B İ L D İ R İ L E R | Seite 980

KONGRE BİLDİRİLERİ tebliğinde anlattığı şey, yani on yıllık bir dönemde gerçekleşen zihniyet değişimiyle beraber bilginin demokratikleşmesi denilen şeyin de ne anlama geldiğini artık öğrenmeye başladık biz. Birilerinin temellük ettiği, tesahup ettiği bilgi, kaynak her ne ise bu anlayıştan artık kurtulmaya başladık. Vakıflar genel Müdürlüğünde çalışan Mevlüt Beyi dinledim ben. 10 milyon sayfanın dijital ortama aktarılması ve araştırmacıların bunu artık kullanmaya başladığını söyledi. Bunlar fevkalade haberler. Bu fevkalade haberler paralel olarak aynı zamanda bilginin demokratikleşmesi anlamına gelen faaliyetler. Şimdi Zekeriya Hocam temas etti. Bir taraftan da bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Bu sıkıntılar da panel, sempozyum, kongre gibi faaliyetlerde tebliğlere ilişkin sıkıntılarımız. Tebliğin bir işi tebliğ etmek; bulduğu yeni, orijinal, farklı bir şeyi tebliğ etmek anlamına geldiğini artık yavaş yavaş öğrenmemiz lazım galiba. Dolayısıyla, harc-ı âlem malumun ilamı kabilinden bilgilerle tebliğleri biraz azaltmanın bir yolunu bulmamız icap ediyor. Sonra ihtisas komisyonları toplantıları, odaları oluşturarak mesleğinde temayüz etmiş ve belirli bir birikime varmış insanları bir araya getirecek, daha uzun konuşmalarla temin edecek salonlar, çalışma grupları oluşturmak icap ediyor galiba. Dünyanın dört bir tarafından gelen, Türkiye’nin dört bir tarafından gelen arkadaşlarız netice itibariyle. Hocalar, talebeler. Daha fazla konuşabilmek için bir sonraki toplantıyı beklemek gerekiyor. O da vakit kaybı olu yor ne yazık ki. Geza David ile Hans Georg Majer ile daha uzun konuşabilmek için çareler arıyorum. Bununla ilgili sıkıntılar var. Bunları mutlaka aşacağız da. Bunlar dışında imaj her şey deniliyor. Zekeriya Hocamla konuşurken kendisi anlattı fakat konferansta fazla bahsetmediği için ondan çalarak söyleyeyim bende “bu kongre yapıldı da ne oldu” sorusuna cevabımız ne olabilir. Bir kere galiba öncelikle imajı oldu. Yani Bakan Beyin gelmesi, teşrif etmesi, Başbakan Yardımcısının, Genel Müdürün gelmesi, teşrif etmesi. Onların konuşmalar yapması, bunların medyada duyurulması. Dolayısıyla, böylelikle daha çok sayıda insanın Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arşivinden haberdar olmaları açısından önemli. İkincisi herkes çalıştığı yerde, kurumda o kurumun ne anlama geldiğine ilişkin giderek sürekli aynı çalışma ortamından kaynaklanan galiba bir bilinç kaybına uğruyor. Zannediyorum Zekeriya Hocamın söylediği şeyi tekrar etmek anlamında söylediğim anlam budur. Artık, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü personeli nerede çalıştığının daha çok farkında yani. Onlar ne kadar büyük bir iş yaptıklarını bu Kongre vesilesiyle bir kez daha fark ettiler. Bizler için ne kadar önemli olduklarını. Olmazsa olmaz olduklarını. Bizden sonrakiler için, genç araştırmacılar için ne kadar fevkalade, stratejik bir mevkide çalıştıklarını fark etmiş oldular. Bu bile kendi başına çok büyük bir önem taşıyor. Üçüncü konu başlığı olarak ihtisaslaşma bahsinde söylemek istediğim şey şu: Enderun sınıfları var malumunuz. Altı sınıftan oluşuyor. Sultan IV. Murad zamanında tekemmül eden seferli odası diye bir odadan bahsediyoruz. Burada büyük sanatkarlar yetişiyor. Orada nakkaşhane diye bir kısım var. Bir şeyi anlatma çabasında olduğum için örnek veriyorum. Nakkaşhane kısmında birisi at çiziyor, birisi ağaç çiziyor, birisi insan resmi çiziyor, birisi bir sur yani yapıya ilişkin bir şey çiziyor ve oradan bir resim doğuyor. o Nakkaşhanedeki her bir mütehassıs, Enderun subayı olan bu büyük sanatkarlar sonunda muhteşem minyatürler meydana getiriyorlar. Muhteşem kitap ciltleri, sırtları meydana getiriyorlar. Bunların her birinin yaptıklarını, ne kadar büyük bir ciddiyetle, titizlikle yaptıklarını zaman zaman hatırlamak lazım. Ve bu ciddiyet ve nitelik artışını emsal almanın yollarını da bulmak lazım. Bu kalemle, işte o