-
lıklarını sürdürdükleri, ondan koptukları anda yok ol-
maya mahkum oldukları ortaya çıkmış olur. 144 Bizler
144- Allah-u Teâla Kur'an'da bu tür burhana işaret ederek
şöyle buyurmuştur:
"Peygamberleri dediler; gökleri ve yeryüzünü yaratan Al-
lah'ta şüphe edilir mi? (O, gökleri ve yeryüzünü yokluktan ya-
ratmıştır)." (İbrahim/10)