Şehirdeki Müslümanların çoğunluğunu Arnavutlar oluşturuyor. Arnavutlar ile Makedonlar
arasında etnik ve dinî sebepler içeren bir takım sürtüşmeler var. Şehrin tepesine dikilen Milenyum Haçı, Müslümanlara karşı bir gövde gösterisi. Buna karşılık Müslüman Arnavutlar da
cami üstüne cami, minare üstüne minare dikme refleksi içerisinde. Buraya uğradığımız günün
evvelinde de bir Arnavut’un bir Makedon’dan bisikletini çalması ve onu öldürmesiyle yeni bir
etnik çatışma alevlenmiş. Bu gerginlik sebebiyle sıcak bölgelerden birkaçını gezi programımızdan çıkarmak zorunda kaldık.
Arnavutluk’un “Büyük Arnavutluk” ideali çerçevesinde Makedon topraklarında iddiaları
mevcut. Makedonlar da Yunanistan’dan gerek Osmanlı kayıtlarına, gerek antik tarihlerine
atıfla Selânik başta olmak üzere bazı bölgeleri talep ediyor. Yunanistan Makedonya’yı isminden ötürü tanımayıp onları bir Yugoslav cumhuriyet olarak adlandırıyor. Çünkü Makedonya
ismi Yunanistan’ın birçok toprağını da ifade etmekte. Bunun için Yunanlılar Makedonların
pasaportlarını bile tanımayıp kendilerinin özel olarak çıkarttıkları bir kâğıda mühür vuruyorlarmış. Anlaşılacağı üzere bölgede durumlar karışık ve çözülmeyi bekleyen meseleler bir sorunlar yumağı halini almış.
Bu birbirinden olabildiğince farklı insanları içerisinde barındıran coğrafyada, Türklere bakış
da farklı farklı. Sırbistan’daki bakış zaten malum, tarihî bir gerginlik olduğu apaçık. Boşnaklar ise tarihî, kültürel ve dinî bağlarla Türkiye’ye yakınlık duyuyor. Hırvatlar bu açıdan Sırplardan pek farklı görünmüyor. Arnavutluk Arnavutları Türklere karşı taze bir antipatiye sahip
değilseler de Osmanlı tarihiyle çok barışık da değiller. Osmanlıların kendilerini zorla Müslüman yapıp geri bıraktığını söyleyenler var. Rehberimize göre çok azı da “İyi ki geldiniz, bize
bu güzel dini hediye ettiniz” diyormuş. Arnavutluk dışındaki Arnavutlar bu görüşe biraz daha
yakın; Kosova’da Türkler samimi birer dost. Makedonya’daki durumu Üsküp gezimiz esnasında rehberimiz anlatıyor; anne ve babasının öğrencilik yıllarında ders kitapları Makedonya’nın Osmanlı dönemini “Türk köleliği” adı altında anlatıyormuş. Şimdiki yıllarda durum
daha farklı. Özcan’ın öğrenciliğinde ders kitapları biraz daha objektifleşmiş, bu dönemden
“Osmanlı İmparatorluğu dönemi” diye bahsediyormuş. Türk işadamlarının ve siyasî anlaşmaların da etkisiyle Türkler burada hüsn-ü kabul görür hale gelmiş. Kısa tekne seyahatimizde
kaptanın elimizden bayrağı alıp gülümseyerek fotoğraf çektirmesi de bu pozitif bakışa küçük
bir örnekti. Zaten tüm Balkan coğrafyası Türk yatırımcılara ve Türk turistlere iktisaden ihtiyaç duyuyor, dahası Türk dizilerini izliyor, bizimle birçok ortaklık kuruyorlar. Hatta Türk
turistlerin bölgeye ilgisinin artması bölge hükümetlerinin Osmanlı eserlerini muhafaza etme
konusundaki görüşlerini de olumlu yönde değiştirmiş gibi görünüyor. Yine de tüm bu çıkarımların bir genelleme olamayacağını, kişisel duyum ve izlenimlerimle oluşturduğum kaba bir
tasvir olduğunu hatırlatmalıyım.
Milenyum Haçı tepesinden Üsküp’ün panoramik görünümü.
34