nakkaşhane örneğinde olduğu gibi, bu tür örneklerle birleştirerek bizim kendimize ait potansiyeli biraz daha açığa çıkarabilecek yolları araştırmamız gerekiyor. Benim bu kongre vesilesiyle fark ettiğim şeylerden bir tanesi de bu oldu. Şimdi adını zikredeyim, lütfen kimse başka bir anlam çıkarmaya kalkmasın, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi edebiyatçımız Orhan Pamuk “Benim Adım Kırmızı” adlı eserinde bunu anlatıyordu. Az önce anlattığım nakkaşhanede anlattığı şey bu. Birinin adı kırmızı, birinin adı yeşil, birinin adı mavi. Renkleri var. Her birinin ihtisas alanına giren çizim, şekil, şema var. Ve bu insanları bir araya getirdiğinizde buradan çok büyük bir enerji doğuyor. Hem bilimsel anlamda hem sanat anlamında büyük bir enerji doğuyor. Bu doğan enerjiye de medeniyet deniliyor. Bu medeniyet tecrübesini yaşamış, sonrada tevarüs etmiş bir toplumun fertleri olarak ve bu 966 Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü toplumun tarihine ilgi duyan insanlarını da içine alacak biçimde bizim, bu kabil faaliyetlerde daha bir geniş ufukla meseleye yaklaşmamızın çok daha manidar sonuçlar ortaya çıkaracağını düşünüyorum. Doğrusunu isterseniz bunlar kendi kanaatlerim olmaktan ibaret olmadığı için biraz rahat söylüyorum. Toplantı aralarında arkadaşlarla konuşurken, kendi müşahedelerimizi paylaşırken söylediğimiz şeylerdi bunlar. Dolayısıyla, sadece benim kanaatim olarak almamanızı istirham ediyorum. Başka anlamlar çıkarmayacak şekilde derdimi ifade etmek için elimden geleni yaptığıma inanmanızı istiyorum. Bana bu söz hakkı tanındığı için şükranlarımı, minnetlerimi ifade ediyorum. Çok teşekkür ederim. ZEKERİYA KURŞUN Ahmet Bey’e ben de çok teşekkür ediyorum. Tabi gönül ister ki, biz bu kongreyi bugünden başlayarak yeniden iade edelim. Ama bu mümkün değil. Fakat, Ahmet Bey ile dışarıda konuştuğumuz ve üzerinde durduğumuz hususu tekrar hatırlatarak Sayın Genel Müdürü kutlamak istiyorum. Herhalde bundan daha iyi bir hizmet içi eğitim yapamazdınız. Sizin kahramanlarınız buradaydı. Onların her biri geleceğe büyük bir tarih bırakacak. Bundan dolayı sizin şahsınızda onları da kutluyorum. Biz yaptığınız bu faaliyeti gerçekten çok önemsiyoruz. Akademik eksikler varsa, akademisyenlere bunları düzeltmesi için de herhalde onlara bir zaman tanımak gerekiyor. Fazla zamanınız kalmadı, fakat kayıtlara geçilmesini istediğiniz, burada söylenmeyen bir teklif varsa değerli katılımcılarımızdan alabiliriz. Teklif mahiyetinde, sonuç bildirgesine girebilecek bir önerisi olan var mı efendim. ARİF DELİKANLI Harita ve kadastro mühendisiyim. Arkadaşlarımızla birlikte 3-5 yıldır üzerinde çalıştığımız bir konu var. Kongre ile de yakından ilgili. Kültürel arşiv meselesi ile, toplumun kültürü meselesi ile. O da, tapu kayıtlarının, kadastronun tarih içerisinde ürettiklerinin bir müzede sergilenmesi. Bu konular bir ulusal müzede toplanabilirse, burası bir bilim merkezi gibi de çalıştırılmak suretiyle bütün dünyaya, bütün insanlığa ve bizim ülkemize çok fayda getireceğine inanıyorum. ZEKERİYA KURŞUN Teşekkür ederiz. Teklifiniz kayda geçmiştir. MUSTAFA HAKKI ERTAN Tüm katılımcılara ve emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum. Acizane bir önerim olacak. Bugünkü bu kongrenin birincisi olmuş olmasını ve beş yılda bir bu muhteşem ve güzel kongrenin tekrarlanmasını teklif ediyorum. ZEKERİYA KURŞUN Çok teşekkür ederiz. Küçük bir par antez açmak istiyorum. Genel Müdürümüz beş yıl sonra bundan daha büyük işler yapmak isteyebilir. Bu yüzden daha önce yapmalı bu işi. Görülen o ki, burada sunulanlar, anlatılanlar teklifler için de yeterli görülmüştür. Zaten yayınlanacak kitabın içerisinde de bu teklifler yer alacaktır. Öyle zannediyoruz ki, Türkiye’ye ve dünyaya daha iyi bir gelecek bırakmış olacağız bu çalışmalarla. Bu vesile ile tekrar bütün akademisyenler adına Tapu ve Kadastro Genel Müdürümüze şükranlarımızı, teşekkürlerimizi sunuyorum. Arşiv Dairesi Başkanlığı 967