KONGRE BİLDİRİLERİ
tebliğinde anlattığı şey, yani on yıllık bir dönemde gerçekleşen zihniyet değişimiyle beraber bilginin
demokratikleşmesi denilen şeyin de ne anlama geldiğini artık öğrenmeye başladık biz. Birilerinin
temellük ettiği, tesahup ettiği bilgi, kaynak her ne ise bu anlayıştan artık kurtulmaya başladık. Vakıflar
genel Müdürlüğünde çalışan Mevlüt Beyi dinledim ben. 10 milyon sayfanın dijital ortama aktarılması
ve araştırmacıların bunu artık kullanmaya başladığını söyledi. Bunlar fevkalade haberler. Bu fevkalade
haberler paralel olarak aynı zamanda bilginin demokratikleşmesi anlamına gelen faaliyetler. Şimdi
Zekeriya Hocam temas etti. Bir taraftan da bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Bu sıkıntılar da panel, sempozyum,
kongre gibi faaliyetlerde tebliğlere ilişkin sıkıntılarımız. Tebliğin bir işi tebliğ etmek; bulduğu yeni,
orijinal, farklı bir şeyi tebliğ etmek anlamına geldiğini artık yavaş yavaş öğrenmemiz lazım galiba.
Dolayısıyla, harc-ı âlem malumun ilamı kabilinden bilgilerle tebliğleri biraz azaltmanın bir yolunu
bulmamız icap ediyor. Sonra ihtisas komisyonları toplantıları, odaları oluşturarak mesleğinde temayüz
etmiş ve belirli bir birikime varmış insanları bir araya getirecek, daha uzun konuşmalarla temin
edecek salonlar, çalışma grupları oluşturmak icap ediyor galiba. Dünyanın dört bir tarafından gelen,
Türkiye’nin dört bir tarafından gelen arkadaşlarız netice itibariyle. Hocalar, talebeler. Daha fazla
konuşabilmek için bir sonraki toplantıyı beklemek gerekiyor. O da vakit kaybı olu yor ne yazık ki.
Geza David ile Hans Georg Majer ile daha uzun konuşabilmek için çareler arıyorum. Bununla ilgili
sıkıntılar var. Bunları mutlaka aşacağız da. Bunlar dışında imaj her şey deniliyor. Zekeriya Hocamla
konuşurken kendisi anlattı fakat konferansta fazla bahsetmediği için ondan çalarak söyleyeyim
bende “bu kongre yapıldı da ne oldu” sorusuna cevabımız ne olabilir. Bir kere galiba öncelikle imajı
oldu. Yani Bakan Beyin gelmesi, teşrif etmesi, Başbakan Yardımcısının, Genel Müdürün gelmesi,
teşrif etmesi. Onların konuşmalar yapması, bunların medyada duyurulması. Dolayısıyla, böylelikle
daha çok sayıda insanın Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arşivinden haberdar olmaları açısından
önemli. İkincisi herkes çalıştığı yerde, kurumda o kurumun ne anlama geldiğine ilişkin giderek sürekli
aynı çalışma ortamından kaynaklanan galiba bir bilinç kaybına uğruyor. Zannediyorum Zekeriya
Hocamın söylediği şeyi tekrar etmek anlamında söylediğim anlam budur. Artık, Tapu ve Kadastro
Genel Müdürlüğü personeli nerede çalıştığının daha çok farkında yani. Onlar ne kadar büyük bir iş
yaptıklarını bu Kongre vesilesiyle bir kez daha fark ettiler. Bizler için ne kadar önemli olduklarını.
Olmazsa olmaz olduklarını. Bizden sonrakiler için, genç araştırmacılar için ne kadar fevkalade,
stratejik bir mevkide çalıştıklarını fark etmiş oldular. Bu bile kendi başına çok büyük bir önem taşıyor.
Üçüncü konu başlığı olarak ihtisaslaşma bahsinde söylemek istediğim şey şu: Enderun sınıfları
var malumunuz. Altı sınıftan oluşuyor. Sultan IV. Murad zamanında tekemmül eden seferli odası diye
bir odadan bahsediyoruz. Burada büyük sanatkarlar yetişiyor. Orada nakkaşhane diye bir kısım var.
Bir şeyi anlatma çabasında olduğum için örnek veriyorum. Nakkaşhane kısmında birisi at çiziyor,
birisi ağaç çiziyor, birisi insan resmi çiziyor, birisi bir sur yani yapıya ilişkin bir şey çiziyor ve oradan
bir resim doğuyor. o Nakkaşhanedeki her bir mütehassıs, Enderun subayı olan bu büyük sanatkarlar
sonunda muhteşem minyatürler meydana getiriyorlar. Muhteşem kitap ciltleri, sırtları meydana
getiriyorlar. Bunların her birinin yaptıklarını, ne kadar büyük bir ciddiyetle, titizlikle yaptıklarını
zaman zaman hatırlamak lazım. Ve bu ciddiyet ve nitelik artışını emsal almanın yollarını da bulmak
lazım. Bu kalemle, işte o nakkaşhane örneğinde olduğu gibi, bu tür örneklerle birleştirerek bizim
kendimize ait potansiyeli biraz daha açığa çıkarabilecek yolları araştırmamız gerekiyor. Benim bu
kongre vesilesiyle fark ettiğim şeylerden bir tanesi de bu oldu. Şimdi adını zikredeyim, lütfen kimse
başka bir anlam çıkarmaya kalkmasın, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi edebiyatçımız Orhan Pamuk
“Benim Adım Kırmızı” adlı eserinde bunu anlatıyordu. Az önce anlattığım nakkaşhanede anlattığı şey
bu. Birinin adı kırmızı, birinin adı yeşil, birinin adı mavi. Renkleri var. Her birinin ihtisas alanına giren
çizim, şekil, şema var. Ve bu insanları bir araya getirdiğinizde buradan çok büyük bir enerji doğuyor.
