DEFTERHÂNE’DEN TAPU VE KADASTRO’YA | Seite 74

Kuruluşundan Tanzimat’a Defterhâne-i Hakanî D. DEFTERHÂNE GÖREVLİLERİ Defterhâne, Defter Emini adı verilen bir daire müdürünün idaresi altında, işleyişte defter emininin yardımcısı olarak çalışan kisedar ile dairenin asıl memur kadrosunu oluşturan kâtipler ve şakirdlerden oluşmaktaydı. Bunların yanı sıra, stajyer memur olarak görülen mülazımlar ile yardımcı hizmetli olarak görev yapan odacı ve defterciler, defterlerin cilt işleri ile meşgul olan mücellid, Defterhâne’de tahsil edilen vergileri toplayan sarraf ve daire camiinin görevlileri olan imam ve müezzin Defterhâne’nin diğer görevlileridir. Defterhâne’nin, Osmanlı Devleti’nde merkezî bürokrasinin üç ana kaleminden birisi olarak sayılması ve hazine mesabesinde görülmesi dolayısıyla, burada çalışacak personelin de seçkin ve kabiliyetli kimselerden oluşmasını gerektirmekteydi. Nitekim, devlet bürokrasisi içinde bilhassa Defter-i Hâkanî ve maliye kalemleri kâtiplerinin son derece güvenilir, sadık, şuurlu, istikamet sahibi ve meşgul oldukları işlerde mükemmel seviyede kanun ve işleyiş bilgisine sahip oldukları yönünde bir anlayış hâkimdi.216 Hatta Koçibey, Risalesi’nde rüşvet konusunu kaleme aldığı kısımda, Defter-i Hâkanî ve maliye kâtiplerinin dürüst ve dindar kimseler olduklarını ve ihtiyaç duyulan kalemlerde bunlar gibi memurların yeterli miktarda istihdam edilmeleri gerektiğini tavsiye etmektedir. Defterhâne’den Tapu Umum Müdürlüğü’ne uzanan süreçte bu müspet anlayışa aykırı hareket eden kişiler ve ahlakî olmayan davranışlar görülmüş ise de, söz konusu geleneksel anlayışın teşkilatın tarihi boyunca ve hatta Cumhuriyet Dönemi’nde de devam ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim, dönemin Tapu ve Kadastro Müdür-i Umumîsi Atıf Beyefendi tarafından, 25 Mayıs 1929 tarihinde, Tapu Müdüriyetlerine hitaben kaleme alınan umumî tahrirlerinde, bu geleneksel anlayışa gönderme yapılarak: “Memurlarımızın en aslî ve kudretli cevherleri ifet ve şereleridir. Bu sebepten memur bu cevherlere leke getirecek her türlü hareketten sakınmak mecburiyetindedir. Bu mecburiyet neticesindendir ki, memur hatta sadece hulus ve samimiyet izhar eden mahiyetteki hediyeleri dahi kabul etmekten ve vermekten memnu’durlar. İfetlerine itimadımız olan memurlarımızın şeref meselesinde de fevkalade hassas olmaları tamimen tebliğ olunur.” 217 denilmektedir. Defterhâne çalışanlarının güvenilir ve sadık kimseler olmaları yanında en önemli özelliklerinden birisi de, geniş bir kanun bilgisine sahip olmalarıdır. Defterhâne’de muhafaza edilen tahrir defterleri, Osmanlı Devleti’nin iktisadî, siyasî, sosyal ve beşerî vaziyetini ortaya koymakta ve bu alanlarla ilgili yürürlükte olan kanunları içermektedir. Her bir sancağın kanunnâmesini ihtiva eden bu defterler, yanlış ve şüpheli bilgilerden azade görüldükleri için, mühim işlerde müracaat edilen devletin en önemli kütükleri olarak kabul edilmekteydi. Çok küçük yaşlardan itibaren bu kütükler üzerinde talim yapan Defterhâne görevlileri, dolayısıyla geniş ve sağlam bir kanun bilgisine de sahip oluyorlardı. Bu derecede kanunlara vakıf ve hâkim olmaları nedeniyle, Osmanlı’da kanunnâme derleyicilerinin, başta nişancılar ve defter eminleri olmak üzere, Defterhâne ve Divan-ı Hümayun hizmetlerinde218 bulunmuş kişilerden çıktığı görülmektedir. 216 Koçibey Risalesi, s.21 217 Tapu ve Kadastro Umum Müdürlüğü, Umumî Tahriratlar, Ankara 1938, C.I, 453 sayılı yazı. 218 Eyyûbî Efendi Kanunnâmesi, s.13: Ayrıca, Defter-i Hâkânî Emini Ayn-ı Ali Efendi’nin Osmanlı Devleti arazi kanunlarını derlediği Kanunnâme-i Al-i Osman adlı eseri ile Ömer Avni’nin giriş bölümünde zikredilen eserleri örnek olarak gösterilebilir. 54