Firdevs Çetinkaya
Bahtiyar Vahabzade Sosyal Bilimler Lisesi ADANA
USTA
Önder,cesur,hakimveusta!
Biliyorum ne haddime yazmak sana ,söyleyeceklerim haşa ne büyüktür dediklerinden ne de
üstüne söylemek içindir söylediklerinin.Diyeceğim bir şey varsa yalnız, benim de hakkım
olduğundandır sana gittiğin yerde ne var diye sormak.Görüyor musun burayı demek ve daha
yakından
bakmak
gözlerine.
Yegane
mevzu
budur
Paşam!
Öyleyse
izninle
başlıyorum
söze:
Yazıktır ki bir daha biliyorum. Ne nasihatlerini ne de vasiyetini yerine getirdik.İçimizden
şüphe,içimizden umut,içimizden hürriyet zorla alınmaya çalışıldı. Biliyorsun o manzarayı.
Benden ve benden evvelkilerden daha evvel sen o manzarayı gördün. Ateşi, ihaneti,ölümü çok
daha evvel gördün. Keza açlığı da. Fanilerin zulmü karşısında,dünyevi vahşetler bütün
sularına bulaştı yeryüzünün paşam.Okyanusun en ıssız yerinde bile duyuldu insanın sesi.
Artık derdi denizin karşısına gitmek, petrol sömürmekten ötesinde, uzayı ve yıldızları
sömürmeyi hedefliyoruz artık. Görüyorsan sızını duyuyorum damarlarımda. Sana gelip
anlatacak yüzüm yok biliyorum ben de bunu. Her yerde bir isim dolaşıyor hala;
MustafKemal!
MustafaKemal!
Aklın yolu bizce birdi,şimdi ayrı ayrı virajlarda ayrı yerlere gidiyor her biri . Hayallerimiz,
umutlarımız, hürriyetimiz bile ayrıldı birbirinden paşam. Birimiz ekmek derdinde öteki adalet.
Her yerde sözlerin yazılı ama kimse görmüyor,görenler de alışmış artık okumamaya. Hala
okumuyoruz paşam. Zor geliyor birkaç sayfa ilmin denizine açılmak. Farabiyi, Eflatunu
tanımak zor geliyor hepsinden. Mesela bir tarafta birbirimizi vuruyoruz. Öbür tarafta
ekmeğini çalıyor birimiz diğerinin. Öyle ya paşam ateşi ve ihaneti gördük. Sen biliyorsun
bunu. Fakat affet biz acıyı sende,senden evvelde de gördük,senden sonrakilerde de.Yazık!
Yazık
hala
görüyoruz.
Sen ki bütün dünyada zulme karşı duran ilk adamdın. Herkesin korkar gözle bakarken
toprağa ve buluta,avucuna alıp ikisini birbirine ilk sen kattın. Sen dedin dur yeter diye bela
denizlerine karşı ve sen bağırdın evlatlarına kalk çapanı toprağa, süngünü düşmana vur diye !
Sen kitaplardan gördüklerini,duyduklarını,yaşam sahasına en iyi yansıttın.Biz seni kitaplarda
değil,toprağın üstünde et ve kemiklerinin üstünde capcanlı görmemize rağmen akıllanmadık
paşam. Dünyanın bütün milletleri seninle duydu direnmeyi ve ben sana baktıkça toprağı ,
toprağa baktıkça da seni görüyorum paşam. Çünkü topraktır yemyeşil yapan dünyayı odur
firavunları bile nefessiz ,solucanlarla beraber esir eden içinde. Çürük bedenlerin üstünde
yemyeşil,mosmor,masmavi çiçekler açtıran odur. Sen toprağın en güzel evladısın Mustafa
Kemal.
Gittin.Vicdanı ve merhameti çorak,çürüğü bol bir çöl meydanından başka olmadı şu bizim
silahın
azdırdığı
dünya.Gittin.Azaldı
haykıranlar
doğruyu,umudu,birliği…
Utanıyorum paşam! Utanıyorum kendimden.Benim gibi olan ve kalkıp yıldızları bütün
dünyaya göstermeye korkan herkesten de utanıyorum. Beni affet. Biliyorum mesele sen
değilsin.Senin naçiz vücudun toprak oldu,baki kalan bu millettir.Af dilenmesi gereken de
odur
mutlaka.
Belki
bu
gün
değil
ama
mutlaka
yarın
odur.
Sen ki mavi türkülerle memleketi dinleyensin.Sen çocukları çocuklardan dinleyensin.İlk
öğretmen değilsin evet ama ilk defa çağı o çağdan evvel öğretensin. Sen , büyük usta,ulu
önder.
Sen
dahi,
düşünür.
Sen matematikçi,edebiyatçı,hukukçu,asker,gazi,öğretmen,öğrenci,çocuk,yaşlı,hakim,cesur…
Sen,ustam,hasretim.Affet bizi.