Hem bilimsel anlamda hem sanat anlamında büyük bir enerji doğuyor. Bu doğan enerjiye de medeniyet
deniliyor. Bu medeniyet tecrübesini yaşamış, sonrada tevarüs etmiş bir toplumun fertleri olarak ve bu
966
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü
toplumun tarihine ilgi duyan insanlarını da içine alacak biçimde bizim, bu kabil faaliyetlerde daha bir
geniş ufukla meseleye yaklaşmamızın çok daha manidar sonuçlar ortaya çıkaracağını düşünüyorum.
Doğrusunu isterseniz bunlar kendi kanaatlerim olmaktan ibaret olmadığı için biraz rahat söylüyorum.
Toplantı aralarında arkadaşlarla konuşurken, kendi müşahedelerimizi paylaşırken söylediğimiz şeylerdi
bunlar. Dolayısıyla, sadece benim kanaatim olarak almamanızı istirham ediyorum. Başka anlamlar
çıkarmayacak şekilde derdimi ifade etmek için elimden geleni yaptığıma inanmanızı istiyorum. Bana
bu söz hakkı tanındığı için şükranlarımı, minnetlerimi ifade ediyorum. Çok teşekkür ederim.
ZEKERİYA KURŞUN
Ahmet Bey’e ben de çok teşekkür ediyorum. Tabi gönül ister ki, biz bu kongreyi bugünden
başlayarak yeniden iade edelim. Ama bu mümkün değil. Fakat, Ahmet Bey ile dışarıda konuştuğumuz
ve üzerinde durduğumuz hususu tekrar hatırlatarak Sayın Genel Müdürü kutlamak istiyorum. Herhalde
bundan daha iyi bir hizmet içi eğitim yapamazdınız. Sizin kahramanlarınız buradaydı. Onların her
biri geleceğe büyük bir tarih bırakacak. Bundan dolayı sizin şahsınızda onları da kutluyorum. Biz
yaptığınız bu faaliyeti gerçekten çok önemsiyoruz. Akademik eksikler varsa, akademisyenlere bunları
düzeltmesi için de herhalde onlara bir zaman tanımak gerekiyor. Fazla zamanınız kalmadı, fakat
kayıtlara geçilmesini istediğiniz, burada söylenmeyen bir teklif varsa değerli katılımcılarımızdan
alabiliriz. Teklif mahiyetinde, sonuç bildirgesine girebilecek bir önerisi olan var mı efendim.
ARİF DELİKANLI
Harita ve kadastro mühendisiyim. Arkadaşlarımızla birlikte 3-5 yıldır üzerinde çalıştığımız bir
konu var. Kongre ile de yakından ilgili. Kültürel arşiv meselesi ile, toplumun kültürü meselesi ile. O
da, tapu kayıtlarının, kadastronun tarih içerisinde ürettiklerinin bir müzede sergilenmesi. Bu konular
bir ulusal müzede toplanabilirse, burası bir bilim merkezi gibi de çalıştırılmak suretiyle bütün dünyaya,
bütün insanlığa ve bizim ülkemize çok fayda getireceğine inanıyorum.
ZEKERİYA KURŞUN
Teşekkür ederiz. Teklifiniz kayda geçmiştir.
MUSTAFA HAKKI ERTAN
Tüm katılımcılara ve emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum. Acizane bir önerim olacak.
Bugünkü bu kongrenin birincisi olmuş olmasını ve beş yılda bir bu muhteşem ve güzel kongrenin
tekrarlanmasını teklif ediyorum.
ZEKERİYA KURŞUN
Çok teşekkür ederiz. Küçük bir par antez açmak istiyorum. Genel Müdürümüz beş yıl sonra
bundan daha büyük işler yapmak isteyebilir. Bu yüzden daha önce yapmalı bu işi.
Görülen o ki, burada sunulanlar, anlatılanlar teklifler için de yeterli görülmüştür. Zaten yayınlanacak
kitabın içerisinde de bu teklifler yer alacaktır. Öyle zannediyoruz ki, Türkiye’ye ve dünyaya daha iyi
bir gelecek bırakmış olacağız bu çalışmalarla. Bu vesile ile tekrar bütün akademisyenler adına Tapu
ve Kadastro Genel Müdürümüze şükranlarımızı, teşekkürlerimizi sunuyorum.
Arşiv Dairesi Başkanlığı
967