Blagay-Alperenler Tekkesi
Tekke en çok Türk turistlere hitap ediyor. Girişteki
hediyelikçi hanımefendi, güzel bir Türkçe konuşuyor.
İçerideki kafeteryanın çalışanları da temel bazı kelimelerle sınırlı da olsa Türkçe konuşuyorlar, Türk çayı,
Türk lokumu servis ediyorlar. Su bizleri dinginliğine
doğru çekiyor, tekke tüm uhrevîliği ile insanı türlü
düşünceler arasında dolaştırıyor...
Tekke’nin ikinci katında tekke müezzini ezan okurken.
Ahşap tekkenin içini dolaştığım sırada tekke müezzini
balkona çıktı, güzel bir ezan okumaya başladı. İlber Ortaylı
Seyahatnâmesi’nde okuduğum bir sözü hatırlayıp kendimce
de tasdik ettim: “Bunaldığımız zaman Bosna’ya gitmeliyiz;
müezzinin kendi sesiyle İstanbul usûlü ezan okuduğu camileri ve şehirde Osmanlı hayatının izlerinin devamını yakından görürüz.”4
Tekkenin dışında, alt kısmında, nehre inen merdivenler
var. Hemen yanındaki duvarda ise çok eski olmadığı anlaşılan bir mermer levha bulunuyor. Üzerine hat ile, mekânla
gayet tenasüp içeren bir ayet, dört farklı dildeki tercümesiyle birlikte yazılmış: “Biz canlı her şeyi sudan yarattık.”5
Tekkenin bahçe tarafındaki duvarında ise farklı bir ayrıntı
var: Bir topuz ve kılıç kabartması. Bu, dervişlerin aynı zamanda savaşçı özellikler taşıdıklarını, mücahitliklerini ifade
eden bir sembol olarak düşünülmüş.
4
5
İlber Ortaylı, İlber Ortaylı Seyahatnamesi, s.111
Enbiya, 30.
13
Tekkenin gül bahçesinden bir görünüm.
Mostar yakınlarındaki bu tekke 15.y.y başlarında
Anadolu’dan Bosna’ya gönderilen dervişler tarafından
Neratva’ya bağlanan Buna Nehri kaynağının hemen
yanına kurulmuş. Tarihi boyunca Kadirî, Rıfaî, Halvetî ve Nakşibendî tarikatlarına ev sahipliği yapmış ve
günümüzde de faal vaziyette. Tekke, Sarı Saltuk ve
Şeyh Açıkbaş’ın türbeleri, ibadet odaları, hamamlık,
mutfak ve misafirhane gibi bölümlerden oluşuyor.
Bizi tekkenin hemen girişinde derviş selamı olan “Hû”
yazılı levhalar karşılıyor. Tekkenin hemen kıyısındaki
nehrin kaynağı olan kocaman dağ, insanı hayrete düşürüyor.