A-2343-Perspective30-IC-email | Page 23

tür eğil, hirlit bu a dimışbekhasıbulverdoğu toplum anlayışında şişmanlık güzellik için bir olgu olarak öne çıkarken, daha erken dönemlerde, Yunan kent devleti yapılanmasında inceliğe hayranlıkla yaklaşılmış ve bu aranan bir özellik olmuştur. Başka bir örnekte ise; Helenlerdeki ideal vücut anlayışı etkilendikleri mısır kültüründen hareketle mısır rakkaselerindekine benzemeliydi: Uzun, ince belli, çıkıntısız kalçalı ve geniş omuzlu. Asya toplumlarında geçerli olan anlayış (etine dolgun, koca göğüslü, kocaman karınlı, yaygın kalçalı kadınlar) Helen toplumunda bir küçümseme kaynağıydı. Doğu toplumlarındaki anlayışın bir örneği ise “Bir dirhem et bin ayıp örter” deyişinde bulunabilir. Günümüzde ise sağlıklı yeme uğraşının gerçekten de daha pahalıya mal olacağını deneyerek fark edebiliriz. Ekmek, simit hatta hamburger fiyatlarıyla meyve, sebze, et ürünleri adeta sağlıklı olmayı bir sınıfa indirgeyerek inceliği bir üst sınıf özelliği haline getirmek suretiyle yüceltiyor. Bu neredeyse üst sınıflara ait özelliklerin, az sayıda insana tekabül etmesi, bu özellikte insanları daha da çekici hale getiriyor. Oysa bir zamanlar soylular için kilolu olmak hem Avrupa’da hem Osmanlı’da bir statü göstergesiydi, çünkü zenginliği gösteriyordu. Buradan çıkarabileceğimiz sonuç, güzellik anlayışına bir diğer etkenin, toplumsal statülere dikkat çekme çabası olduğudur. Örneğin bir zamanlar “süt gibi beyaz tenli” olmak kadının tarlada güneş altında çalışmadığının bir belirtisi ve dolayısıyla bir güzellik ölçütüydü. Günümüzde ise bu anlayışın tam karşıtının makbule geçtiğini görüyoruz. Bir toplumsal statü ifadesi olan bronz bir ten kadının tatile gücünün yettiğinin göstergesi olmaktadır. Konuya dünya çapında yaklaşırsak belli güzellik anlayışlarını dayatmada ve yaymada en büyük silahın batılılaşma olduğunu söyleyebiliriz. “Batılılaşma modern çağın en tehlikeli güzellik trendidir. Pek çok Asyalı kadın, batılı kadınlara benzemek için göz kapaklarını düzenliyor, cilt rengini açıyor ve pek çoğu bu uğurda hayatını kaybediyor. Gelecek yıllarda bu modanın duracağını düşü- lım… nüyoruz.” Bu tür dayatmaların kadınların aleyhine olduğunun en rahatsız edici örneği ise bir zamanların Avrupa’sının korselerle elde edilen ince bel furyası olsa gerek. Her dönemde farklı kadın tiplerinin getirildiği, gerekirse olağanüstü ölçülerin geliştirildiği bu idealist tahta oturan her model, adeta Harry Potter’daki geleceği söyleyen şapka gibi, o zamanki toplum anlayışını gelecek kuşakların kulağına fısıldamıştır ve bu ölçü, kadınların aleyhine,-her ne kadar bazen gerçekçi olmasa da- o toplumlarda standart haline getirilmiş ve beklenen bir özellik olmuştur. Güzellikten etkilenen de, güzelliğin etkilendiği olgunun da toplum olduğunu gördüğümüze göre diyebiliriz ki, toplum olarak bütünüyle, eserine aşık olan bir ressamdan farkımız yok, bizim bunun bilincinde olmamamız dışında… ◼ fenêtre • Kış • 2015 • Sayı 6 22