Atatürk'e Mektuplar merged | Page 9

Firdevs Çetinkaya Bahtiyar Vahabzade Sosyal Bilimler Lisesi ADANA USTA Önder,cesur,hakimveusta! Biliyorum ne haddime yazmak sana ,söyleyeceklerim haşa ne büyüktür dediklerinden ne de üstüne söylemek içindir söylediklerinin.Diyeceğim bir şey varsa yalnız, benim de hakkım olduğundandır sana gittiğin yerde ne var diye sormak.Görüyor musun burayı demek ve daha yakından bakmak gözlerine. Yegane mevzu budur Paşam! Öyleyse izninle başlıyorum söze: Yazıktır ki bir daha biliyorum. Ne nasihatlerini ne de vasiyetini yerine getirdik.İçimizden şüphe,içimizden umut,içimizden hürriyet zorla alınmaya çalışıldı. Biliyorsun o manzarayı. Benden ve benden evvelkilerden daha evvel sen o manzarayı gördün. Ateşi, ihaneti,ölümü çok daha evvel gördün. Keza açlığı da. Fanilerin zulmü karşısında,dünyevi vahşetler bütün sularına bulaştı yeryüzünün paşam.Okyanusun en ıssız yerinde bile duyuldu insanın sesi. Artık derdi denizin karşısına gitmek, petrol sömürmekten ötesinde, uzayı ve yıldızları sömürmeyi hedefliyoruz artık. Görüyorsan sızını duyuyorum damarlarımda. Sana gelip anlatacak yüzüm yok biliyorum ben de bunu. Her yerde bir isim dolaşıyor hala; MustafKemal! MustafaKemal! Aklın yolu bizce birdi,şimdi ayrı ayrı virajlarda ayrı yerlere gidiyor her biri . Hayallerimiz, umutlarımız, hürriyetimiz bile ayrıldı birbirinden paşam. Birimiz ekmek derdinde öteki adalet. Her yerde sözlerin yazılı ama kimse görmüyor,görenler de alışmış artık okumamaya. Hala okumuyoruz paşam. Zor geliyor birkaç sayfa ilmin denizine açılmak. Farabiyi, Eflatunu tanımak zor geliyor hepsinden. Mesela bir tarafta birbirimizi vuruyoruz. Öbür tarafta ekmeğini çalıyor birimiz diğerinin. Öyle ya paşam ateşi ve ihaneti gördük. Sen biliyorsun bunu. Fakat affet biz acıyı sende,senden evvelde de gördük,senden sonrakilerde de.Yazık! Yazık hala görüyoruz. Sen ki bütün dünyada zulme karşı duran ilk adamdın. Herkesin korkar gözle bakarken toprağa ve buluta,avucuna alıp ikisini birbirine ilk sen kattın. Sen dedin dur yeter diye bela denizlerine karşı ve sen bağırdın evlatlarına kalk çapanı toprağa, süngünü düşmana vur diye ! Sen kitaplardan gördüklerini,duyduklarını,yaşam sahasına en iyi yansıttın.Biz seni kitaplarda değil,toprağın üstünde et ve kemiklerinin üstünde capcanlı görmemize rağmen akıllanmadık paşam. Dünyanın bütün milletleri seninle duydu direnmeyi ve ben sana baktıkça toprağı , toprağa baktıkça da seni görüyorum paşam. Çünkü topraktır yemyeşil yapan dünyayı odur firavunları bile nefessiz ,solucanlarla beraber esir eden içinde. Çürük bedenlerin üstünde yemyeşil,mosmor,masmavi çiçekler açtıran odur. Sen toprağın en güzel evladısın Mustafa Kemal. Gittin.Vicdanı ve merhameti çorak,çürüğü bol bir çöl meydanından başka olmadı şu bizim silahın azdırdığı dünya.Gittin.Azaldı haykıranlar doğruyu,umudu,birliği… Utanıyorum paşam! Utanıyorum kendimden.Benim gibi olan ve kalkıp yıldızları bütün dünyaya göstermeye korkan herkesten de utanıyorum. Beni affet. Biliyorum mesele sen değilsin.Senin naçiz vücudun toprak oldu,baki kalan bu millettir.Af dilenmesi gereken de odur mutlaka. Belki bu gün değil ama mutlaka yarın odur. Sen ki mavi türkülerle memleketi dinleyensin.Sen çocukları çocuklardan dinleyensin.İlk öğretmen değilsin evet ama ilk defa çağı o çağdan evvel öğretensin. Sen , büyük usta,ulu önder. Sen dahi, düşünür. Sen matematikçi,edebiyatçı,hukukçu,asker,gazi,öğretmen,öğrenci,çocuk,yaşlı,hakim,cesur… Sen,ustam,hasretim.Affet bizi.