Türkiye Kadastrosu’nun Tarihçesi
A. KADASTRONUN MENŞEİ VE TARİHÇESİ
Kadastro, sözlük anlamı olarak “Ülke, şehir veya köylerde, kadastro çalışma alanı olarak belirlenen bölgede, her çeşit arazi ve emlakin alanının ve sınırlarının belirlenmesi işi” 713 olarak tanımlanmaktadır.
Kadastro sözcüğünün menşei ile ilgili olarak farklı bazı görüşler bulunmaktadır. Günümüzdeki bazı sözlüklerde, “kadastro”nun İspanyolca veya İtalyanca bir sözcük olduğu belirtilmekte714 olup, Osmanlı’nın son ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında neşredilen eserlere göre ise, “Emlak Vergilerini Muhtevi Defter” manasına gelen Latince “Capitastra” 715 ya da “Capitastrom” 716 sözcüğünden üretilerek Fransızca’ya yerleşen “Cadastre” sözcüğü, sonradan
tüm Avrupa dillerine de “Cadastre” olarak yerleşmiştir. Avrupa’da yaygın olan görüş de, arazi
sınırlarının ve tabi oldukları vergilerin kayıtlarını ihtiva eden defterleri tanımlamak için kullanılan “cadastre” sözcüğünün Fransızca kökenli olduğu yönündedir. Fransız arşivlerinde bulunan M.1370 tarihli fermanlarda geçen, “kadastro taşları” ile ilgili ifadelerden, “cadastre” sözcüğünün, “arazi hudutlarını tespit için dikilen taşlar” anlamına geldiği de ifade edilmektedir. Bir
başka görüşe göre ise, “cadad” ve “sist” sözcüklerinin birleşiminden oluşan cadastre, önceleri taş üzerine, sonraları madenî levhalar ve en son olarak da kâğıt üzerine çizilen “hudut planları” manasında olduğu yönündedir.717 Hangi dil ya da mana kökünden üretilmiş olursa olsun, tarihsel süreç içerisinde kadastro sözcüğü genel olarak, “arazilerin hudutlarının ve tabi olacakları vergilerin tespit edilmesi ve kaydedilmesi” anlamını ihtiva etmektedir.
Kadastronun Milat’tan 5000 yıl öncesine kadar gittiği718, Mısır’da kerpiç ve papirüs
üzerine çizilmiş krokiler bulunduğu ifade edilmekte olup, şu an mevcut en eski kadastro vesikası, Arabistan Yarımadası’nda “Telloh”da bulunan ve “Dunghi” arazisinin, Keldani tuğla üzerine çizilmiş plan ve tarifiyle ilgili, MÖ.4000 yıllarına tarihlenen bir çizimdir.719 Bunun gibi,
MÖ. 3750’li yıllarda Mısır’da ve MÖ.1700’lü yıllarda Babil’de tabletler üzerinde yapılmış krokiler de bulunmaktadır.
Gerek milattan öncesine ait kalıntılar ve gerekse milattan sonra XVII. yüzyıla kadar
yapılan kadastro çalışmaları, belirli bazı arazilerde kroki şeklinde yapılan münferit çalışmalardan ibaret olup, bugün anlaşılan tarzda bir kadastro çalışması değillerdir. Ancak, bu çalışmaları günümüz teknik imkânları ve mülkiyet anlayışı çerçevesinde yapılan modern kadastro uygulamaları ile mukayese etmeyip, düzenlendiği çağın teknik şartları ve ihtiyaçları göz
713 D.Mehmet Doğan, Büyük Türkçe Sözlük, s.578; Türk Dil Kurumu, Büyük Türkçe Sözlük
714 Türk Dil Kurumu, Büyük Türkçe Sözlük; Türk Dil Kurumu, Türkçe’de Batı Kökenli Kelimeler Sözlüğü: Bkz: tdk.gov.tr
715 Mahmud Esad Efendi, “Defter-i Hakanî Hakkında Bir Layiha”, Ulum-ı İktisadiye ve İctimaiyye Mecmuası, İstanbul 1325, C.I, Yıl.2, s.5
716 Halid Ziya, Kadastro Ne İdi, Nedir, Ne Olmalıdır?, İstanbul 1928, s.5; Süleyman Sûdî,