tür
eğil,
hirlit bu
a dimışbekhasıbulverdoğu
toplum anlayışında şişmanlık güzellik için bir olgu olarak öne çıkarken, daha erken dönemlerde, Yunan kent devleti yapılanmasında inceliğe hayranlıkla yaklaşılmış ve bu
aranan bir özellik olmuştur. Başka
bir örnekte ise; Helenlerdeki ideal
vücut anlayışı etkilendikleri mısır
kültüründen hareketle mısır rakkaselerindekine benzemeliydi: Uzun,
ince belli, çıkıntısız kalçalı ve geniş
omuzlu. Asya toplumlarında geçerli
olan anlayış (etine dolgun, koca göğüslü, kocaman karınlı, yaygın kalçalı kadınlar) Helen toplumunda
bir küçümseme kaynağıydı. Doğu
toplumlarındaki anlayışın bir örneği ise “Bir dirhem et bin ayıp örter”
deyişinde bulunabilir.
Günümüzde ise sağlıklı yeme uğraşının gerçekten de daha pahalıya
mal olacağını deneyerek fark edebiliriz. Ekmek, simit hatta hamburger fiyatlarıyla meyve, sebze, et ürünleri adeta sağlıklı olmayı bir sınıfa indirgeyerek inceliği bir üst sınıf özelliği haline getirmek suretiyle yüceltiyor. Bu neredeyse üst sınıflara ait özelliklerin, az sayıda insana tekabül etmesi, bu özellikte
insanları daha da çekici hale getiriyor. Oysa bir zamanlar soylular için
kilolu olmak hem Avrupa’da hem
Osmanlı’da bir statü göstergesiydi,
çünkü zenginliği gösteriyordu. Buradan çıkarabileceğimiz sonuç, güzellik anlayışına bir diğer etkenin,
toplumsal statülere dikkat çekme
çabası olduğudur. Örneğin
bir zamanlar
“süt gibi beyaz
tenli”
olmak
kadının tarlada
güneş altında
çalışmadığının
bir belirtisi ve
dolayısıyla bir
güzellik ölçütüydü. Günümüzde ise bu
anlayışın tam
karşıtının makbule geçtiğini
görüyoruz. Bir
toplumsal statü ifadesi olan
bronz bir ten
kadının tatile
gücünün yettiğinin göstergesi olmaktadır.
Konuya dünya
çapında yaklaşırsak belli güzellik anlayışlarını dayatmada
ve yaymada en büyük silahın batılılaşma olduğunu söyleyebiliriz. “Batılılaşma modern çağın en tehlikeli
güzellik trendidir. Pek çok Asyalı
kadın, batılı kadınlara benzemek için göz kapaklarını düzenliyor, cilt
rengini açıyor ve pek çoğu bu uğurda hayatını kaybediyor. Gelecek yıllarda bu modanın duracağını düşü-
lım…
nüyoruz.” Bu tür dayatmaların kadınların aleyhine olduğunun en rahatsız edici örneği ise bir zamanların Avrupa’sının korselerle elde edilen ince bel furyası olsa gerek.
Her dönemde farklı kadın tiplerinin getirildiği, gerekirse olağanüstü
ölçülerin geliştirildiği bu idealist
tahta oturan her model, adeta
Harry Potter’daki geleceği söyleyen
şapka gibi, o zamanki toplum anlayışını gelecek kuşakların kulağına
fısıldamıştır ve bu ölçü, kadınların
aleyhine,-her ne kadar bazen gerçekçi olmasa da- o toplumlarda
standart haline getirilmiş ve beklenen bir özellik olmuştur.
Güzellikten etkilenen de, güzelliğin etkilendiği olgunun da toplum
olduğunu gördüğümüze göre diyebiliriz ki, toplum olarak bütünüyle,
eserine aşık olan bir ressamdan farkımız yok, bizim bunun bilincinde
olmamamız dışında… ◼
fenêtre • Kış • 2015 • Sayı 6
22