Collaborative work-our fairytale padlet-tmekjnpkr8rc | Page 2

mutluydular, yukarıdan aşağıya doğru baktıklarında evler, ağaçlar, insanlar kısacası her yeri görebiliyorlardı.
NURCAN ERKOÇ
YÜKSEL TORUN ANAOKULU Gökyüzünden aşağıya bakarak bir süre manzaranın tadını çıkardılar. Daha sonra deniz üzerinde bir süre yol aldıktan sonra bir karar parçası gördüler, aslanla bir müddet kara parçasını seyrettikten sonra acaba bu haritadaki ada olabilir mi diye düşündüler.
GAMZE ERDOĞAN
YÜKSEL TORUN ANAOKULU But the island on this map was a real name. Then this island could not be him. what was this island? Or was it the island they had camped with before, with the lion ' s friend whom the sailors had longed for?
Ama bu haritadaki ada gerçekte olmayan bir adaydı. Öyleyse bu ada o olamazdı. Peki bu ada hangi adaydı? Yoksa yeleleri uzamış özlemini çektiği aslan arkadaşıyla daha önce kamp yaptıkları ada mıydı? the birds where they turn and the gorgeous smell that surrounds them are colored and brilliant. What was the thing that took their eyes with the shine they had never seen before?
Merak içinde adaya bakarken birden kendilerini aşağıda buldular. adanın görüntüsü sanki onları büyülemişti. gözlerini alamıyorlardı. Aşağıya indiklerinde yere bastıklarında Aslanla Boğaç ve arkadaşları şaşkınlık içindeydiler. sanki ayakları yere değmiyordu. havada uçuyorlardı. ağaçların arasında uçarak gidiyorlardı. Aslan kükredi Boğaç ve arkadaşları çığlık çığlığa uçarak adanın içindeki maceraya savruldular. adanın içinde şırıl şırıl akan nehirler, gözleri büyüleyen gök kuşağı ve havada uçuşan ışıl ışıl kelebekler, kuşlar daha neler neler ve etrafı saran muhteşem koku gözlerini nereye çevirseler rengarenk ve ışıl ışıldı. sonra birden karşılarında birşey belirdi hiç görmedikleri parıltısıyla gözlerini alan şey buda neydi?
Gördügüne inanamayan Boğaç emin olabilmek icin gözlerini ovuşturdu, kendini cimcikledi. Evet, kardisindaki gercekti. Önce parıldayan kolye sonra da kolyeyi boynunda taşıyan yapraklardan giysisiyle, uzun siyah saçlı kızı gördü. Kız ona gülümsüyordu. Bir şeyler söyledi Boğaç’ a ama Boğaç kızın ne dediğini anlayamadı. Farklı bir dilde konuşuyordu. Boğaç’ ın anlamadığını düşünen ada kızı, Boğaç’ ın ellerini tuttu ve kolyesinde parlamakta olan taşa sürttü. Boğaç’ ın elleri taşa değdikçe taş parladı. Bir anda ne olduysa oldu, Boğaç kızın dediklerini anlamaya hatta ona cevap vermeye başladı hem de onun dilinde. Boğaç,“ Bu parlak taş bir mucize olmalı, yeni bir dil öğreniyorum.” diye sevinçten ne yapacağını bilemedi. Bunu arkadaşı ile paylaşmalıydı. Etrafına bakındı...
Kardelen İKİZCELİ
HATİCE GÖKTEKİN
YÜKSEL TORUN ANAOKULU HATAY / ERZİN While looking at the island in curiosity, they suddenly found themselves below. The image of the enemy seemed to fascinate them. They could not see their eyes. When they came down the street, they banged on them. Aslan and Bogac were amazed. Lion roasted Bogac and his friends uttered into the adventure of the island by ying to the screams of screaming. The rivers owing in the sky, the sky gorgeous eyes and the glittering butter ies ying in the air,
Etrafında önce kimseleri göremedi. Sonra ağaçların ilerisinde ki aslanı gördü balonun yanında. Artık eve dönme zamanı geldiğini fark etti. Boğaç ada kızına gitmesi gerektiğini ama yine görüşeceklerini söyledi. Vedalaşarak evin yolunu tuttular...
He could not see anyone around. Then he saw the lion beyond the trees, next to the balloon. He realized that it was time to go home. Boğaç said that the island should go to his daughter, but they will see him again. They bid farewell to the house...
※※※※※※