KONGRE BİLDİRİLERİ
bulunan arşiv belgelerinin internet üzerinden görüntülerinin alınabilmesinin kendileri için önemli
olduğu görüşündedir.
Türkiye’de ki arşiv kurumlarının günümüz bilgi ve iletişim teknolojilerinden yeterince
yararlandıkları görüşüne katılımcıların %49,05’i katılmazken %18,86 ise bu görüşe kesinlikle
katılmamaktadır. Katılımcıların 69,8’i elinde arşiv malzemesi bulunan kurumların internet üzerinden
verdiği hizmetlerden memnun olmadıklarını ve %93,39 ’u Türkiye’deki araştırma kurumlarının
dağınık oldukları görüşüne katıldıklarını ifade etmektedirler. Katılımcıların %14,64 ’ü konuyla ilgili
yasal düzenleme eksikliğinin ve % 14,41 ’i mevcut arşiv malzemesini mülkiyet olarak görülmesinin
ve arşiv malzemelerinin bilimsel öneminin algılanamamış olmasının bu konudaki en önemli neden
olduğunu belirtmektedirler.
Ayrıca çalışmanın ana temasını oluşturan “Türkiye’deki araştırma kurumlarının dağınık oldukları”
görüşüne katılımcıların % 66,26’sı kesinlikle katılıyorum ve % 31,13’ü katılıyorum şeklinde cevap
vermişlerdir. Kullanıcıların %100’ü Türkiye’deki arşiv ve kütüphanelerin hepsine internet üzerinden
erişebilmenin kendileri için önemli olduğu görüşündedirler. Aynı zamanda katılımcıların %78,3’ü
Türkiye’de farklı kurumlarda bulunan arşiv malzemelerinin tek bir kurum altında toplanması fikrine
katılırken tüm resmi ve özel arşiv/kütüphanelerin araştırma ve belge örneği sağlama hizmetlerinin
“Ulusal Bilgi Merkezi” üzerinden yapılması fikrine katılanların oranı da %88,67’dir. Katılımcıların
%28,88’i Türkiye’de farklı kurumlarda bulunan arşiv malzemelerinin tek bir kurum altında (ULUSAL
BİLGİ MERKEZİ) toplanmasının bilimsel çalışmaları hızlandıracağını, %26,35’i bilim adamlarına
zaman kazandıracağını, %23,1’i gereksiz seyahat ve konaklama masraflarını azaltacağını %18,41’i ise
daha fazla bilimsel çalışma yapılabilmesine imkân vereceği belirtmişlerdir.
Neden Ulusal Bilgi Merkezi?
Arşiv kurumları ve kütüphaneler kuruldukları tarihten itibaren içinde bulundukları dönemlerde
toplumsal ve kültürel değişimlerden etkilenmişlerdir. Günümüzde ise bu etkileşim arşiv ve
kütüphanelerde bulunan arşiv malzemelerinin sayısallaştırılması ve her yerden herkesin erişimine açık
olması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır.
Bilindiği gibi bilgi merkezlerindeki bilgi kaynağının sayısı önemlidir, ancak bu bilgi kaynaklarının
hangi amaçlarla ve nasıl kullanılacağını öğretmek, kullanımını sağlamak daha önemlidir16.
Türkiye’deki bilgi merkezlerinin sahip olduğu kültürel miras ve bilhassa Osmanlı Arşivleri tüm dünya
vatandaşlarının ve bilim insanlarının yararlanmalarını gerektirecek kadar önemlidir. Ancak yukarıda
belirtilen sorunlar bu duruma engel teşkil etmektedir.
Arşiv ve kütüphanelerimiz araştırıcılar için benzer imkânları sunmak için benzer yatırımları
birbirinden habersiz ve birbirleri ile yarışırcasına ayrı ayrı yapmaktadır. Bunun bir sonucu olarak her
kurum yüksek maliyetlerle birbirinden kopuk ve bu konudaki ulusal ve uluslararası standartlardan
uzak kullanışsız projeler üretmektedir.
Ayrıca mevcut yasaların yetersizliği ve “Millî Arşiv Kanunu”nun henüz çıkarılamamış olması,
kurumlar arası işbirliği eksikliği, bilgi ve deneyimlerin paylaşıl(a)maması, tekelci anlayışlar arşivlerin
sunduğu bilgi hazinelerinden yararlanmanın önünde ciddi engeller oluşturmaktadır. Bütün bu sorunlar
tüm arşivleri zaman ve mekândan bağımsız, ortak erişilebilir bir zemine taşımayı da zorunlu hale
getirmektedir.
1795 yılında Hollanda Yeni Meclis Üyesi Henricus van Royen’ in söylediği gibi “Bütün beratlar
ve birinci sınıf belgeler farklı kurumların kıskançlıkla başkalarından koruduğu ve sakladığı gizlenmiş,
tozlu, kullanışsız birer gurur abidesidir. Artık bu kültür varlıkları millî menfaatler için kullanmanın
zamanı gelip geçiyor. Bunun için eyaletlerde ve merkezde farklı kurumlarda tutulan bütün otantik
beratlar, belgeler bir araya getiri Y[H